.
Ekonomik Göstergeler
Dolar
29.84 ₺
Euro
32.45 ₺
GBP
1.124 ₺
JPY
7.842
Ana Sayfa
Gündem
Spor
Köşe Yazıları
Podcast

Ekonomide iki alan SOS veriyor

Okuma Süresi: 3 Dakika
Toplam Okunma: hesaplanıyor...
Ekonomide iki alan SOS veriyor
Ekonomide iki alan SOS veriyor
Paylaş:
Yaşanan Orta Doğu savaş ortamında ekonomimiz iki alanda SOS veriyor. SOS veren iki alanın ilki dış ticaretimiz. İkincisi ise kronikleşen enflasyon. TÜİK verilerine göre ihracatımız şubat ayında, önceki yılın aynı dönemine göre, yüzde 1,5 artarak 21,49 milyar dolarak olarak gerçekleşti. Buna karşın ithalatımız yüzde 5,5 artarak 30,80 milyar dolara çıktı. İhracatın ithalatı karşılama oranı ise yüzde 70’e düştü. Şubat ayı dış ticaret açığı ise yüzde 15 ,9 artış gösterdi. Ocak-Şubat 2026 verileri bazında ise ihracat yüzde 1,3 azalırken; ithalat yüzde 2,8 artmış bulunuyor. İthalat ihracat verilerine 2024 şubattan itibaren ele alırsak, ithalat 2024 Şubat’ında 27,9 milyar düzeyinden 2026 şubatında 30,1 milyar dolar düzeyine çıkmıştır. Buna karşın ihracatımız 2024 şubatında 21,1 milyar dolarken 2026 yılında 21 milyar dolar dolayında duraklama, hatta azalma eğilimi gösterdi. Dikkat edilirse bu verilerin hiçbirinde savaşın etkileri içermiyor. İthalatta Çin başı çekerken, ihracatımızda Türklerin daha yoğun yaşadığı Avrupa ülkeleri önde geliyor. 2026 Ocak-şubat ihracatımız içinde yüksek teknoloji ürünlerinin payı sadece yüzde 3,3 tür.
Görüldüğü gibi dış ticaretimizin açık vermesi kronikleşmiş olup, dış ticaret açığının kapatılması ve cari açığın azaltıla bilmesi için ekonomide üretim süreçlerinin tüm sektörlerinde canlı olması veya cari açık kalemlerinde, örneğin turizm ve dış reel yatırım alanlarından büyük katkılar almanız ve fazla vermemiz gerekir.  Ülke içi tasarrufların, yatırımın ve üretimin dip yaptığı ve üstelik dış kaynak gelmesi yerine, başta tekstil olmak üzere işletmelerimizin dışa kaçtığı bir dönem yaşıyoruz. Ekonomi sadece sıcak paradan medet uman bir durumda. Uzun yıllardır uygulanan ticaret ve inşaat odaklı strateji ekonomide üretim, verimlilik ve katma değeri yüksek ürün üretiminin önünü kesti. Sanayi üretim endeksi eksi1,18 de. Oysa dış ticaret sorununun çözümü hem ekonomi bütünü hem de sanayi ve dış ticaret alanlarında köklü yapısal reformlar isterken, savaş buna engel.
Ne var ki ne bugün savaş engeli yanında mevcut siyasi ortam da buna fırsat verecek durumda değil. Üstelik, yaşanan savaşın yol açtığı çok yönlü etkiler söz konusu. Petrol fiyatlarındaki artış, taşıma ve girdi maliyetlerini hızla arttırırken, yoksul kesimi vuracak düzeyde pazara yansıdı ve bu yansıma artarak devam edecek. Zaten can çekişen tarım sektöründe tüm girdi maliyetleri, gübreden, mazot ve ilaca kadar hızla arttı. Savaş sürdüğü sürece, petrol fiyatlarındaki artışın yüzde 150 ve 200 gibi oranlara çıkması riski tartışılıyor. Bunun ötesinde tüm Orta Doğu bir savaş alanına dönüşürken, bu bölge ile dış ticaretimiz hızlı bir Pazar daralması ile karşı karşıya bulunuyor. Bir yandan Pazar daralması, diğer yandan en büyük ithal kalemi olan petrol ve enerjideki fiyat artışları ekonomimizde köklü olumsuz etkiler yaratıyor. Savaş verileri en başta bizim gibi zayıf bünyeli ekonomileri güçlü olarak vuracaktır.
Ekonomimizin ikinci kangrenleşen sorunu istikrardır. Enflasyon kronik ve yapısal bir soruna dönüşmüş bulunuyor. Mart ayında başlayan Orta Doğu savaşı daha ilk haftadan itibaren. Çarşı ve pazara yansıdı. Savaşın uzaması bu yansımanın daha da arttıracak. Enflasyonun en baştan tetiklenmesinde iktidarın istikrar konusundaki yanlış karar ve tercihleri etkili olduğu kadar, Devlet kurumlarında tasarruf ve istikrar arayışının olmayışı etkili oluyor. Gerek bu tutum, gerekse savaşın uzaması enflasyonun şu andaki oranının en azından iki ye katlanması kaçınılmaz kılacak. ENAG Mart ayı verileri TÜFE de aylık 4,1 yıllık ise 54,62 olarak açıklandı. TÜİK’in Mart ayı verisi, yıllık bazda bir önceki ayın 31,53 oranından 30,87 değerine ve aylık bazda ise 2,96 düzeyinden 1,94 düşüş gösterdiği açıklandı. TÜİK verileri bu kez de inandırıcılığını yine sorgulatır nitelikte. Savaşla birlikte benzin ve mazot fiyatlarındaki artışın piyasalarda yarattığı fiyat artış yarışı göz ardı edilerek, artış yerine düşüş açıkladı. Ancak bu veriler inandırıcılıktan uzak olup, daha çok temmuz enflasyon farkını düşük göstermeye yönelik bir gayret gibi gözüküyor. Pazardaki pahalılık yaşayan insanları ikna etmesi olanaksız. TÜİK’in bu zorlama açıklamaları da bir kurumsal-yapısal sorun oluyor.