.
Ekonomik Göstergeler
Dolar
29.84 ₺
Euro
32.45 ₺
GBP
1.124 ₺
JPY
7.842
Ana Sayfa
Gündem
Spor
Köşe Yazıları
Podcast

Enflasyonda yavaş düşüş trendi

Okuma Süresi: 2 Dakika
Toplam Okunma: hesaplanıyor...
Enflasyonda yavaş düşüş trendi
Enflasyonda yavaş düşüş trendi
Paylaş:
TÜİK, Haziran/2026 ayı enflasyon verilerini açıkladı. Piyasa beklentilerine paralel TÜFE aylık %0.99, yıllık %32.11, ÜFE ise aylık %1.80 yıllık %28.09 olarak açıklandı. 6 aylık TÜFE 2026 yılında %17.76 oldu. Bu ayın başında İTO’nun haziran ayı enflasyonu açıklanmıştı. İTO'ya göre aylık enflasyon %1.14, yıllık enflasyon %35.94 olurken 2026 yılı altı ay birikimli enflasyon ise %19.11.On iki aylık ortalamalara göre TÜFE enflasyonu ise TÜİK rakamlarıyla %32.
Yıllık enflasyonun hala %32'lerde olması düşüş eğiliminin çok yavaş olduğunu gösteriyor. Ör: kira artışlarında 12 aylık ortalamalara göre artış oranı hala %32'lerde.Mal enflasyonunda talebin yavaşlamasıyla beraber petrol fiyatlarının geri çekilmesi de etkili olmuş ve düşüş eğilimi hızlanmıştır. Hizmet enflasyonundaki katılık halen devam ediyor. Hizmet enflasyonu alt kalemlerinde konut enflasyonu aylık %2.30, alkollü içecekler ve tütün grubunda %3.46, lokanta ve konaklama grubunda ise%2.11 olması hizmet enflasyonunun katılığını, ataletini ortaya koyuyor. Özetle üç yılda enflasyonu ancak %75'lerden %32.11'e düşürebildik. Düşüş trendi oldukça yavaş. Bu da faiz indirimlerinin ertelenmesine ve fahiş reel faiz oranı azalsa bile dolar bazlı ciddi faiz ödemelere neden olmaya devam ediyor. Enflasyon hala yüksek seviyelerde iken büyüme oranlarının geriye düşmüş olması hala stagflasyon riskinin devam ettiğini gösteriyor. Bu nedenle dezenflasyon süreci sadece TCMB’ye bırakılmamalı, maliye, üretim ve vergi politikalarıyla mücadelemizi bütünleştirmeliyiz. Ancak bu durumda “fiyat istikrarı” yolunda ciddi mesafeler alabileceğimiz gibi bir türlü rasyonelleştiremediğimiz beklentileri de olumluya çevirmede başarılı olabiliriz. Akaryakıt ve sigara konusunda uygulanan ÖTV’deki eşel mobilin üç ay içinde kademeli olarak kaldırılmasına karar verilmesi çok isabetli olmuştur. Zira bu kalemlerdeki artışlar kuşkusuz maliyet enflasyonu yaratıyorlardı.
Enflasyona etki eden bir diğer faktör “Para Arzı” konusu. M3 yıllık bazda %31.9 olup bir önceki aya göre 0.3 puan aşağıda. Bunun ekonominin soğuması anlamına geldiğini biliyoruz. Ancak bu konuda (para arzında) önemli olan büyümenin hızından ziyade büyümenin kaynağının neresi olduğudur. Bizdeki büyümenin kaynağı kredi artışından geliyor. Bu da beklentilerin rasyonele gelmesini sağlayamıyor. Beklentiler ne kadar aşağı yönlü etkilenebilirse bu takdirde parasal etkilerin sonuçlarını da o kadar kısa vadede (2026yılı sonlarına doğru) görebiliriz. Özetle enflasyondaki düşüşün kaynağının ne olduğunu iyi algılamak gerekir. Bunun için çekirdek enflasyonları,12 aylık ortalamaları iyi analiz etmek gerekiyor.
Yazılarımızda sürekli tekrar ediyoruz. Makro ekonomik politikaların uygulanmasında başarının tek ön koşulu var; “Fiyat istikrarı”.Bunun behemehal tesisi öncelikli. Aksi halde rekabet gücünüz zayıflıyor.Bu konuda TÜSİAD'ın “Maliyet Bazlı Rekabet Gücü Endeksi” (TÜSİAD-RGE) ilk çeyrekte önceki çeyreğe göre %1.7 gerileyerek 87.3 seviyesine indi. Bu şu anlama geliyor. Türkiye üretim maliyetleri açısından rakip ülkelere karşı rekabet gücünü kaybediyor. Endeks tarihsel olarak düşük seviyelerdeki görünümünde. Nedenlerine gelince; rakip ülkelerde aramalı maliyetleri dolar bazında %1.8 artarken ülkemizde %3.4artırmış.İşgücü maliyetlerinde ve finansman maliyetlerinde de benzer gelişme mevcut. Dolayısıyla toplumun tüm kesimleri olarak fiyat istikrarı konusunda “Toplumsal Uzlaşma” sağlamaktan başka çare görünmüyor.