.
Ekonomik Göstergeler
Dolar
29.84 ₺
Euro
32.45 ₺
GBP
1.124 ₺
JPY
7.842
Ana Sayfa
Gündem
Spor
Köşe Yazıları
Podcast

Filiz Ceritoğlu Sengel: Ören yerleri gelirleri can damarımızdı, kesildi

Okuma Süresi: 6 Dakika
Toplam Okunma: hesaplanıyor...
Filiz Ceritoğlu Sengel, kadınların iş, siyaset ve sivil toplumdaki görünürlüklerinden, sosyal belediyecilik ve yerel demokrasinin durumuna kadar birçok konudaki samimi düşüncelerini Gözlem okurlarıyla paylaştı.
Filiz Ceritoğlu Sengel: Ören yerleri gelirleri can damarımızdı, kesildi
Paylaş:
Emrah Yılmaz

Efes Selçuk Belediye Başkanı Filiz Ceritoğlu Sengel, kadınların siyasette ve yerel yönetimlerde yeterince temsil edilememesini bireysel tercihlerden çok, çalışma hayatından sosyal yaşama uzanan yapısal sorunlardan kaynaklı olduğunu belirtti. Yerel yönetimlerin yurttaşa en yakın demokrasi mekanizması olduğuna dikkat çeken Sengel, kadınların bu alanlarda görünür olmasının yalnızca eşitlik değil, kamusal hizmetlerin niteliği açısından da belirleyici olduğunu vurguladı. Türkiye’de yerel yönetimlerin yetki ve kaynaklarının giderek daraltıldığı bir süreçte, hem sosyal belediyeciliğin hem de yerel demokrasinin ciddi biçimde zayıflatıldığını dile getiren Sengel, söz konusu durumu, “Can damarımızın kesilmesi olarak tanımlayabiliriz bunu.” ifadeleriyle özetledi.


Türkiye’de kadınların siyasete katılım oranı maalesef hâlâ oldukça sınırlı. Sizce bu tabloyu belirleyen temel yapısal engeller nelerdir ve kadınların yerel yönetimlerde daha görünür olması neden kritik?
Kadın erkek diye başlayan cümlelerden çok haz etmesem de kadınların siyasette temsillerinin yeterli oranda olmadığını düşünüyorum. Kadın siyasette arzu ettiğimiz oranda yer almıyor, çünkü kadınların halen önemli bir kısmı çalışma hayatında ve sosyal hayatta yer edinemiyor. Sosyal hayatın içinde yer almayan, sivil toplum örgütlerinde temsil mekanizmalarında yeterince bulunamayan, üstüne ekonomik olarak da kendi ayakları üzerinde duramayan bir kadın haliyle siyasette de yer edinemiyor. Kadınların siyasetin yanı sıra yerel yönetimlerde de görünür olması ayrı bir öneme haiz. Çünkü yerel yönetimler kadına, çocuğa, aileye ve kısacası insana en yakın yönetim organizasyonlardır aslına bakarsanız. Yerel yönetimlerin çalışma alanların birçoğu aslında kadınlarla doğrudan doğruya ilişkili. Bu yüzden kadınların yerel yönetimlerde ve yerel mekanizmalarda yer alması en az siyasette yer alması kadar ayrı bir önem taşıyor.

Bir kadın belediye başkanı olarak görev süreniz boyunca, cinsiyet temelli açık ya da örtük hangi zorluklarla karşılaştınız? Bu deneyimler, yönetim anlayışınızı nasıl şekillendirdi?
Ben bir kadın olsam da kendimi kadın belediye başkanı olmanın ötesinde tanımlıyorum. Bu nedenle göreve geldiğim ilk günden bu yana karşılaştığım zorluklar cinsiyet temelli sorunlar olmaktan ziyade yerel yönetimlerin yapısıyla ilgili. Bugün Türkiye’de yerel yönetimlerin gücünü günbegün azaltmaya yönelik bir sistem ile karşı karşıyayız. Yaşadığımız zorluklar aslına bakarsanız bunlardan mütevellit.

Selçuk’ta toplumsal cinsiyet eşitliği ve dezavantajlı gruplar konusunda belediye olarak hayata geçirdiğiniz somut projeler neler? Bu çalışmaların sahadaki karşılığını nasıl değerlendiriyorsunuz?
Genellikle kadın belediye başkanlarına kadınlara yönelik hangi projeleri hayata geçirdiği sorulur. Bu sorulara cevap olarak ben her zaman diyorum ki; “Bizim her projemizin orijininde kadın var.” Evet, her projemiz bir şekilde kadınların hayatına dokunuyor. Çünkü kadına dokununca aslında tüm aileye dokunmuş oluyorsunuz. Dezavantajlı grupların yaşadığı her zorluktan da önce kadınlar etkileniyor. Bizim bir Efeslim Kart Projemiz ve onun kardeşi olan Emekli Efeslim Kart uygulamamız var. Bir aile, geçimini sağlamak adına zorluk yaşıyorsa bundan en çok kadınlar etkileniyor. Çünkü kadın ne iş yaparsa yapsın, akşama tenceresini kaynatmayı düşünüyor. Çocukların beslenme çantasına ne koyacağını düşünen de yine kadın. Biz bu anlamda ailelerin yanında olduğumuz projeleri bütün zorluklara rağmen yürütüyoruz.

Kadınların ekonomik ve sosyal hayata katılımını artırmaya yönelik ilçede yürüttüğünüz çalışmaların, özellikle genç kadınlar açısından nasıl bir dönüşüm yarattığını düşünüyorsunuz?
Buna verebileceğim en güzel örneklerden bir tanesi Çocuk Gelişim Merkezlerimiz ve Deppo Efes Masal Evimiz. Biz bir tarım kentiyiz. Tarım emekçilerinin, özellikle mevsimlik işçilerin önemli bir kısmı kadın. Kadınlar bahçeye, tarlaya giderken en önemli kaygıları çocuklarını bırakacak bir yer bulmaları oluyor. Biz Deppo Efes Masal Evi ve iki Çocuk Gelişim Merkezimiz ile çalışma hayatına katılan kadınların yanında oluyoruz.

Selçuk, sahip olduğu müzeler ve ören yerleriyle yalnızca ilçenin değil, ülkenin de önemli kültürel miras merkezlerinden biri. Bu mirası korurken aynı zamanda yerel kalkınmaya katkı sunmasını nasıl sağlıyorsunuz?
Yerel yönetimler o kentte bulunan kültürel mirasın da koruyucusudur. Bu bağlamda Efes Selçuk Belediyesi uzun yıllar özellikle Efes Antik Kenti ve Meryem Ana Evi’ndeki varlığı ile aslında bu değerlerin de koruyucusu da oldu. Ancak bu alanlardaki varlığımız maalesef sonlandırıldı.

Efes başta olmak üzere ören yerlerinin yoğunluğu, Selçuk Belediyesi açısından ne tür fırsatlar ve ne tür yönetimsel yükler getiriyor? Merkezi yönetimle bu alanlarda yeterli iş birliği sağlanabiliyor mu?
Biraz önce de dediğim gibi ören yerlerinde belediyemizin varlığı bir şekilde ortadan kaldırılmış durumda. Ancak burada bizim esnafımız var.  Her yıl yüz binlerce ziyaretçi buraya geliyor.

Son dönemde belediyelerin en çok dile getirdiği sorunlardan biri İller Bankası ve SGK kesintileri. Selçuk Belediyesi bu kesintilerden nasıl etkileniyor?
Biz Türkiye’de ekonomik kayyumun uygulandığı ilk belediyeyiz. Öncelikle bunu söylemek isterim. 1970’lerden bu yana belediyemize ait olan Meryem Ana Evi otopark gelirleri ve Efes Alt Kapı otopark gelirleri bakanlık tarafından elimizden alındı. Elimizden alınan gelirler bütçemizin yüzde 60-65’ine tekabül ediyor. Belediye olarak hem kurumuzu hem de kentimizi beslediğimiz büyük bir kaynak elimizden alındı. Bu durum elbette bizi olumsuz etkiliyor.

Söz konusu kesintilerin, özellikle sosyal belediyecilik hizmetleri üzerindeki etkisini nasıl tanımlarsınız? İlçede hangi alanlarda zorlanıyorsunuz?
Can damarımızın kesilmesi olarak tanımlayabiliriz bunu. Bizi her alanda zorluyor.

Merkezi hükümetle yaşanan mali ve idari sorunlara rağmen, belediyelerin hizmet üretmeye devam edebilmesi için sizce hangi yapısal düzenlemelere ihtiyaç var?
İlçe belediyelerin hayatta kalabilmesi için yapısal açıdan ve mevzuat açısından birçok değişikliğe ihtiyaç var. Bunlardan en önemlisi bir kültür ve turizm kenti olarak Efes Selçuk için söyleyebilirim ki, büyük otellerden alınan turizm vergilerinin, o ilçenin turizminden kaynaklı sorunlarını ortadan kaldırmak konusunda bire bir hizmet veren belediyelere aktarılması gerekiyor. Yine aynı şekilde motorlu taşıtlar vergisinin de belediyelere kalabileceği şekilde düzenlemelerin tekrardan gündeme gelmesi gerekiyor ki, o kentin hem otopark sorunu hem de aynı zamanda çevre kirliliği anlamında en önemli hizmet kurumu belediyelerdir.  Yine aynı şekilde Sosyal Güvenlik Kurumu’na olan borçlanmalara ilişkin olarak faizlerin silinip tekrardan düzenli bir şekilde ödeyebilmek kabiliyetine getirilmesi gerekiyor ki bu sigorta borçlarının mesuliyeti tek başına halihazırda var olan mevcut belediyeler değil çok geçmişten beri gelen sigorta borçları oluşturmakta, aynı şey vergi borçları için de geçerli. Ancak ne yazık ki, hükümet belediyeleri ayakta tutmaktan ziyade belediyelerin sekteye uğramasına ilişkin olarak düzenlemeler yapmayı tercih ediyor.

Yerel yönetimlerin güçlendirilmesi konusunda uzun süredir süren bir tartışma var. Sizce Türkiye’de yerel demokrasi, bugün olması gereken noktada mı?
Yerel yönetimlerin güçlü olması demek aslında merkezi yönetimin de işinin kolaylaşması demek. Çünkü vatandaşlara en yakın olan yönetim yerel yönetimler. Aynı şekilde kentlerin ihtiyaçlarını da en doğru şekilde tespit edecek olanlar yine o kentin yerel yöneticileridir. Yerel demokrasinin elbette daha fazla gelişmeye ihtiyacı var. Yerel yönetimlerin güçlenmesi aynı zamanda yerel demokrasinin güçlenmesini de sağlayacaktır. Çünkü yerel yönetimler sadece çöp toplayan, taş döşeyen kurumlar değil aynı zamanda yurttaşlık bilincine katkı sunan, katılımcılığı esas alan, kentle ilgili karar alma süreçlerine kentte yaşayan tüm kesimleri dahil eden kurumlardır. Kısacası kalkınmada demokratikleşme de önce yerelden başlar.

Tüm bu zorluklar ışığında, Selçuk için orta ve uzun vadeli hedefleriniz neler? İlçeyi nasıl bir geleceğe hazırlamak istiyorsunuz?
Biz her şeyden önce kentimize ve kentlimize sahip çıkan bir anlayışla hareket etmeye devam edeceğiz. Gücümüz yettiğince emeklimize, öğrencimize, gencimize sahip çıkmaya devam edeceğiz. Sözü hiç de eğip bükmeden söylemek gerekirse biz iktidar olacağız. Cumhuriyet Halk Partili belediyelerin iktidarında halkın belediyeleri daha güçlü olacak. Şimdi kısıtlı olanaklarla, baskılarla, ekonomik kayyumlarla bile halkın yanında olan belediyelerimiz o zaman daha da güçlü olacak.

Hem kadınlara hem de yerel yönetimde söz almak isteyen gençlere, kendi deneyiminizden yola çıkarak vermek istediğiniz en temel mesaj ne olur?
Gençlerimizin kendilerine, kentlerine, yaşadıkları ülkeye dair sözleri varsa ki, yaşadığımız ekonomik ve sosyal bütün olumsuzluklar en çok gençlerimizi etkilediği için gençlerimizin elbette söyleyecek sözleri olduğunu düşünüyorum. Gençlerimiz bir adım öne çıksınlar, “Ben buradayım, biz buradayız” desinler. Biz onlarla birlikte hatta onların arkasında yürümeye hazırız. Çünkü Ulu Önderimiz ve Ebedi Başkomutanımız Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün de dediği gibi bizim de bütün ümidimiz gençliğimizde.