Gazeteci Yazar Murat Kışlalı, GÖZLEM’in ülke gündeminin başında gelen olay ve gelişmelerle ilgili sorularını cevapladı.
GÖZLEM – Cumhurbaşkanı Erdoğan fon kriziyle ilgili sürecin üç ayrı başlık altında ele alındığını belirterek “İlk aşama tasfiyesine karar verilen birikimlerin yatırımcılara ödenmesidir. İkinci aşama manipülasyon yaparak haksız ve fahiş kazanç elde edenlerden yargı önünde hesap sorulmasıdır. Üçüncü aşama ise bir daha benzer bir sorunla karşılaşılmaması için alınması gereken tedbirler kısmıdır” dedi. Fon krizinin başladığı 16 Eylül’den bu ana kadar bu üç aşama itibarıyla gelinen nokta nedir?
K – Fon Koordinasyon Kurulu’nun son açıklamasına göre “Sürecin başından bu yana tasfiye sürecinde olan fonların sayısı 131’den 47’ye düşmüş, 55 bin 755 hesaba toplam 49,7 milyar TL tutarında ayni ve nakdi tasfiye ödemesi yapılmıştır.” Tasfiye sürecinde toplam 131 fonda 455 bin 758 yatırımcının Gedik Menkul Kıymetler’e göre yaklaşık 992 milyar lirası, yani 1 trilyon lirası vardı. Şimdi yatırımcı sayısının yüzde 10’u, toplam fon bedelinin ise ancak yüzde 5’i ödenmiş durumda. Adalet Bakanı Akın Gürlek fon soruşturmasında bugüne kadar 89 kişinin tutuklandığını, 195 kişi için adli kontrol tedbiri uygulandığını açıkladı. Buna karşın iktisatçı Sabri Öncü’nün yaptığı çalışmaya göre; 7 portföy yönetim şirketi ve 131 fonun tasfiyesine karar verildiği 17 Eylül’de, bu fonlardaki 650 hesaptan 227,1 milyar lira çekildi. Yeni Parti’li Gökhan Günaydın 1-16 Eylül arasında 441 kişinin toplam 441 milyar liralık fon satışı yaptığını açıkladı. Bakan Gürlek 13-16 Eylül tarihlerinde fonlardan çıkış yapan 214 gerçek ve tüzel kişinin 187,7 milyar lira kazanç elde ettiğini açıkladı. Tüm hesap sahipleri incelemeye alındı mı? Gürlek’in talep ettiği gibi haksız kazançları geri ödemeyenlere ne yapıldı? Üstelik mesele sadece fonlar da değil. Bu fonların yatırım yaptığı yeni halka arz edilen şirketlerdeki manipülatif hareketler de ne kadar inceleniyor? Örneğin hafta içinde 26 kişinin gözaltına alındığı son operasyon 4 hissedeki yatırımları kapsıyor. Oysa son dönemde fahiş değer kazanıp kaybeden ve SPK’nin incelediği 31 halka arz var. Bir de bunun denetim ayağı var. Dönem sürecinde SPK’nın başında olup sonra Kamu Denetimi Başkanlığı’na atanan bürokrat başta olmak üzere, bu süreçte kamuda yer alıp görevini yerine getirmeyenler hakkında yasal bir işlem yapıldı mı? Onların sorumluluğu ne olacak? İyi Parti lideri Musavat Dervişoğlu süreci güzel bir şekilde özetledi: “Milleti soydular, şimdi de tövbe fonu kurdular. Parayı çalıyor, yakalanıyor, ‘Getir parayı yerine koy’ diyorlar... Atanıp soyguna katılanlar, istifa ederek bu işten sıyrılıyor. Parayı iade eden soyguncu da temize çıkıyor. Hırsıza ‘Gönlünden ne koparsa’ diyorlar. Bütün bu sistemi kuran, atamaları yapan, burnunun ucunu göremeyen Reis bey de sözüm ona temizlik yapıyor. Utanmasalar kiliseye girip günah çıkaracaklar. Bunlar yarın cennetten arsa bile satmaya kalkar.” Buna göz yumanların, bir daha olmaması için çare bulabilecek olmaları da bana pek inandırıcı gelmiyor.
GÖZLEM – Geçen hafta, Sözcü.com editörü Mustafa Balcı ve Ankara’nın deneyimli gazetecilerinden Şaban Sevinç “halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma” suçlamasıyla tutuklanmaları için “İşte çıtanın çok yükseldiğini ve daha da yükseleceğini gösteren bir başka gösterge” demiştiniz. Hafta içinde önce gazeteci Murat Ağırel, sonra da İsmail Arı tutuklandı. Yorumunuz?
K –Yeni Parti Erzincan Milletvekili Mustafa Sarıgül, Murat Ağırel ile beraber iki oğlu ve gelininin de aralarında bulunduğu 16 kişinin tutuklanması ile ilgili süreci Sözcü’de Saygı Öztürk’e şöyle anlattı: “Sinan Çampınar isimli kişi 2,5 yıl önce bize geldi, Türkiye’de yatırımlar yapmak isteyen yatırımcılar olduğunu,... Almanya’da bir şirket kurmamız gerektiğini söyledi... Sonraki aşamada oğlum Emir’den bir gayrimenkul almak istedi. O gayrimenkul için sadece 100 euro gönderdi. Emir gelen bu 100 euroyu iade etti... Sinan 100 euroluk dekontu yapay zekayla 100 milyon euro gibi yapıyor... Bankadan resmi yazı geliyor. O resmi yazı da 100 milyon euronun Denizbank’a hiçbir zaman Emin Sarıgül hesabına gelmediğini teyit ediyor. Yani karşımızda böyle bir yapay zekayla uğraşan dolandırıcı çıktı... savcılığa dilekçe veriyor. Murat Ağırel’e bu iddiaları anlattığını ancak Murat Ağırel’in bunu yayınlamadığını söylüyor. Bunun üzerine savcılık soruşturma başlatıp kendilerine bunun sorulmasına karar veriyor.” Sarıgül ailesinin her tarafı dolandırıcılık kokan bir kişiye bu kadar paye vermesi ayrı konu. Murat Ağırel “örgüte üye olmamakla birlikte örgüte yardım” suçlamasıyla tutuklanıyor. Suçlama şaka gibi, suçlamanın tam tersi gerçekleşmiş. Ağırel “yalan-düzmece belgeleri haberleştirmemiş” ve dolayısıyla sözde “örgüt”e yardımcı olmadığı için “örgüt” bir suç işleyememiş. Ama yine de tutuklandı.
GÖZLEM – Sizce neden?
K – Çok açık. Murat Ağırel’e, fon yolsuzluğuyla ilgili kelepçeli ev hapsi cezası yeterli görülmemiş olacak ki, bir kez daha tutuklanması için bir iktidar tasarrufunda bulunulduğu anlaşılıyor. Murat Ağırel bu iddiaları haberleştirmedi çünkü ortada haberlik bir malzeme yoktu, bir dolandırıcı ve ipe sapa gelmez belgeler vardı. Ama diyelim ki haberlik bir malzeme vardı. Bu haberi yapıp yapmamak da yine Murat Ağırel’in tercihi olurdu. Haber olacak malzeme olsa bile bunu haber yapmamak suç olabilir mi? İsmail Arı ise eski RTÜK Başkanı Ebubekir Şahin’in şikayeti üzerine “kamu görevlisine görevinden dolayı hakaret” ve “halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma” suçlamasıyla tutuklandı. Arı’ya fon soruşturmasında adı geçen ve yurt dışına kaçtığı iddia edilen eski bürokrat Osman Nacar’ın Şahin ile tanışıklığının olduğuna dair bir paylaşım yapıp yapmadığı soruldu. Arı “Şahin’in adının fon soruşturmasında geçip geçmediğini bilmediğini, bu konu ile ilgili bir haber yapmadığını” söyledi. Diyelim ki Şahin ile Nacar’ın tanıştıklarına dair “yanlış, yalan” bir paylaşım veya haber yapmış olsun. Gazetecilikte tekzip denilen bir müessese vardır ve bu “yalan” haberi ortadan kaldırmanın yolu tekzip etmektir. İki kişi arasında bir tanışıklık olduğunu yanlış bir şekilde yazmanın bedeli “tutukluluk”, bir kimseyi özgürlüğünden üç ay, beş ay mahrum etmek olabilir mi? Gazeteci Ali Tarakcı da X hesabından “Çok önemli bir bakan Cuma günü istifa edecek” diye yazdığı ve bu iddia doğru çıkmadığı için “halkı yanıltıcı bilgiyi alanen yayma” suçlamasıyla tutuklanmıştı. “Gaddarlık” seviyesi gün geçtikçe artıyor.
GÖZLEM – Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin ortaokul ve liselerde 10 Kasım’a sınav konulmasını, Nefes’ten Dilan Kutlu’ya “10 Kasım resmi tatil olsa zaten sınav yapmayız. Çocuk okula gidecek. 9:30’a kadar sınav koymuyoruz. Çünkü 10 Kasım törenleri 8:45’de başlıyor” diye açıkladı. Tekin “Tam tersini düşünün, ertesi güne sınav koysaydık çocuklar sınava hazır olmak için 10 Kasım törenine gelmeyecekti. Daha mı iyiydi? Geldikleri güne sınav koymuş olduk, ne güzel gelmelerini sağlamış olduk” dedi. Siz ne diyorsunuz?
K – Tipik, tam bir takkiye açıklaması. Sanki 10 Kasım törenlerine, Atatürk’e karşı değil, sanki son dönemde laik eğitime şeriat unsurlarını koyan kendisi değil, dalga geçer gibi “Ne güzel gelmelerini sağlamış olduk” diyor. Çocukların 10 Kasım’a gelmelerini sağlayan o güne sınav konulması değil Atatürk sevgisi. Hiç merak etmesin. Bir özel okulun Lise sınav tarihleri önümde. 7-8-9 Kasım’da sınav yok. 10 Kasım’da Coğrafya, 11 Kasım’da Türkçe ve Din sınavları var. “Ertesi güne mi sınav koysaydık?” diyor ama zaten konmuş. Ama üç gün öncesine kadar sınav yok. Coğrafya, Türkçe, Din sınavlarını 7-8-9 Kasım’a günde bir sınav olarak koysanıza. İnsanlarla dalga geçiyor. Ama niyet hemen ortaya çıkıyor.
GÖZLEM – Şampiyonlar Ligi’nde daha bir hafta geçmeden Fenerbahçe hakkında yaptığınız tahmin boşa çıktı. Galatasaray’ın Lille deplasmanındaki galibiyet tahminini ise tutturdunuz...
K – Fenerbahçe kaybedince tahminime göre alabileceği puan 8’e indi. Play-off’a kalma şansını zora soktu. Bana göre eninde sonunda, İsmail Kartal gidici. Galatasaray ise Avrupa tecrübesini ortaya koyuyor. Aldığı galibiyetle orta sıradaki 16 takımı kapsayan Play-off alanı içine girdi.
Fon krizi denetim açığını ortaya çıkardı
Fon krizi denetim açığını ortaya çıkardı
Paylaş: