Para Politikası Kurulu başta politika faizi olmak üzere, borç verme ve borçlanma faizlerini 100 baz puan indirdi. Politika faizi beklentilere paralel %37'den %36'ya düşürüldü. Kurul açıklamasının kısa bir özeti şöyle; “Gerek enflasyon gerekse makroekonomik öncü göstergeler enflasyondaki gerileme eğilimine işaret ediyor. İç talebin seyri de zayıf. Enerji fiyatlarının enflasyon üzerinde yukarı yönlü riski jeopolitik koşullar nedeniyle sürüyor. Politika faizi, gerek enflasyon gerçekleşmeleri ve ana eğilimi, gerekse beklentiler göz önünde bulundurularak dezenflasyonun gerektirdiği sıkılığın sağlanmasına dikkat edilerek belirlenecektir.”
Faiz kararının değerlendirilmesine geçmeden önce yine aynı gün “Tüketici Güven Endeksleri” açıklandı. 22 Ekim tarihindeki verilere göre tüketici güven endeksi %7,1 düşüşle 84.8, hanelerin maddi durum beklentisi %9,3 azalış ile 68.3, gelecek 12 aylık dönemde genel ekonomik durum beklentisi %9 azalışla 81.7 olmuştur. (Türkiye İstatistik Kurumu Ekim 2026 Tüketici Güven Endeksleri) Endeksin 100’ün üstünde olması iyimserliği, 100’ün altında olması ise kötümserliği temsil etmektedir. Bu endeks verileri; tüketim iştahı ve iç talebin daraldığını, gelecek beklentilerinin bozulduğunu, artan hayat pahalılığı ve enflasyon karşısında gelirlerin ve ücretlerin eridiğini, dolayısıyla tüketicilerin geleceğe karşı savunmaya geçtiğini, harcamalarını kısacağını ve büyümenin olumsuz etkileneceğini gösteriyor. Kuşkusuz bu olumsuzlukta “Fon Krizi”nin etkisi de var. Zira bu olay varlık ve likidite hacmi üzerinden ekonomik faaliyeti ve büyümeyi yavaşlatacak bir olgu. Gerek faiz indirim kararı gerekse tüketici güven endekslerini birlikte değerlendirecek olursak şunları ifade edebiliriz: Selva Demiralp Hoca’nın deyimiyle “Fon krizinin gölgesinde temkinli bir indirim.” TCMB enflasyondaki düşüş eğiliminin özellikle mal gruplarında belirginleştiğini, dezenflasyon politikasının tüm sıkılığıyla devam ettiğini tüm açıklamalarında vurguluyor. TCMB’nin izlediği ana eğilim göstergelerinin aylık ve üç aylık ortalamaları geriliyor. İndirimin nedenlerinden birisi bu. Yüksek (belki de bir kısım ekonomistlerin deyimiyle fahiş reel faiz) ekonomik büyümeyi olumsuz etkiliyor. Güven endekslerindeki genel düşüşün enflasyon beklentileri üzerindeki etkileri negatif. Ekonomideki soğuma bilinçli bir politik tercihten ziyade güven ve beklentilerin bozulmasından kaynaklanıyor. Fon krizinde çıkan paranın büyük ölçüde TL yatırımlara gitmesi olumlu. Ancak önümüzdeki dönem Brent petrol fiyatlarının 112 dolarlara kadar yükselmesi, TL'nin de reel değerlenme politikalarının devam etmesi ve döviz talebinin artması halinde düşen enflasyon eğilimi hızını kaybedecektir. Bu durumda dezenflasyon maliyetlerine daha uzun sürede katlanmak zorunda kalabiliriz. Fon krizi, piyasadaki likidite hacmini daralttığından finansman koşulları olumsuz etkilendi. Takip ve karşılıksız çek oranları artıyor. Kredi kullanım koşulları az da olsa gevşetilmeli. Rezervlerin büyüklüğü bugünkü koşullarda çok önem arz ediyor.
Özetle iç talepteki uzun süren yavaşlama ve enflasyonda sürece yayılmış olan düşüş eğilimi bizce kontrollü ve temkinli bir faiz indirimine yol açmıştır. Ancak PPK metninde açıkça ifade edildiği gibi TCMB enflasyonda kalıcı düşüş görmeden faiz indirim döngüsünü sürece yaymayacak ve makroihtiyati önlemlerle parasal sıkılığı devam ettirecektir. Politika faizi %36'ya indirilmesine rağmen hala pozitif reel faiz devam ediyor. Enerji fiyatlarındaki yükselişler, küresel ortamdaki belirsizlikler risk unsuru özelliğini koruyor. Bir diğer risk unsuru ise faiz indirim döngüsü söz konusu olursa TL tasarrufların döviz veya buna benzer unsurlara bir talep yaratıp yaratmayacağı hususu da takip edilmesi gereken bir durum. Zira Türkiye'nin vadesine bir yıl veya daha az kalan dış borçlarının toplamı 243.3 milyar dolara ulaştı.Reel sektörün net döviz pozisyon açığı 213 milyar doları aşarak rekor seviyeye ulaştı. Merkez bankası verilerine göre açığın yükselmesinde yükümlülüklerdeki artış etkili oldu. Bütün bu hassas dengelere rağmen yıl sonu enflasyonunun %30'ların altına ineceğini düşünüyoruz. Ancak otuzlu rakamlardan tek hanelere düşüş çok daha zorlu olacak. Stagflasyon tehlikesi kapıda. Enflasyon baskısı devam ederken üretim daralmaya devam ediyor. Tüketim ise sıkıntılı. Bu nedenle “güven”in yeniden tesisi, yapısal önlemlerin gündeme getirilmesi ihmal edilmemesi gereken konular.
Faiz kararı, güven endeksleri ve beklentiler
Faiz kararı, güven endeksleri ve beklentiler
Paylaş: