.
Ekonomik Göstergeler
Dolar
29.84 ₺
Euro
32.45 ₺
GBP
1.124 ₺
JPY
7.842
Ana Sayfa
Gündem
Spor
Köşe Yazıları
Podcast

Enerji fiyatları ve kur riski üretimi etkileyebilir

Okuma Süresi: 4 Dakika
Toplam Okunma: hesaplanıyor...
EGSD tarafından düzenlenen “Üye Buluşmaları Hazır Giyimde Uygulama Örnekleriyle Finansal Risk Yönetimi” programında küresel ekonomideki gelişmeler ele alındı.
Enerji fiyatları ve kur riski üretimi etkileyebilir
Paylaş:
Emrah Yılmaz
Ege Giyim Sanayicileri Derneği (EGSD) tarafından düzenlenen “Üye Buluşmaları Hazır Giyimde Uygulama Örnekleriyle Finansal Risk Yönetimi” programında küresel ekonomideki gelişmeler, döviz piyasaları ve finansman araçları ele alındı. Toplantıda konuşan banka ve sektör temsilcileri özellikle bölgede yaşanan İran-ABD-İsrail geriliminin enerji fiyatları ve enflasyon üzerindeki etkilerine dikkat çekti. EGSD Yönetim Kurulu Başkanı Yasin Akçakaya bu tür toplantıların hem firmaların finansal araçları daha iyi tanımasına hem de risklerini daha sağlıklı yönetmesine katkı sağladığının altını çizdi.

Toplantının açılış konuşmasını yapan EGSD Başkanı Yasin Akçakaya, tekstil ve hazır giyim sektörünün son dönemde hem küresel hem de yerel ekonomik gelişmelerden yoğun şekilde etkilendiğini söyledi. Akçakaya, yüksek finansman maliyetleri ve kur dengesi nedeniyle sektörün rekabet gücünün zorlandığını belirterek, “Düşük kur, yüksek faiz ve yüksek enflasyon ortamında üretim yapan firmalarımızın maliyet baskısı giderek artıyor. Özellikle ihracat yapan firmalar açısından finansmana erişim ve maliyetler önemli bir sorun haline geldi. Ayrıca Kur riskini yönetmek, doğru finansman kaynaklarına ulaşmak ve nakit akışını sağlıklı planlamak rekabet gücü açısından kritik hale geldi. O sebeple Bu tür toplantılar hem firmalarımızın finansal araçları daha iyi tanımasına hem de risklerini daha sağlıklı yönetmesine katkı sağlıyor” şeklinde konuştu.

“Jeopolitik riskler enerji ve enflasyon üzerinde belirleyici”
Toplantıda konuşan QNB Hazine Kurumsal Bankacılık Satış Müdür Yardımcısı Ezgi Şener ise küresel ekonomide jeopolitik risklerin arttığını belirterek özellikle Orta Doğu’daki gelişmelerin enerji piyasaları üzerinde belirleyici olduğunu söyledi. Şener, İran-ABD-İsrail hattındaki gerilimin petrol fiyatları ve enflasyon beklentileri üzerinde baskı oluşturduğunu ifade ederek, “Orta Doğu’da yaşanan gelişmeler enerji fiyatları açısından kritik bir noktaya geldi. Özellikle Hürmüz Boğazı’nda yaşanabilecek bir aksama küresel petrol arzını ciddi şekilde etkileyebilir. Bu da enflasyon üzerinde yeni bir baskı yaratabilir” dedi.
Küresel ekonomide merkez bankalarının politikalarının da bu gelişmelerden etkilendiğini belirten Şener, “Jeopolitik risklerin arttığı dönemlerde merkez bankalarının faiz indirim süreçleri genellikle daha temkinli ilerliyor. Bu nedenle küresel piyasalarda volatilitenin yüksek seyrettiğini görüyoruz. Firmalar döviz ve faiz riskine karşı türev ürünleri daha aktif kullanmalı. Forward, opsiyon ve swap gibi ürünler özellikle ihracatçı firmaların kur riskini yönetmeleri açısından önemli araçlar” ifadelerini kullandı.

“Dolarizasyonu gördük şimdi metalizasyonu görüyoruz”
QNB Hazine Ticaret Satış Müdürü Figen Atmaca, küresel gelişmelerin Türkiye ekonomisi üzerindeki olası etkilerine değinerek, enerji maliyetlerinin enflasyon tahminlerini yukarı çektiğini söyledi. Atmaca, “Enerji maliyetlerinin seyri şu anda kolay kestirilemiyor. Biz de yılsonu enflasyon tahminimizi yüzde 25,5 seviyesine revize ettik. İlk başta yüzde 23 civarındaydı. Maliyet enflasyonu arttıkça tahminlerimizi güncelliyoruz” dedi.
Atmaca, jeopolitik risklerin para politikası üzerindeki etkisine de dikkat çekerek, “Faiz indirimlerinin devam edip etmeyeceği sorusunun cevabı şu aşamada belirsiz. Savaşın maliyet tarafındaki etkileri net görülmeden Merkez Bankası’nın yeni bir adım atması zor görünüyor” ifadelerini kullandı.
Döviz piyasalarındaki gelişmelere de değinen Atmaca, TL’nin son dönemde yatırımcıya önemli bir faiz avantajı sunduğunu belirterek, “TL’nin yüksek faizi dolara karşı yatırımcıya ciddi bir getiri sağladı. Bu nedenle döviz satıp TL alma yönünde işlemler devam ediyor. Yabancı yatırımcılar da bu faiz avantajından yararlanmak için Türkiye’ye ilgi gösteriyor. Yılbaşından bu yana yaklaşık 15 milyar dolarlık yabancı yatırım girişi gerçekleşti. Ancak yabancı yatırımın uzun vadeli olması ekonominin istikrarı açısından çok daha önemli” dedi.
Finansal piyasalarda son dönemde dikkat çeken eğilimlerden birinin de değerli metallere yönelim olduğunu belirten Atmaca, “Şirketlerin döviz yerine altın ve gümüşe yöneldi. 2025 yılında altın yaklaşık yüzde 100, gümüş ise yüzde 200 değer kazandı. Bu nedenle aslında dolarizasyondan ziyade bir metalizasyon gördük” dedi.

“Sanayide finansal kârlılık faaliyet kârlılığını geçti”
Sanayi üretimindeki gelişmelere de değinen Atmaca, bazı sektörlerde finansal gelirlerin operasyonel gelirlerin önüne geçtiğine dikkat çekerek, “Firmalara gittiğimizde bazen üretim ve pazarlama yöneticilerinin finans departmanı tarafından eleştirildiğini görüyoruz. Çünkü finansal kârlılık faaliyet kârlılığını geçmiş durumda. Bu aslında çok sağlıklı bir durum değil” dedi.

Kur riskine karşı “forward” uyarısı
EGSD Yönetim Kurulu Üyesi Bülent Özgür Torun ise ihracatçıların kur riskine karşı finansal araçları daha aktif kullanması gerektiğini söyledi. Forward işlemlerinin bir kazanç aracı değil risk yönetim aracı olduğunu vurgulayan Torun, “Forward işlemleri kurdan kazanç sağlamak için değil kur riskini yönetmek için yapılması gereken işlemlerdir. Gelecek olan paramızı belli bir kura sabitleyerek operasyon kârımızı korumamızı sağlar” dedi. Euro kurundaki değişimlere dikkat çeken Torun, “2024 yılının başında 32,60 olan euro kuru yıl sonunda 36,60 seviyesine geldi. Bu süreçte faiz ortalaması yüzde 50’nin üzerindeydi. O dönemde forward yapılmış olsaydı yıllık yüzde 25-30 civarında bir avantaj oluşabilirdi” diye konuştu.

Finansman yönetimi rekabet stratejisine dönüştü
EGSD Yönetim Kurulu Üyesi Ayhan Göllü ise yüksek faiz ve düşük kur ortamında finansman yönetiminin sektör için kritik hale geldiğini söyledi. Göllü, “Küresel fiyat rekabetinin korunması ve kârlılık için doğru nakit yönetimi artık hayati hale geldi. Bu nedenle firmaların bir finansman yol haritasına ihtiyacı var. Şirketler kredi kullanımında stratejik davranmalı. Hangi krediyi ne zaman kullanacağımızı iyi analiz etmemiz gerekiyor. Yanlış kredi kullanımı yüksek faiz ortamında firmalara ciddi maliyetler getirebilir” dedi.
İhracatçı firmalar için Eximbank kredilerinin önemli bir finansman kaynağı olduğunu da belirten Göllü, “Eximbank kredileri özellikle ihracat hazırlık döneminde ana finansman desteği sağlayan en önemli araçlardan biri” şeklinde konuştu.

Tahsilat riski için alacak sigortası önerisi
EGSD Yönetim Kurulu Üyesi Ertan Aslan da ihracatçılar için en kritik konulardan birinin tahsilât riski olduğunu belirterek alacak sigortasının önemine dikkat çekti. Aslan, “İhracatta en büyük risk alıcıların ödeme yapmaması. Alacak sigortasının factoring ile birlikte kullanılması nakit akışı açısından avantaj sağlar. Yükleme yaptıktan hemen sonra faturayı finansmana çevirerek nakde ulaşmak mümkün. Bu da firmaların üretim sürecindeki finansman baskısını azaltır” diye konuştu.