.
Ekonomik Göstergeler
Dolar
29.84 ₺
Euro
32.45 ₺
GBP
1.124 ₺
JPY
7.842
Ana Sayfa
Gündem
Spor
Köşe Yazıları
Podcast

Gazze’nin ve Venezüella’nın ortak paydası: Hasta akıl

Okuma Süresi: 4 Dakika
Toplam Okunma: hesaplanıyor...
Gazze’nin ve Venezüella’nın ortak paydası: Hasta akıl
Gazze’nin ve Venezüella’nın ortak paydası: Hasta akıl
Paylaş:
Gazze katliamının ve Venezüella saldırısının ortak paydası; aynı hasta aklın sonucu olmalarıdır. Orada olanların baş aktörleri Trump ve Netanyahu ise bu hasta aklın hastalarıdır. Bu hastalığın adı; diyalektik akıl hastalığıdır. Diyalektik akla bazıları Tevrat aklı, bazıları da Yahudi aklı der.
Gerçekten de Tevrat mitolojisi ve Tevrat aklı; her şeyi birbirine karşıtlaştırarak ve düşmanlaştırarak ele alır. Tanrısıyla güreşen Yakup, kardeşi Habil’i öldüren Kabil; hep düşmanlıkları, karşıtlıkları ve rekabeti yerleştirmiştir insan aklına.
Düşmanlıklar üzerinden yürüyen, bu yüzden de hastalıklı ve yanlış olan bu diyalektik akıl; önce felsefeye yerleşmiş, tez-anti tez-sentez üçlemesinin adı olmuş, buradan da liberal düzene sıçramış, liberal demokrasi ve liberal ekonominin giderek kapitalizm, sosyalizm gibi siyasal düzenlerin akıl yürütme biçimi olmuştur.
Giderek bu yanlış akıl yürütme biçimi; Yahudilerin önderliğinde ticarete, ticaret kolonilerine, sömürgeciliğe, bankerliğe, reel değerleri değil beklenen değerleri fiyatlayan borsacılığa sıçramış, kapitalizmi ve onun emperyalizmini doğurmuştur.
Bu hasta diyalektik akıl; bütün siyasi ve ekonomik sistemleri düşmanlık ve karşıtlık üzerine oturtmuş, insanın insanı istismar etmesi demek olan emperyalizm hastalığını doğurmuş, bu hasta sistem de kendisini yönetenleri hasta etmiştir. İşte bu yüzden Trump ve Netanyahu bu emperyalist diyalektik aklın hastalarıdır. Ancak Trump ve Netanyahu; bu akıl hastalığının sebebi değil, sonuçlarıdır.

A. Diyalektik hastalığın kaynağı Yahudi ve Hristiyan mitolojisidir
Tevrat’tan başlayıp Yahudi ve Hristiyanlık inançları içine yerleşen bu hastalıklı diyalektik akıl önce bu inançları birbirine düşman etmiştir. Düşmanlık; Hristiyanlık ve Yahudiliğin Romalılar tarafından Avrupa’ya taşınmasıyla başlamıştır. Hızla kiliselerin ve krallıkların etrafında örgütlenen Hristiyanlık tüm Ortaçağ boyunca Yahudilere düşmanca davranmış, mallarına el koyup, sürgünlere göndermiş, onları kendi içine almayıp, ayrı kıyafetler giymeye ve gettolarda yaşamaya mahkum etmiştir.
Karşıtlıklardan kazançlı çıkmayı öğrenmiş Yahudiler; sömürgecilik döneminde sermaye ve teknolojileriyle Avrupa monarşilerinin ve kiliselerinin ‘’sömürgecilik ortağı’’ olmuşlar, zenginleşmiş ve Avrupa’nın bankeri ve borsacısı olmuşlardır.
Avrupalı sömürgeciler; ABD’de kurdukları koloniler üzerinden birbirleriyle savaşmaya başlayınca Yahudilerin ABD macerası başlamıştır. Savaşın olduğu yerde kazanç, kazancın olduğu yerde Yahudi bankerler ortaya çıkmıştır. Yahudi bankerler; savaşan Güneyi ve Kuzeyi yani her iki tarafı da finanse etmişler ve daha da zenginleşmişlerdir. 1913 yılında FED (Federal Rezerv) kontrolleri altına almışlar, dolar senyorajını ele geçirmişlerdir.
1900’lü yıllarda Katolik Vatikanla ve Ortadoks Rum Patrikanesiyle barışan Yahudiler 1950’lerden itibaren Amerika’nın kurucuları, Protestanları kontrol altına alma sürecini başlatmışlar, İncili tahrif ederek ve özel teşkilatlar kurarak, elli yılda 85 milyon Yahudi sever Evangelist oluşturmuşlardır.
Bu evangelistler üzerinden ABD’deki İsrail’e olan destek; lobiciliği aşmış, Yahudilerle inanç birliği içindeki evangelistler seçimleri belirler hale gelmiştir. İsrail’e destek Amerikan toplumunun kitle siyasetine ve İsrail’in güvenliği ABD’nin dini sorumluluğu haline dönüşmüştür.
İsrail+ABD bu hastalıklı diyalektik akıl üstünde birleşmiş ve kenetlenmiştir. Giderek ABD devleti siyonizmin Ortadoğu aparatı haline dönüştürülmüştür. Bu ortaklığı; bu yılki Hanuka bayramında; Kudüs’te ağlama duvarı önünde konuşma yapan Netanyahu bakın nasıl anlatıyor;
‘’Yahudi-Hristiyan medeniyetinin ve ABD’nin varlığı Yahudilerin başarılarına bağlıdır. ABD, Yahudilerin başarıları sonucunda oluşmuştur. Bugün İsrail’in verdiği savaş; Yahudi-Hristiyan geleneğinin ortak savaşıdır. Günümüzde Gazze başta olmak üzere farklı ülkelere düzenlenen İsrail saldırılarının bu medeniyet adına verilen ortak savaşlar olduğu unutulmamalıdır.’’
Bütün bu kronoloji ve Netanyahu’nun konuşması gösteriyor ki; ABD ve İsrail birbirini sonradan bulan iki devlet değildir. Aynı diyalektik aklın birbirinin içinden çıkmış iki yüzüdür. Baştan da söylediğimiz gibi; bu yanlış diyalektik akıl; Tevrat kökenlidir, İsrail+ABD devletleri Yahudi aklında birleşmiş bir ortaklıktır.

