.
Ekonomik Göstergeler
Dolar
29.84 ₺
Euro
32.45 ₺
GBP
1.124 ₺
JPY
7.842
Ana Sayfa
Gündem
Spor
Köşe Yazıları
Podcast

ETİK Başkanı Mehmet İşler Gözlem’in konuğu oldu

Okuma Süresi: 5 Dakika
Toplam Okunma: hesaplanıyor...
Ege Turistik İşletmeler ve Konaklamalar Birliği Başkanı Mehmet İşler Gözlem Gazetesi Yayın Kurulu toplantısının konuğu oldu.
ETİK Başkanı Mehmet İşler Gözlem’in konuğu oldu
Paylaş:
Ege Turistik İşletmeler ve Konaklamalar Birliği (ETİK) Başkanı, Türkiye Otelciler Federasyonu (TÜROFED) Başkan Yardımcısı, Türkiye Turizm Tanıtım ve Geliştirme Ajansı (TGA) Yönetim Kurulu üyesi Mehmet İşler, Türkiye turizminin en hayati meselelerinden biri olan yangın mevzuatının yıllar içinde parça parça değişerek “yamalı bohçaya” dönüştüğünü vurguladı. Kartalkaya yangınının Türk turizm sektörünün “11 Eylül’ü” olduğunu belirten İşler, yangın sondasında binlerce tesisin ‘bizi denetleyin’ başvurusuna belediyelerin yetişemediğini söyledi. Sahadaki eşitsizlikler ve yüksek maliyetler nedeniyle sektörün yatırımcı kaybı yaşadığını belirten İşler, turizm sektörünün üç temel talebini açıkladı: zaman, düşük faizli kredi desteği ve net yönetmelikler. İşler, bu taleplerin karşılanmasının, hem güvenliği hem de Türkiye’deki yatırımların sürdürülebilirliğini sağlamada kritik rol oynadığını söyledi.

İşler, Gözlem Gazetesi Yayın Kurulu Toplantısına katıldı.  Aralık ayında Türkiye Turizm Tanıtım ve Geliştirme Ajansı (TGA) yönetim kurulu üyeliğine seçilen İşler, “Bizim bölgemizden bir temsilcinin bu kurulda yer alması sektör açısından önemli” dedi.  TGA hakkında bilgi veren İşler, “TGA’nın yönettiği yaklaşık 262 milyar TL’lik bir bütçe var ve bu bütçenin nasıl kullanıldığı, Türkiye turizminin geleceğini doğrudan etkiliyor. TGA yönetim kurulu 15 kişiden oluşuyor. Altı üye bakanlık tarafından atanıyor, dokuz üye ise sektörden seçiliyor. Üç yıllık bir görev süresi var.  TGA bakanlık ve özel sektörün birleşiminden oluşan özel bir tüzel kişiliktir. İktisadi bir tüzel kişiliğe sahip, fatura kesebilir ve kendi çalışanları vardır. Bakanlıktan bağımsızdır. TGA’nın tek amacı Türkiye’yi tanıtmaktır. Kurulmasının amacı, belediyeler, valilikler ve bakanlıklar tarafından yapılan tanıtım faaliyetlerinin tek bir merkezde toplanmasıdır. Turizmcilerin cirolarından yüzde 0,5 oranında bir katkıyla oluşturulan bir havuz sayesinde, tek bir tanıtım odağı oluşturulmuştur. Bu yapı, İspanya ve Yunanistan’da da mevcut olup, Türkiye olarak biz biraz geç kalmıştık. Ancak şimdi rakiplerimizle rekabet edebilecek seviyeye geldik” diye konuştu.

Türkiye dizilerle tanıtılıyor

TGA’nın çalışmalarının sadece geleneksel fuarlar ve afişlerle sınırlı olmadığını vurgulayan İşler, “Artık diziler ve mini diziler, bilinçaltına işleyerek turistleri cezbetme amacıyla kullanılıyor. Amerika bu konuda çok başarılı; Türkiye ise son zamanlarda mini dizi ve dizi sektöründe ciddi bir ilerleme kaydetti. Resmi rakamlara göre, dünyada dizi ve mini dizide Türkiye, Amerika ve İngiltere’nin ardından üçüncü sırada yer alıyor. Bu yöntem doğal bir tanıtım dili oluşturuyor” ifadelerine yer verdi.

TGA’nın, yurt dışı talebini ölçerek bazı kriterler belirlediğini kaydeden İşer, “Örneğin, bir dizi 26 bölümden fazla izlenirse, TGA ve Bakanlık yapımcıyı destekliyor. Destek, belirlenen turistik ve kültürel mekânların çekimlerinde kullanılmak üzere sağlanıyor. Böylece Türkiye’nin kültürel ve doğal değerleri dizi ve mini diziler aracılığıyla tanıtılıyor. Öne çıkan üç alan: İstanbul, Antalya ve Ege Rivierası. Tarihi ve dini alanlar, örneğin Göbeklitepe, senaryolarda yer alacak şekilde seçiliyor. Bu kriterler ölçülebilir ve adil olarak belirlenmiş durumda. Böylece fuarlara katılmak yerine, insanların evlerinde Türkiye ile etkileşime geçmesi sağlanıyor. Üstelik maliyetin yarısı TGA, yarısı Bakanlık tarafından karşılanıyor” ifadelerini kullandı.

“Kartalkaya 11 Eylül etkisi yarattı”

Turizm sektöründe yangın mevzuatının en hayati mesele haline geldiğini belirten Mehmet İşler, Türkiye’de yaklaşık 30 yıldır itfaiye mevzuatı olmasına rağmen fiili denetim yapılmadığını söyledi. İşler, “Bir işletme kurduğunuzda kimse gelip sizi denetlemiyordu. Sadece işyeri ruhsatı, isim değişikliği ya da kapasite artışı gibi durumlarda itfaiye geliyordu. Bunun dışında kimse kimseyi ilgilendirmiyordu. Ta ki 2025 Ocak ayına kadar” dedi. Bolu Kartalkaya’da yaşanan yangının ardından sürecin tamamen değiştiğini ifade eden İşler, “Bu yangın Türk turizmi için adeta bir 11 Eylül etkisi yarattı. Ondan sonra yangın mevzuatı sil baştan ele alındı ama bu öyle kötü ve vizyonsuz yapıldı ki merkezi idareyle yerel idare sorumluluğu birbirine atarken arada ezilen sektör oldu” diye konuştu.

Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın sorumluluğu belediyelere bıraktığını belirten İşler, “Bakanlık ‘ben sorumlu değilim’ dedi, belediyelere yazı yazdı. Belediyeler de korkuyla neredeyse herkese yazı gönderdi. Ama sahaya baktığınızda toplam tesislerin belki yüzde 0,5’ine gidilmiş durumda” ifadelerini kullandı. İtfaiyenin kapasitesinin yetersiz olduğuna dikkat çeken İşler, “İtfaiye diyor ki benim yeterli personelim yok, 30 yıldır denetlenmeyen bu kadar tesisi nasıl denetleyeyim? Sadece İzmir’de denetlenmesi gereken yaklaşık 5 bin turistik tesis var. ‘Ben bu 5 bin tesisi denetlesem 5 yılda zor bitiririm’ diyorlar” dedi.

“Mevzuat yamalı bohçaya döndü”

Mevzuatın yıllar içinde parça parça değiştiğini ve büyük bir karmaşa yarattığını vurgulayan İşler, “2000, 2007, 2015, 2019, 2024-25… Yönetmelikler matruşka gibi. Yamalı bohçaya dönmüş durumda. Aynı tesise bir ekip geliyor başka bir şey söylüyor, sonra gelen ekip tam tersini söylüyor” ifadelerini kullandı.  Bu belirsizlik nedeniyle yangın danışman firmalarına yöneldiklerini söyleyen İşler, “Para veriyoruz ama sonunda önümüze yüksek maliyetli malzeme listeleri koyuluyor. Hidrant gerekmeyen yere hidrant isteniyor. Bu iş güvenlikten çıkıp ticarete dönmüş durumda” dedi. Şehir içinde sıkışmış eski binalar için istenen taleplerin fiziken mümkün olmadığını belirten İşler, “Yangın merdiveni istiyorsun ama yapacak yer yok. Yapmazsa yangın yönetmeliğine aykırı, yaparsa imar yönetmeliğine aykırı. Bunu anlattık, haklı bulunduk” diye konuştu.

Bu görüşmelerin ardından bazı düzenlemelerin yapıldığını aktaran İşler, “Yangın merdiveni fiziksel olarak mümkün değilse dış cepheden belirli ölçülerde yapılabilmesine imkân tanındı ve belediyelere bunu ruhsata işleme zorunluluğu getirildi. Özellikle Konak ve Basmane gibi bölgelerde bu şekilde çözüm üretildi” dedi.

“Sahada eşitsizlik yaşandı”

Ancak sahada ciddi bir eşitsizlik yaşandığını vurgulayan İşler, “Denetlenen ve eksik bulunanlara süre verildi: 31 Mayıs 2026. Ama hiç denetlenmeyen yerlere dokunan yok. Bu trafik polisinin alkollü sürücüyü yakalaması gibi. Yakalanan yanıyor, yakalanmayan devam ediyor. Bu sahadaki riski ortadan kaldırmıyor” ifadelerini kullandı. Sadece turizm sektörüne yüklenilmesine de tepki gösteren İşler, oteller denetlenirken hastanelerin okulların askeri tesislerin denetlenmemesine tepki göstererek çifte standart olduğunu dile getirdi. Yangın güvenliği yatırımlarının maliyetine değinen İşler, “150 odalı bir otelin yangın güvenliği yatırımı yaklaşık 25 milyon TL. Bu yükü sektör tek başına taşıyamaz” dedi.

“Yatırımcı yurtdışına gidiyor”

Mehmet İşler, “Türk turizmcisi yatırımlarını Dubai, Mısır ve Fas’a kaydırıyor. Bizde 650 dolar asgari ücret var, Mısır’da 100-120 dolar. Yatırımcı, yangın ve mevzuat uygulamaları nedeniyle korkuyor ve şirket merkezlerini dışarı taşıyor. Buradaki kazancımızı burada yatırım yaparak kullanmalıyız. Bu şekilde kazanç başka ülkelere gidiyor. Kendi bindiğimiz dalı kesiyoruz” dedi.

“Sektörün 3 talebi var”

Mehmet İşler, sektörün üç temel talebi olduğunu söyledi: “Birincisi zaman; 30 yılın ihmalini bir yılda tamamlamamız mümkün değil, süre 31 Aralık 2026’ya kadar uzatılsın. İkincisi düşük faizli kredi desteği; yangın güvenliği yatırımları yüksek maliyetli, devlet destek vermeli. Üçüncüsü ise yeni ve net yönetmelikler; mevcut yönetmelikler çelişkili, Mayıs 2026’da tekil imar ve yangın yönetmeliği çıkmalı, yanında kılavuz olsun ki işletmeler doğru önlemleri alabilsin. Avrupa’da olduğu gibi iki yılda bir denetim yapılmalı ve 10.000 yeni personel alınmalı; sadece otel değil, tüm tesislerin güvenliği sağlanmalı.”