.
Ekonomik Göstergeler
Dolar
29.84 ₺
Euro
32.45 ₺
GBP
1.124 ₺
JPY
7.842
Ana Sayfa
Gündem
Spor
Köşe Yazıları
Podcast
Folkart Orion

Faiz kararında sürpriz yok

Okuma Süresi: 3 Dakika
Toplam Okunma: hesaplanıyor...
Faiz kararında sürpriz yok
Faiz kararında sürpriz yok
Paylaş:
Para Politikası Kurulu piyasaların yüzde doksanları aşan oranda beklentisine paralel olarak faiz oranlarını (politik faizini %37'de, fonlama faizini %40'ta ve nihayet borçlanma faizini de %35.5ta) sabit tuttu. Kurul karar metninin kısa bir özeti şöyle; "Enflasyonun ana eğilimi Haziran ayında sınırlı da olsa bir miktar geriledi. Her ne kadar Temmuz ayında geçici olarak yükseleceği beklense de ana trend düşme eğiliminde. Jeopolitik gelişmeler nedeniyle artan belirsizlikler enerji fiyatlarını yeniden yükseltmeye başlattı. Petrol fiyatlarındaki artışlarının maliyet kanalı (iktisadi faaliyet ve beklenti kanalı) üzerinden enflasyona etkileri yakından takip ediliyor. Kurulun enflasyon üzerindeki yukarı yönlü risklere karşı ihtiyatlı duruşu devam ediyor.” Temkinli şahin niteliğindeki bu açıklama bize faiz indiriminin en erken dördüncü çeyrekte olacağını ima ediyor. Önce fonlama haftalık repo ihaleleri ile normalleşmeli sonra faiz indirilmeli.
Savaşın (özellikle Hürmüz Boğazı nedeniyle) tekrar ivme kazanması petrol fiyatlarını (Brent) 98 doların üzerine çıkardı. Rafineri marjlarındaki yükseklik oranı daha da fazla. Birikimli olarak enflasyona etkisi gittikçe yükseliyor. İç talep aylık olarak yavaşladı, ancak 3 aylık ortalamalarda eğilim yüksek. Zamanında indirim yapmadığımızdan jeopolitik gelişmelerin aniden hızlanması elimizi kolumuzu bağlıyor. Enflasyon konusunda daha önceki yazılarımızda sürekli vurguluyoruz. Bu tür dezenflasyon politikaları üç yılı aşkın süre uygulanmaz. Zira çıkış zor ve maliyetleri her zaman daha yüksek olur. Şok niteliğinde uygulanan bu programlar öncelikle bütüncül ve kısa vadeli olmalı. Maliye politikası etkin kullanılmalı. Bütün bunlar da yetmez. Üretim ve tüketimi yani arz ve talebi dengeleyecek bir kalkınma politikası da beraberinde uygulanmalı. Dezenflasyon programından etkilenecek en alt gelir gruplarının mağduriyetlerini azaltacak önlemler de baştan planlanmalı. Zira toplumun tüm katmanlarının programa “güveni” ön şart. Enflasyon- Faiz konusunda öncelik fiyat istikrarı olmalı. Bütün bunlar birlikte uygulanacak olursa "Güven" oluşacak ve programdan çok uzun süre olmadan sonuç alınabilecektir. Aksi halde bu politikanın faiz> enflasyon>döviz kuru sonucu fahiş reel faiz ödemek zorunda kalırız ki bugün bunun maliyeti 2 milyar dolara yaklaşmış durumda. Endirekt maliyetleri saymıyoruz bile. Piyasa dışında hala reel sektör ile Hane Halkı Enflasyon beklentileri TCMB tahminlerinden yüksek. Bu beklentileri kırmadan, rasyonel fiyat oluşumunu halletmeden sonuç alınamıyor. Bunun en güzel örneği beş yıllık tahvil faizleri. Bu faizler en rasyonel güncel enflasyon beklentisi göstergeleridir. Trendlerinin sürekli yükselme eğiliminde olması yapısal problemlerin sadece para politikaları ile çözülmesinin mümkün olmadığını gösteriyor. Rezervlerin kısa vadeli borcu karşılama oranı %65.8 (minimum %100 olmalı). Rezervlerin yeterlilik oranı ise IMF sabit kur sistemi için %65,9, IMF serbest kur sistemi için ise %91,9 (minimum %100-150 olmalı). Altın rezervlerimizin fiyat düşüşünden etkilenmesi rezerv yeterliliğini olumsuz etkiledi.
Bu arada şunu belirtmeliyiz. Bizim gibi döviz gideri döviz gelirinden yüksek olan ülkelerde uygulanacak para politikalarında faiz toplantılarının her yapılmasında TCMB'nin piyasaları yönlendirmesi açısından daha faydalı olacaktır. Unutmayalım ki son iki yıldır dünyanın en yüksek ikinci politika faizine sahibiz. Enflasyonda ise dünyada en yüksek beşinci ülkeyiz. En yüksek atıl gücü işsizlik problemini de bir türlü çözemiyoruz. TL referans faizi %40'larda, piyasa kredi faizleri de %50'ler civarındadır. Bu senenin ilk beş ayında cari açık artı net hata noksan (finanse edilmesi gereken dış açık) 2023 yılı seçim öncesi rekor düzeylerine geldi. Bugüne kadar bu açığı finanse etmemizde sorun yaşamadık. Ancak daima döviz giderlerimizin (Brent petrolün 98 dolarları geçtiği ortamda) döviz gelirlerimizden yüksek olduğunu da gözden uzak tutmamalı, ödemeler dengesi kırılganlığı yaratılmaması konusunda çok dikkatli olmalıyız. Ülkenin motor gücü olan sanayi tıkandı. Buradaki problemi (Abdurrahman Yıldırım 22.07.2026 tarihli tweeti) "daha fazla kredi, daha yüksek kur ve daha düşük faizle aşamayız ama daha yüksek verimlilik, daha güçlü teknoloji ve daha yüksek katma değerle üretimin niteliğini değiştirerek pekâlâ aşarız."