B. İsrail+ABD ortak diyalektik aklının bozuk sicili
Gelin; bu ortak diyalektik aklın saldırı ve hukuksuzluklarla dolu bozuk sicilini özetleyip görünür hale getirelim. Birinci Dünya Savaşında 20 milyon, İkinci Dünya Savaşında 80 milyon insanın ölümü; bu bozuk diyalektik aklın temel sicilidir.
• Vietnam savaşı,
• Irak’ın 2003’te meşru olmayan işgali,
• Libya devletinin 2011’de yıkılması,
• Filistin’de başlayan 1958’den bu yana devam eden işgaller, ablukalar ve operasyonlar ve nihayet çoğu çocuk ve kadın olan 70bin Gazzelinin katledilmesi İsrail+ABD bozuk aklının ve bozuk sicilinin canlı örneğidir.
Son olarak; 2019’dan bu yana petrol ve finans yaptırımları ve ihracatın engellenmesiyle çökertilen Venezüella ekonomisine yapılan müdahaleler ve Devlet Başkanı Maduro’nun askeri bir baskınla kaçırılmasıyla İsrail+ABD ortak aklı haydutluğa soyunmuştur.
Bütün bu olaylar “ayrı dosyalar”’ değil, İsrail+ABD ortak aklının farklı zaman ve sahadaki saldırılarıdır. Bu hasta akıl yüzünden dünyadaki İsrail ve ABD’ye muhalif her lider ve her ülke tehdit altındadır. Muhalif hiçbir ülke ve lider güvende değildir.

C. Küresel kriz ve diyalektik aklın çöküşü
Bugün kalıcı hale gelmiş küresel kriz; Tevrat/Yahudi diyalektik aklının çöktüğünü gösteriyor. Çünkü bu hasta diyalektik/hegemonik akıl;
- İlerlemeyi çatışma üzerinden kuruyor
- Düzeni merkezileşmiş güçle temsil ediyor
- İstikrarı itaatle eşitliyor
- Uluslararası hukuku yok sayıyor
Bu aklın artık kan ve gözyaşından başka dünyaya vereceği hiçbir şey yoktur. İnsanlık bu hasta ve tükenmiş akıldan kurtulmak ve onun yerine düşmanlığı ve insanın insanı istismarına dayanmayan yeni bir akıl (holistik akıl) bulmak ve kurmak zorundadır.

D. Türkiye’nin durumu nedir?
Kestirmeden söyleyelim. Türkiye 1948’de, İsrail devletinin kuruluşundan bu yana; İsrail+ABD aklının hedef tahtasındadır. Artık saklamaya gerek yoktur. Bu ortak akıl Türkiye’ye karşı PKK terörünü organize etmiş ve 40 yıl süren terör Türkiye’yi zayıflatmış ve bölünmenin eşiğine getirmiştir. Bu terör Kürt halkının kurtuluş terörü değil, tam anlamıyla büyük İsrail projesini hedefleyen Yahudi terörüdür.
Artık herkes biliyor ki; Türkiye, Büyük İsrail Projesinin önündeki son engeldir. Bu ortak hasta akıl; Türkiye Cumhuriyeti’nin yıkılmasını ve Türk milletinin bölünmesini hedeflemektedir. Bu yüzden devlet ve millet olarak bütün dikkatimizi bu akıl hastalığının niyetlerine ve eylemlerine çevirmeliyiz. Tarihimizin en yüksek alarmı seviyesinde uyanık olmalıyız.