Emrah Yılmaz
Ege Bölgesi Sanayi Odası (EBSO) Meclis Üyesi Murat Kurtalan, Mesleki Eğitim Merkezleri’ne (MESEM) yönelik tartışmalara ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Meslek liselerinde ve MESEM’lerde yaşanan iş kazaları üzerinden yürütülen tartışmaların gerçeği yansıtmadığını belirten Kurtalan, “Şehir efsanesi üzerinden konuşuyoruz. Laf uçar, rakam kalır.” dedi.
Meslek liselerinde yaşanan kazaların MESEM’lerle karıştırıldığını dile getiren Kurtalan, İzmir’e ilişkin üç yıllık verileri incelediğini belirterek, “MESEM ile meslek liseleri birbiriyle karıştırılıyor. Teorik olarak bakarsanız 9, 10, 11 ve 12’nci sınıflarda haftanın dört günü işletmede olan bir öğrenci grubundan söz ediyoruz. Meslek lisesinde ise işletmeye çıkış sadece 12’nci sınıfta. Olasılık hesabına göre MESEM’de kazanın daha fazla olması gerekir. Ama rakamlar öyle demiyor.” dedi.
İzmir’de son üç yıla ait toplam iş kazası sayısının 344 olduğunu aktaran Kurtalan, “Bunların 190’ı meslek lisesi, 154’ü MESEM öğrencisi. Şöyle ki Meslek Lisesi’nden sadece 12. Sınıf öğrencileri gelirken MESEM’den 9, 10, 11 ve 12. Sınıf öğrencileri gelmesine rağmen Meslek Lisesi’ndeki kaza sayısı çok daha fazla. Ayrıca kazaların yaşandığı sanayici firmalara baktığımızda Bu 344 kazanın sadece 93’ü sanayide. Bu 93 kazanın da 50’si Meslek Lisesi, 43’ü MESEM. 251’i iş kazası ise sanayi dışındaki ticari işletmeler, oteller, küçük atölyeler ve esnaf kaynaklı.” bilgisini paylaştı.
Kazaların içeriğine ilişkin açıklamalarda yapan Kurtalan, “Çay molasında şakalaşırken sıcak çayın dökülmesi, tansiyon düşmesi, bayılma, yemek yerken boğaza takılma gibi olaylar da kanunen iş kazası sayılıyor. Servis dâhil fabrika içinde olan her olay iş kazasıdır. Kayıt böyle tutuluyor. İnanın bu 93 kazanın yüzde 90’ı bu tür tansiyon düşmesi, şeker düşmesi, ıslak zeminde kayıp düşme gibi durumlar.” ifadelerini kullandı.
“Hak etmeyen işletmeye öğrenci verilmemeli”
Sanayicilerin iş güvenliğini göz ardı ettiği yönündeki eleştirilere de yanıt veren Kurtalan, “Sanayicinin ‘boşver’ deme lüksü yoktur. İş güvenliği uzmanı zorunludur.” dedi. Ancak sistemde denetim eksikleri bulunduğunu da vurgulayan Kurtalan, “Eğitici ustalık belgesi olmayan işletmeler öğrenci alamamalı. Bu kural çoğu yerde pas geçiliyor. Denetim yapılmalı. Hak etmeyen işletmeye öğrenci verilmemeli.” değerlendirmesinde bulundu.
MESEM üzerinden “ucuz iş gücü” eleştirilerine de değinen Kurtalan, öğrencilerin aldığı ücretlere ilişkin teknik detayları paylaştı. “Asgari ücretin üçte biri ödenir deniyor. Ama 18 yaşını doldurmuş ve ustalık belgesi almış öğrencinin ücreti farklı statüye geçiyor. Sigorta konusu da eksik anlatılıyor. Devlet sadece iş kazası ve meslek hastalığı sigortasını karşılıyor.” dedi.
Kendi şirketlerinde her zaman öğrencilere yasada belirtilen ücretin üzerinde ödeme yaptıklarının da altını çizen Kurtalan, “Biz şimdiye kadar hiçbir öğrenciye 8 bin lira vermedik. Fazlasını verdik. Amacımız sömürü değil. Yetişmiş eleman bulmak artık lüks. Yarın çalışacak insan bulamayacağız. Biz herkese hakkını vermeye özen gösteriyoruz ki o öğrenci de bu meslekte tutunabilsin, emeğinin karşılığını alsın ki işine de devam etsin.” ifadelerini kullandı.
Meslek cazibe ile güçlenir
Sorunun yalnızca iş güvenliği değil, eğitim meselesi olduğunu da dile getiren Kurtalan, “Bu ülkede eğitim problemi var. Öğretim okulda olur, eğitim hayatta yaşanır.” dedi. Okullardaki atölye altyapısının yetersizliğine dikkat çeken Kurtalan, “Okullara kaynak makinesi var, ihtiyaç halinde bizim de bağışladığımız makineler var ama tel alacak bütçe yok. Çocuk kabloyu ilk kez işletmede görüyor. Okulda öğrenemediğini sanayide öğreniyor.” şeklinde konuştu.
Meslek liselerinin cazip hale getirilmesi gerektiğini savunan Kurtalan, “Meslek cazibe ile güçlenir. Ekonomik teşvik verilmeli. Erken emeklilik gibi düzenlemeler yapılabilir. Nasıl askerlikte meslek sınıfı farklıysa burada da farklılık olabilir.” dedi.
“Meslek lisesi memleket meselesidir”
Meslek lisesi eğitiminin Türkiye ekonomisi için kritik olduğunu vurgulayan Kurtalan, “Dünyanın en modern makinesini de alsanız insan olmadan olmaz. Yapay zekâ duygusal zekânın yerini tutamaz.” dedi. II. Dünya Savaşı sonrası Almanya’nın hızla toparlanmasını mesleki eğitime bağlayan Kurtalan, “Almanya mesleki eğitimi sistematik yönlendirme ile kurdu. Bizde yönlendirme zayıf. Meslek Lisesi Memleket Meselesidir.” ifadelerini kullandı.
Üretimin devamı için mesleki eğitim şart
Kurtalan, MESEM’ler için eksiklerin giderilmesi ve yanlış uygulamaların düzeltilmesinin çok yerinde bir adım olacağını belirterek sözlerini şöyle tamamladı:
“Köy Enstitüleri kapatıldığında ne kaybettiğimizi yıllar sonra anladık. MESEM’i o sebeple doğru anlatmalı, eksiklerini, yanlışları veya aksayan yönlerini düzeltmeliyiz. MESEM’lerin adı değişebilir, sistem değişebilir ama özünden vazgeçmemeliyiz. Üretimin ayakta kalması için mesleki eğitimin mutlaka olması gerekli. Çiftçi de sanayici de sağlıkçı da buna muhtaç. Göz göre göre karanlığa gitmeyelim.”
Eksiklikler giderilip MESEM’ler daha cazip hale getirilmeli
Ege Bölgesi Sanayi Odası (EBSO) Meclis Üyesi Murat Kurtalan, Mesleki Eğitim Merkezleri’ne (MESEM) yönelik tartışmalara ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Meslek liselerinde ve MESEM’lerde yaşanan iş kazaları üzerinden yürütülen tartışmaların gerçeği yansıtmadığını belirten Kurtalan, “Şehir efsanesi üzerinden konuşuyoruz. Laf uçar, rakam kalır.” dedi.
Paylaş: