.
Ekonomik Göstergeler
Dolar
29.84 ₺
Euro
32.45 ₺
GBP
1.124 ₺
JPY
7.842
Ana Sayfa
Gündem
Spor
Köşe Yazıları
Podcast

Fener Rum Kilisesi Yunanistan'a hizmet ediyor

Okuma Süresi: 4 Dakika
Toplam Okunma: hesaplanıyor...
Fener Rum Kilisesi Yunanistan'a hizmet ediyor
Fener Rum Kilisesi Yunanistan'a hizmet ediyor
Paylaş:
Yunanistan; Ege’de ülkemize ait adaları uluslararası hukuk ve anlaşmalar hilafına işgal edip silahlandırırken, iskana açarken, okullar ve kiliseler inşa ederken; görevi sadece ülkemizdeki Ortodoks vatandaşlarımıza dini hizmet vermekten ibaret olan Fener Rum Kilisesi ve başta Başpapaz Bartholomeos olmak üzere bu kilisede görevli Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı papazlar bu hukuksuzluğa ortak oluyor, Yunan işgali altındaki adalarımıza papaz ataması yapıyor. Hem de resmî olmayan “ekümenik patrik” (bütün dünyadaki Ortodoksların dini lideri) sıfatıyla… ve bu uygulamayı; hiçbir engel, itiraz ve hukuki yaptırıma muhatap olmadan, 2012 yılından bu yana 14 yıldır aralıksız sürdürüyorlar…
Millî Savunma Bakanlığı Eski Genel Sekreteri ve Kutlu Parti Genel Başkan Yardımcısı Emekli Kurmay Albay Ümit Yalım; bütün bu hukuksuzluğu gözler önüne seren bilgileri basınımız aracılığıyla paylaştı. Türkiye Cumhuriyeti’nin Ege’deki hakları ve uluslararası hukuktan kaynaklanan çıkarları; Ümit Yalım’ın emekli olmadan önce MSB Genel Sekreteri olarak icra ettiği görevler kapsamındaydı ve o dönemde Türkiye Cumhuriyeti Devleti Ege’deki hak ve hukuki çıkarlarımız konusunda son derece hassastı. 1993-2008 yılları arasında Türk Tarih Kurumu Başkanlığı görevinde bulunmuş olan Kutlu Parti Genel Başkanı Profesör Yusuf Halaçoğlu da ülkemizde bu konuyu en iyi bilen bilim insanlarından birisidir. Bu nedenle bu değerli insanların dikkat çektikleri bilimsel ve hukuki konuların hiçbirisi göz ardı edilecek konular değildir, ülkemizin geleceği ve bu yönde halkımızın aydınlatılması açısından son derece önemlidir.
Ümit Yalım’ın dikkat çektiği konuları özetlersek;
Fener Rum Kilisesi; 2012 yılında, Aydın ilimizin sınırları içindeki Eşek ve Nergizcik adaları ile etrafındaki küçük adaları doğrudan “sözde ekümenik patriğin” yetkisi altına aldığını ilan etmiş, bunu internet sitesinde alenen yayımlamış ve bu adalardaki kiliselere papaz ataması yapmıştır.
Türk Ortodoks Patrikhanesi Temsilcisi Sevgi Erenerol; 2018 yılının Kasım ayında, Fener Rum Kilisesi Başpapazı Bartholomeos’un Yunan işgali altında olan Ege’de bazı adalardaki kiliselere papaz görevlendirmek suretiyle “Devletin birliğini ve ülke bütünlüğünü bozmak” suçunu işlediği gerekçesiyle İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’na suç duyurusunda bulunmuştur. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’nın; bugüne kadar, bu suç duyurusuna hiçbir işlem yapmadığı iddia edilmektedir.
Basında çıkan haber ve yorumlara, yapılan suç duyurusuna rağmen soruşturma açılmamasından ve yargılama yapılmamasından cesaret alan Bartholomeos ve Fener Rum Kilisesi; bu sefer 2025 yılında yine Türkiye Cumhuriyeti’ne ait olan Koçbaba, Marathi ve Bulamaç adalarını ve çevredeki adacıkları doğrudan “sözde ekümenik patrikhanenin” yetkisi altına aldığını ilan etmiş ve bunu da internet sitesinde yayımlamıştır.
Ümit Yalım; 1923 Lozan Antlaşması'na göre, Fener Rum Kilisesi'nin dini yetkisinin sadece İstanbul, Gökçeada ve Bozcaada'daki Rum Ortodoks kiliseleriyle sınırlı olduğunu bilimsel ve hukuki gerekçeleriyle izah etmektedir. Kaldı ki; Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olan bir din görevlisinin devletimizin uluslararası ilişkilerini doğrudan etkileyecek ve aleyhimize durum yaratacak kisveler altında, aleyhimize durum yaratacak faaliyetler icra etmesi hukuken kabul edilebilecek bir şey değildir.
Yunanistan Hükümetinin ve Fener Rum Kilisesinin müşterek faaliyetleri sadece adalarımızda kiliseler kurmak ve bu kiliselere papaz atamakla sınırlı da değildir. Özetleyecek olursak;
İşgal edilen adalarımızda Yunan bayrakları ile birlikte Bizans bayrakları da dalgalandırılmakta, Yunan siyasetçiler, devlet adamları, din adamları, öğrenciler ve askerler bu bayraklar altında pozlar vermekte,adalarımızda uluslararası antlaşmalar hilafına konuşlandırdıkları askeri birlikler ile harp silah, araç ve gereçlerini sergilemekte ve bu tahrik edici görüntülerle gövde gösterisi yapmaktadırlar.
Fener Rum Kilisesi; yine 2012 yılında Türkiye Cumhuriyeti’nin yasal mevzuatı hilafına hareket ederek Heybeliada Ruhban Okulunu faaliyete geçirmiştir. Bu konuda da hiçbir yasal işlem yapılmamış olması dikkat çekicidir. Türk Halkı bu durumu 13 yıl sonra, Aralık 2025’te, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın ABD ziyaretinde; Başkan Trump’ın “Heybeliada ruhban okulunun açılması gerektiği”konusunu dillendirmesi üzerinetarafların konu ile ilgili destekleyici açıklamalarından sonra öğrenmiştir. Devlet adamlarımızın bu durumu koşulsuz kabul etmesi ve ardından yapılan resmî açıklamalar dikkatlerden kaçmamıştır.
Fener Rum Kilisesi Başpapazı Bartholomeos; Ocak 2019’da Devlet Başkanı Proşenko’nun katıldığı bir törenle Ukrayna Ortodoks Kilisesi’ne “otosefal” (bağımsızlık ve otonomi) yetkisi tanıyan kararname vermiştir. Otosefal töreni ile bütün dünyaya Fener Rum Kilisesi’nin Ekümenik (dünya Ortodokslarının dini temsilcisi) olduğu mesajı verilmiştir. Yetkileri yasalarla ve uluslararası antlaşmalarla sınırlı olan bir Türkiye Cumhuriyeti vatandaşının bu uygulamasının uluslararası camiada nasıl algılanacağı, aleyhimize nasıl kullanılacağı ve bu durumun gelecekte ülkemizi nasıl etkileyeceği çok iyi değerlendirilmelidir.
Yunanistan; adalarımızdaki bu haksız ve hukuksuz uygulamalarını aralıksız sürdürülürken, fiili kazanımlarını korumak için 2025 Aralık ayında İsrail ve Güney Kıbrıs Rum Yönetimi ile Türkiye’ye karşı müşterek savunma anlaşması yapmıştır. Bunun hemen ardından karasularını 12 mile çıkarma konusundaki kararlılığını dillendirmeye başlamıştır.
Ege’deki ortam yıllardır Yunanistan lehine geliştirilirken geçtiğimiz Şubat ayında Ankara’da Yunanistan Başbakanı Miçotakis ile görüşen Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın; adalarımızın işgaline, iskana açılmasına, silahlandırılmasına, Ege’de karasularını 12 mile çıkarma girişimine ve böyle bir ortamda Fener Rum Kilisesinin Yunanistan çıkarına hizmet etmesine değinmemesi, buna karşılık Miçotakis’in; Ege’de kıt’a sahanlığı, Akdeniz’de münhasır ekonomik bölgeler ve Kıbrıs’ta Yunan tezlerinin geçerliliği konularında taviz vermeyecekleri bağlamında açıklamalar yapması, bu görüşmenin hemen ardından Yunan Dışişleri ve Savunma Bakanlarının Ege’deki durumu kendi lehlerine geliştirme kararlılığını ısrarla dile getirmeleri dikkat çekicidir.
Ümit Yalım; yaptığı açıklamalarda, Yunanistan tarafından işgal edilen adalarımızın hukuki statüsünü ve aidiyetini, Fener Rum Kilisesinin uygulamalarının hukuka aykırı ve suç niteliğinde olduğunu hiçbir kuşkuya yer olmayacak şekilde izah etmektedir. Buna rağmen gerek iktidar gerekse muhalefet cephesinde siyasi makamların çoğunluğunun sessizliğini ve tepkisizliğini anlayabilmek, bu siyasi tutumun sürece destek anlamına geleceği düşüncesine kapılmamak, bu faaliyetlerin bölgemizdeki ve ülkemizdeki değişim ve dönüşüm projesi ile aynı dönemde hayata geçirilmesinden endişelenmemek mümkün değildir.