.
Ekonomik Göstergeler
Dolar
29.84 ₺
Euro
32.45 ₺
GBP
1.124 ₺
JPY
7.842
Ana Sayfa
Gündem
Spor
Köşe Yazıları
Podcast

Fon krizi sonrası makro ekonomik görünüm

Okuma Süresi: 4 Dakika
Toplam Okunma: hesaplanıyor...
Fon krizi sonrası makro ekonomik görünüm
Fon krizi sonrası makro ekonomik görünüm
Paylaş:
TCMB Başkanı Sn. Fatih Karahan Eylül ve Ekim aylarında “Enflasyon ve Para Politikası” ile “Enflasyon ve Makro Ekonomik Görünüm” başlıklı beş sunum gerçekleştirdi. Bu sunumlardan bir tanesi de Türkiye Büyük Millet Meclisi Plan ve Bütçe Komisyonu sunumuydu. Özellikle bu sunumun daha ayrıntılı olması ve “Fon Krizi” sonrası gerçekleşmesi nedeniyle makro ekonomik görünümü TCMB görüşlerinin önemi itibari ile özetlemeye çalışacağız. Sunum dört başlıkta yapıldı. Küresel Ekonomi, Makro Ekonomik Görünüm, Para Politikası ve Finansal Koşullar ve Genel Değerlendirme. Bunları sırasıyla özetleyelim;

Küresel ekonomi
Enerji fiyatları savaş kaynaklı yüksek seyrediyor. Navlun maliyetleri artıyor. Emtia fiyatları ithal kaynaklı yükseldi. Küresel büyüme tahminleri belirgin şekilde aşağı yönlü güncelleniyor. Manşet enflasyon küresel ölçekte arttı. ABD ve Avrupa Merkez bankaları politika faizlerini yükseltmekte. Aynı şekilde gelişmiş ülke tahvil faizlerinde de yükselişler devam ediyor. Gelişmekte olan ülkelere portföy akımlarında savaş sonrasında oynaklık arttı.

MAKRO EKONOMİK GÖRÜNÜM:
İktisadi faaliyet:
İkinci çeyrekte büyüme iç talep öncülüğünde yavaşladı. Hizmet üretimi artarken sanayi üretimi geriliyor. Kapasite kullanımı tarihsel ortalamaların altında seyretmektedir. Göstergeler iç talepteki zayıf seyri teyit ediyor. Jeopolitik koşullara rağmen dış ticaret açığı ılımlı gidiyor. Seyahat gelirleri yatay. Cari açık ikinci çeyrekteki olumsuz dış koşullara rağmen gerilemiştir.
Enflasyon
Eylül/2026 enflasyonu %29.7. Dezenflasyon süreci arz yönlü baskılarla yavaşladı, enflasyonun ana eğilimi düştü. 3 aylık ortalama Haziran ayında %2.2 iken Eylül ayında %1.8'e indi. Enflasyonun seyrinde en yüksek kalem enerji fiyatları. Ancak “Eşel Mobil” sistemi küresel şokun akaryakıt fiyatlarına etkisini sınırladı. Hizmet sektöründe dezenflasyon devam ediyor. Kira enflasyonunda yavaşlama sürecek. Temel mallarda ise talep koşullarının etkisi dezenflasyonu destekliyor. Enflasyon beklentileri (Piyasa katılımcıları 12 ay sonrası enflasyonu %23.7 beklerken, reel sektör %32,5, hane halkı%45.6 bekliyor.) ihtiyatlı duruşun sürmesini gerektiriyor.
Para politikası ve finansal koşullar
Sıkı parasal duruş korunuyor. Bu duruş makro ihtiyati tedbir ve likidite yönetimi ile desteklenmektedir. Fonlama maliyetindeki azalış mevduat ve kredi faizlerine yansımaktadır. Yurtiçi yerleşiklerin TL tercihi güçlü. Mevduat ve yatırım fonlarının %61.4'ü TL Bireysel yatırımcılar döviz ve kıymetli maden satmaya devam ediyorlar. Kredi büyümesi %25 civarına geriledi. Kompozisyonunda iyileşmede devam ediyor. Ticari kredi tahsilinde gecikme oranı tarihsel ortalamaların altında. Tahvil faizleri kısa vadede geriledi, ancak orta ve uzun vadede yükseldi. CDS primi bir miktar arttı. Rezervlerdeki savaş sonrası gerilemenin bir kısmı telafi edildi. Brüt rezerv değişim oranı %39.1 eksi iken bunun altın fiyat düşüşünden kaynaklanan etki oranı %22.5.
Daha sonra soru cevap bölümündeki merkez bankası başkanının yanıtlarından bir özet de gerekirse; Fon krizi sonrası alınan önlemler; repo ihale tutarları arttırıldı, bankalar borçlanma limitleri on kat yükseltildi. Teminat iskontoları düşürüldü, TL zorunlu karşılıklarda bloke oranları azaltıldı. Tahvil alımları artırıldı. Fonlardan çıkan paranın büyük kısmı mevduata geçti, toplam mevduat 800 milyar civarında arttı. Döviz ve altına önemli bir gidiş olmadı, çıkışlar süreç içinde azalıyor.
Fonların makro ekonomi etkilerine gelince; servet etkisi sınırlı oldu. Düşüş görünce düşük. Vatandaşlar döviz ve altın bozdurmaya devam ediyor. Reel sektörün tasfiye fonlarındaki payı çok düşük. Ara ödemelerin etkileri açısından takibi gerekiyor. Fon krizinde TMSF’ye devredilen üç yatırım bankasının sektör içindeki payları binde 2 gibi çok düşük oranda. Bu nedenle merkez bankası sistematik bir risk beklemiyor. Döviz kredilerinin büyüme oranı 2024'te %38 iken şimdi %12'ye düştü. Kullanımını da genellikle döviz geliri olan firmalarda. Enflasyonun 57 ay sonra ancak %75'ten %30'lara inmesi olumlu ancak hedeflenen başarının altında. Nedenleri ise;  kira ve eğitimdeki katılık, para politikasının aktarım mekanizmasındaki yavaşlık, deprem etkisi, altın fiyatları, gıda ve enerji şokları, geçen yılki kuraklık ve don. Bu nedenler faizin yüksek kalmasına neden oldu. Eski dönemlere nazaran arz şokları hem daha sık hem daha büyük oranda. Dezenflasyonun kuşkusuz maliyeti var ama kalıcı tek çözüm. Merkez bankası işgücü verilerini de her zaman atıl iş gücü verisi ile birlikte değerlendiriyor. (TBMM tutanak tbmm.gov.tr /tutanaklar/tut…)
Geçen haftaki yazımızda belirttiğimiz üzere sanayi sektörü 30 aydır alarm veriyor. Sanayisizleşme süreci yaşıyoruz. Enflasyonun çok uzun bir sürede de olsa %75'lerden %30'ların altına indirilmesi olumlu olmakla birlikte üretimin bu kadar uzun sürede olumsuz seyretmesi gelecek için endişe verici. Arz talep dengesinde üretim bacağının aksamaması gerekiyor. Geçen hafta yazdığımız yazıda rekabet liginde neden geride kaldığımızı özetlemeye çalışmıştık. En büyük eksikliğimiz “Verimlilik” ve “Yüksek Katma Değerli” teknolojik ürünlerdeki üretimsizliğimiz. Bunları aşmak zorundayız. Diğer yandan Şubat 2025'te %39.05 olan yıllık enflasyon ancak Eylül 2026'da %29.75'e geriledi. 30'lu rakamlardan 20'li rakamlara düşüş 19 ayda mümkün olabildi. Enflasyon düştükçe daha aşağı indirmek zorlaşıyor. Zira baz etkilerinin destekleme oranları azalıyor. Seçim tarihlerine yaklaşıldıkça bu zorlanma oranı daha da artacak. Hep söylüyoruz dezenflasyon programımız başlangıcından önden yüklemeli ancak kısa süreli uygulama tercih edilseydi maliyet bu denli olmaz ve beklentiler daha çabuk rasyonelleşebilirdi.