Tasavvufta “Elif” harfi ile “Vav” harfinin anlamları oldukça ilginç sembolleri ifade eder. Elif ve Vav harfleri Allah ile kul arasındaki ilişkiyi, Elif ile Vav’ın aşkını, Allah ile kulun “Vahdet-i Vücut” anlayışındaki birlikteliğini sembolize eder. Allah kelimesi elif harfi ile başlar. Bu harf Arap alfabesinin ilk harfi olup Allah'ın birliğini(tevhit), yüceliğini ve tek oluşunu temsil eder. Harfin düz, dikey ve yalın bir çizgi olması güçlülük anlamına gelir. Vav harfi ise şekil olarak anne karnındaki cenine ve secde eden insana benzer. İnsan “Vav” şeklinde doğar, yaşamının sonunda “Elif” gibi dümdüz bir şekilde hayata gözlerini kapar, ruhunu teslim eder.
Tasavvufta “Elif” ile “Vav”ın aşkının anlamı ise kibrin ve nefsin yok olarak Allah'ın büyüklüğü karşısında tek olmak ve bütünleşmek demektir. İnsan, evren (kâinat) ile Allah'ın birlikte tek olması (varlığının tekliği) Vahdet-i Vücut teorisini oluşturmaktadır. Kulluğun manası “vav” da,elif’in anlamı ise uluhiyettedir, “yaratıcı”lıktatır. İslam'ın kitabı Kur'an-ı Kerim Elif harfi ile başlar. Osmanlı döneminde “Cülus” denilen Babüssaade önünde yapılan tahta çıkma töreninde padişahların alınlarına “Elif” çekilirdi. Manilere, şiirlere, şarkılara, aşklara konu oldu. Ne güzel söylemiş Yunus: Dört kitabın manası/Bellidir bir Elifte/Sen Elif'i bilmezsen/Bu nice okumaktır. Vav harfini ters çevirdiğimizde secde eden insan şeklini alır ki, Kur'an-ı Kerim'deki “Secde et ve yaklaş” ayetindeki emre uyularak insanın yaratıcının kulu olduğu hatırlatılır. Vav mütevazı olmak demektir. Çünkü insan “Vav” şeklinde doğar, büyüdükçe bazen kendini “Elif”sanır. İnsan bazen gururlanarak haddini aşar. Halbuki ölümün gelmesi bir an meselesidir. Bu nedenle gururlanmak yerine mütevazı olmak gerekir. İslam Hat sanatında Vav ve Elif harfleri tabloları en çok süsleyen iki harftir. Hat sanatının en yoğun görüldüğü camimiz Bursa Ulucami içinde Elif ve Vav harfleri yazımlarına çok rastlanır. Özellikle “Vav” harfi konusuyla ilgili peygamberimizin (SAV) şu hadisi çok anlamlıdır: “V harfi ile başlayan işlerde dikkatli olunuz. Veli iseniz, vali iseniz, vekil iseniz, varis veya vezir iseniz bu işlerde dikkatli ve hassas olun, bunlar sorumluluğu olan işlerdir.”
Yazımızı 17. yüzyıl Osmanlı döneminin en büyük hattatlarından Hafız Osman'ın bir kayıkçıyla yaşadığı ibretlik Vav harfine ilişkin bir hat yazısı hikayesi ile bitirelim
17. yüzyıldaki zengin Osmanlı zemininin nîmetleriyle yetişen Hattat Hâfız Osman, aklâm-ı sittede âdeta yeni bir devir açmıştır. Şu hâdise, onun hüsn-i hattaki nüfûzunu ne güzel ifâde eder: Hâfız Osman, Beşiktaş’tan Üsküdar’a geçmek için bir yolcu kayığına binmişti. Sâhile yaklaşıldığında kayıkçı, ücretleri toplamaya başladı. Hâfız Osman, o an üzerinde hiç parası olmadığını fark etti. Mahcûbiyet içerisinde kayıkçıya:“–Efendi! Yeni fark ettim; nasıl olmuşsa yanıma para almamışım! Sana para yerine bir «vav» yazıversem olmaz mı?” dedi.
Hâfız Osman’ı tanımayan kayıkçının canı sıkıldı:“–A mübârek! Mâdem paran yoktu, niye kayığa bindin? Bir «vav» harfinden ne çıkar? Ne yapayım ben «vav»ı?” dedi. Hâfız Osman da: “–Satarsın! Başka türlü ücretini şu an vermem mümkün değil!” dedi. Bunun üzerine kayıkçı, yapılan teklifi çaresiz bir şekilde kabul etti. Hâfız Osman da, oracıkta bir «vav» yazıp kendisine verdi. Günün birinde yolu Bedesten’e uğrayan kayıkçı, gördü ki bir kısım hat yazıları satılmaktadır. Hemen cebindeki Hâfız Osman’ın “vav”ını hatırladı. Çıkarıp orada tellâllık yapan adama gösterdi. Adamın: “Hâfız Osman vav’ı!” diye haykırmasıyla bir anda etrafı kalabalıklaştı ve bu harf, kayıkçının hiç ummadığı yüklü bir fiyata satıldı. Hâl¬bu¬ki kocaman hat istifleri bile bu kadar etmezdi. Daha sonra bir gün Hâfız Osman, yine Üsküdar’a geçerken bu şahsın kayığına binmişti. Onu karşısında gören kayıkçı, daha Hâfız Osman parasını uzatmadan: “–Hoca Efendi! Sen para yerine bana yine bir vav yazıver!” dedi. Hâfız Osman da tebessümle: “–Efendi! O vav her zaman yazılmaz. Sen paranı buyur!” dedi ve ücretini takdîm etti.
Elif İle Vav’ın aşkı
Elif İle Vav’ın aşkı
Paylaş: