.
Ekonomik Göstergeler
Dolar
29.84 ₺
Euro
32.45 ₺
GBP
1.124 ₺
JPY
7.842
Ana Sayfa
Gündem
Spor
Köşe Yazıları
Podcast

Eğitimde köklü reform gerekir

Okuma Süresi: 4 Dakika
Toplam Okunma: hesaplanıyor...
Eğitimde köklü reform gerekir
Eğitimde köklü reform gerekir
Paylaş:
Sanayi toplumunun evrim süreci, insanlar arası ilişkilerin düzenlenmesinde akla ve mantığa dayalı yasal kurallarla, görece istikrarlı bir toplumsal yapı işleyiş yaratmıştı. Bu yapılanma bilgi çağının getirdiği sanal ağlar evreninde çeşitlenme, hızlanma ve farklı dinamikleri içeren kaotik bir işleyiş kazandı. Bu kaotik süreçte insan davranışları farklılaşan sanal ağlar içinde her yönde çeşitlendi, esnekleşti ve kuralsızlaştı. Eski kurallar geçersiz kalırken, yeni düzen oluşmadı. Henüz geçiş dönemi hastalıkları yoğun olarak yaşanıyor. Eski toplumsal kurumlar yerine, sanal ağlar üzerinden işleyen, kontrolü zor, karmaşık ve çeşitlenmiş işleyişler devrede. Örneğin bu çeşitlenmede katılımcı demokratik işleyiş beklenirken, sanal ağların görselliği ve algı yönetimleri üzerinden yeni otokrasiler yaratıldı. Her yerde bilgi ve bilgeliğin önem kazanacağı beklenirken çoğu toplumlarda mafyatik ilişki ve cehaletin galebe çaldığı görüldü. Yeni teknolojileri aydın ve eğitimli kesimin daha iyi değerlendireceği beklenirken, gençlerin ve çocukların oyuncağı ve yeni yaşam evreni durumuna dönüştü. Gencecik çocuklar cep telefonu ve bilgisayarlar üzerinde bu sanal dünyanın sınırsız evreninde at koşturabiliyor. Ancak bu durumda zihinsel gelişimi henüz yeterli gelişmemiş çoğu gençler suç örgütlerinin tuzağı için açık bir av durumunda. Aile içinde veya toplulukta horlanmış veya travma yaşayan gençler, sanal alemde kazandığı grup aidiyeti ve güvenin tetiklediği psikolojik arayışı kanıtlama ve adını duyurma isteği bir cinayet olarak ortaya konabiliyor.  Son dönemde gençlerin öğretmenlere gösterdiği saygısızlık ve sarsıcı cinayetler ülkemizde de yaşandı.
Değinilen sorunlar, ekonomik dengesizliklerin, toplumsal yoksulluğun, işsizliğin, genç işsizliğin ve adaletsizliğin, ahlaki ve etik değerlerde çözülmenin yaygın olduğu ortam ve toplumlarda daha sık yaşanıyor. Bu nedenle, sorunun çözümü çok yönlü ve çok boyutlu ekonomik, sosyal ve kültürel yapısal politikalar gerektiriyor.  Polisiye önlemler zorunlu olmakla birlikte, sağlıklı toplumsal dengeler kurulmadan ve yeni neslin eğitim sorununa yeni boyutlar katmadan bu sorunlar çözülemez. Benzer durumlar birçok ülkede yaşanmakla birlikte ülkemizin eğitim sorunu köklü yapısal eksiklikler de içermektedir. Eğitim sistemimiz son dönemlerde de daha da sorunlu duruma geldi. Zira eğitim sistemimizi yönlendiren “Talim ve Terbiye Kurulu” gençlerin zihinsel yeteneklerini çağın bilim ve teknolojisine göre geliştirmek yerine geleneksel değerlerle donatmaya ağırlık veriyor. Ülkemizin geleneksel değerleri, büyük ölçüde hala tarım toplumu döneminin “duygusal ve tepkisel” davranış kalıpları olarak verilmektedir. Osmanlıdaki kitap ezberleme sistemi, üniversitelerimizde bile tek kitaba bağlı, ezberlenen tek doğru bilgi ve kalıp olarak sürmektedir. En katı ve yaygın kalıp davranışlar biat kültürüne dayalı tarikatlarda verilmekte olup, Bakanlık bu yanlışı temel eğitime monte etme hatasını işlemiş bulunuyor. Oysa kalıp düşünceler, çocuk gelişiminde olduğu gibi, insani gelişmenin, sağlıklı düşünmeyi aramanın, yaratıcılığın ve yenilikçiliğin katilidir.
Günümüz eğitimi, çocuklara ve gençlere kalıp ezberletmek yerine, bilinçli düşünmeyi öğrenmeye yönelik olarak zihin eğitimine odaklanmak gerekiyor. Zira Aile ve toplumda gençlere verilen kalıp düşünceler ile elindeki iletişim araçlarının sunduğu sınırsız evren arasındaki uçurum içinde gençleri bocalama ve bunalım girdabına sürüklüyor. Öğrencilerin yaygınlaşan saygısız davranışları ile sınıf arkadaşlarını katletmeye kadar uzanan cinayetleri yanında, trafikte yaşanan cinayetlerle, kadın cinayetlerinin hepsinde, aklın ve bilincin devre dışı kaldığı, mutlaklaşmış kalıplara dayalı duygu ve tepki durumlarından tetiklendiği görülüyor. Konunun nöro-bilim temellerine inerek sorunu daha net açıklayabiliriz. İnsan davranışlarının zihinsel oluşumunda, bedenin iç ve dış dünyası, yani duygusal ve duyusal evrenleri birbirinden farklıdır. Beyin bu iki evrene aracılık eder. Bedenin iç ortamı, evrim sürecinin yarattığı işlevlerden oluşur. İşleyiş ve çalışma işlevselliği içgüdüsel motifler, uyarı ve dürtülerin tetiklediği duygu durumları olarak yaşanır. İnsanı belli bir davranışa yönlendiren bu psikolojik durumların bir kısmı genetik, diğer kısmı yaşam sürecinde sonradan edinilir. Bu duygu durumunu yansıtan kalıplar, beynin hipokampüs bölgesinde depolanır, devreye girmesinde hipotalamus aracılık eder. Duygularımız, limbik sistem (memeli beyni) tarafından otonom sinir sisteminin aracılığı ile enzim (salgı boşalımı) ve motor değişiklikleri tetikleyerek belli bir duygu durumu kalıplaşmış motor hareket olarak yaşanır. Kalıplaşmış hareket, içgüdüsel davranış ve duyguların dışa vurumudur. Bu davranışlarda bilinç ve istemli eylem devre dışıdır.
 İç organların tetiklediği kalıplaşmış duygusal motor hareketler ancak ön alın lopunun olgunlaşmasıyla ketleyici bir denetim mekanizması kazanır. Neokorteksin ön alın lopları, duygusallığı ketler.  Böylece düşünme, dikkat ve dış dünya kaynaklı olgu ve süreçlere odaklı olan davranışları bilinçli olarak yapılır. Zira ön alın lopları, iç ve dış dünyadan gelen bilgileri birlikte değerlendirerek geçmiş ve geleceği bütünsellik içinde yönetir. Kısacası duygusal ve tepkisel davranışlarda sadece beyin sapı ve memeli beyin işlevleri düzeyinde içgüdüsel kalıplar devrede iken; neokorteksin devreye girmesi ile konunun neden ve sonuç bağlamında, akıl, düşünme ve bilinç işlevi devreye alır. Bu nedenle yeni nöro bilimin tezi şudur: İnsanlar günlük yaşantının ve hayatta kalmanın temel işlevlerini, çok büyük ölçülerde, benzer kalıp davranışlarla karşılayabildiği için, neokorteksi devreye almaya ihtiyaç duymaz ya da neokorteksi devreye almayı etkin olarak öğrenmemiş olabilir. Bu açıklamalardan çıkan sonuç şudur. Alt beyin bölgelerinin işlevi olan ve aynısı tüm memelilerde bulunan beyin işlevlerinin ötesine geçmek için, insan eğitimi temel işlev olarak, neokorteksi devreye almayı öğreten eğitim sistemine odaklanmak zorundadır. Ön alın loplarının gelişimini 25 yaş dolayına kadar sürdürdüğü dikkate alındığında, bu eğitimin çok önceden ve kararlılıkla başlatılması gerekir. Avrupa Birliği, bu nedenle temel eğitimi 12 yılın üzerine taşıdı.
 Bugünün sorunları akıl, bilim ve bilinçli düşünme için neokorteksi etkin kullanmayı öğrenmeyen toplumların hem gençlik hem genel sorunları çözümsüzdür.  Türk gençleri bir yandan bilgi toplumu, yapay zeka ve kuantum teknolojilerini tüketici olarak kullanırken, diğer yandan ülkedeki temel eğitimdeki çağ ve bilim dışı uygulamalar arasındaki uçurum içinde bunalıma düşmektedir. Uzun dönemli ekonomik kriz ve enflasyon yanında işsizlik, yoksullaşma, adaletsizlik ve liyakat yerine yandaşlık uygulamalarını yaşarken, gelecek beklentilerini kaybetme çaresizliği içindedir. Daha ergenliği ve beyin gelişimi tamamlanmamış bu gençlerin bu iki girdabın içinde yaşadığı çaresizliği tez elden giderecek yapısal ekonomik, toplumsal, kültürel ve etik değerde köklü dönüşümler zorunludur.