.
Ekonomik Göstergeler
Dolar
29.84 ₺
Euro
32.45 ₺
GBP
1.124 ₺
JPY
7.842
Ana Sayfa
Gündem
Spor
Köşe Yazıları
Podcast

Enflasyonda mutabakat ve güven sorunu

Okuma Süresi: 4 Dakika
Toplam Okunma: hesaplanıyor...
Enflasyonda mutabakat ve güven sorunu
Enflasyonda mutabakat ve güven sorunu
Paylaş:
Yılın ilk “Enflasyon Raporu” TCMB Başkanı Sn. Fatih Karahan tarafından sunuldu. Sunumun ana hatlarını şöyle özetlemek mümkün.“2025 yılında enflasyonun yüksek seyrinde kira ve eğitim hizmetleri etkili oldu. Ancak bu iki kalemde yıl sonu itibariyle gerçekleşecek düşüşler dezenflasyonu destekleyecek. Dezenflasyonun sonuçlarını kademeli bir şekilde alıyoruz. Talep kompozisyonunda dengeli seyir devam ediyor. Sanayi ve hizmet üretim endeksleri yatay. Çıktı açığı son dönemde bir miktar yükseldi, ancak son çeyrek ise yine negatif. Gıda enflasyonu oynak. Hava koşullarındaki bozulma gıdada ocak fiyatlarını döneme özgü yükseltti. Bu şekilde 2025 yılı enflasyonu ara hedefi üzerinde gerçekleşmiştir. Ara hedef sapması (%30,9 - %24  =)  %6,9, sapma nedenleri olarak Enflasyon Raporu’nun sunumundan (TL cinsi ithalat fiyatları + 2.1, gıda fiyatları + 0.9, yönetilen, yönlendirilen fiyatlar + 1.1, çıktı açığı + 0.9, enflasyon eğilimi ve ataleti +1.9) Medyan enflasyon ılımlı seyrini sürdürüyor. Enflasyon beklentileri önceki dönemlere nazaran iyileşiyor. Sıkı para politikasına devam. APİ portföyünü destekliyoruz. Politika faizi kredi, mevduat fiyatlarına yansıyor. TL mevduat payı %59. Bir önceki rapor dönemine kıyasla tüketici enflasyonu ocak ayında 2,2 puan azalarak %30,7'ye geriledi. Tahvil faizleri aşağıya geliyor. 2026 yılında enflasyonun %15-%21 aralığında olacağını tahmin ediyoruz. 2027 sonunda ise %6 -%12 aralığına gerileyecek. 2026 yılı ara hedefi değiştirilmeyerek %16 olarak korundu. Fiyat istikrarı, sürdürülebilir büyüme ve toplum refah artışı için bir ön koşul niteliğindedir.Net ihracatın katkısı negatife dönse de önceki dönemlere göre daha dengeli.Kapasite kullanımları tarihsel ortalamaların altında. Cari açık, CDS, işsizlik gibi göstergeler görece iyi. Trend enflasyon göstergelerinde yukarı yönlü artış var, sıkı duruşumuzu devam ettirmeliyiz.”
Rapor sunumunun özetinden sonra değerlendirmemize gelince; TÜİK, uluslararası standartlara uyum gerekçesiyle TÜFE hesaplamasında metodolojik bir değişikliğe gitti. Ana harcama ağırlıkları değiştirildi. Hizmet harcamalarının ağırlık oranları arttırıldı. Bundan böyle TÜFE bu değişiklikten ötürü %1 oranında etkilenecek. Merkez bankasınca 2026 yılı için“Ara Hedef” değiştirilmeden yıl sonu TÜFE tahmin aralıkları 2'şer puan arttırılmıştır. (%15-%21) Bunun anlamı dezenflasyon hızının arttırılması, sıkılaşmanın aynı hızla devam ettirilmesidir. Dolayısıyla bundan sonraki toplantılarda faiz indirimi önem arz ediyor. Sunumun soru cevap bölümünde Sn. Karahan faiz indirimlerinin büyüklüğünü arttırmak için gerekli eşiğin bir miktar yüksek olduğunu belirtti. Hedef yukarı yönlü revize edilirken söylemler aynı nitelikte olmamış. Nitekim piyasa katılımcıları bu söylemi“güvercin” niteliğinde algılamıştır. Merkez Bankası'nın alım ihalelerine rağmen tahvil faizleri ne kadar düşme eğiliminde olsa bile politika faiziyle aynı paralelde değil. Reel sektör ve hane halkı beklentileri de istenilen düzeye getirilemiyor. Rapor sunumunda sıkı duruş vurgulanırken soru cevap bölümünde güvercin niteliğinde yapılan açıklamalar bundan sonra yapılacak faiz indirimlerinin tahminlerin altında kalma olasılığını ortaya çıkarıyor. 2026 sonu için TÜFE tahmini piyasalarda %22-24 arası. Şahsi kanaatimizde bu yönde. Yıl sonu politika faizinin de reel faiz oranı ile birlikte %27-%28'ler civarında olması beklenir. Ocaktan sonra şubat ayında da TÜFE’nin yüksek geleceği düşünülecek olursa tahmin aralığının yukarı yönlü revize edilmesi her ne kadar piyasanın (%24'ler civarındaki beklentisinin) altında olsa da daha inandırıcı olmuştur. Para politikasındaki sıkılığın vurgulanması da bu revizyonun inandırıcılığına katkı sunuyor. İletişimin iyi yapılması gerekiyor. Sunumun yapıldığı toplantıdaki soru cevap bölümünde Merkez Bankası'nın enflasyon konusunda sürekli iyimser olması eleştirildi. Makro ihtiyati önlemler (APİ kanalıyla likidite ve menkul kıymet alımı gibi) aynen devam edecek. Başkan Yrd. Cevdet Akçay’in ifadesi ile dezenflasyon sürecinde önemli bir mesafe alındıktan sonra makro ihtiyati önlemler azaltılabilecektir. Enflasyon görünümünün netleşmesi için Sn. Başkan’ın da ifadesine göre Mart-Nisan aylarını beklemek gerekiyor.
Özetle Enflasyon Raporu ile tahmin bandında yukarı güncelleme yapılması ve 2025 yılına ilişkin tahmin (%24) ile gerçekleşme (%30,9) arasındaki sapma nedenlerinin açıklanmış olması “şeffaflık ve hesapverebilirlik” açılarından olumlu olmuştur. Geçen haftaki yazımızda “Dezenflasyona Rağmen Bahar Gelmiyor” programın istenilen sonuçları gerçekleştirme süresinin sürekli uzadığından bahsetmiş, nedenleri konusunda da ayrıntılı bilgi sunmuştuk. Tekraren ifade ediyoruz ki 50 yıldır kronik enflasyonla yaşadığımız ülkemizde çok kısa süreler hariç enflasyona tek haneli seviyelerde süreklilik kazandıramadık ve TCMB’nin de ifade ettiği şekliyle toplumsal refahı ve sürdürülebilir büyümeyi gerçekleştirecek nitelikte fiyat istikrarını tesis edemedik. Bunun başlıca nedenleri olarak; toplumsal katılımcıların mutabakatlarının sağlanamayışı, “Güven”in tesis edilememesi, siyasi iktidarların büyüme-enflasyonu ödünleşmesindeki olumsuz tercihleri ve yapısal hiçbir soruna çözüm arama çabalarının olmayışı sayılabilir. Üç yıla yakın enflasyonla mücadele süreci oldukça uzamış ve ödenen fahiş faizlerle sürecin maliyeti çok yükselmiştir. Bir türlü gerçekleştirilemeyen hedef oranlarla işçi, memur gibi alt gelir gruplarının sıkıntıları arttırılmış üst gelir grupları ile yabancılara ödenen faizlerle gelir ve servet dağılımının eşitsizlik oranları daha da artırılmıştır. Bir taraftan sunum itibariyle şahin görünüm serdedilirken diğer taraftan toplantıdaki güvercin niteliğindeki açıklamaların çelişkili olması iletişim yönünden olumsuz olmuştur.