Bakanlık Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli adıyla hazırladığı programı uygulamaya koydu. Konu sadece 17 milyonu aşan öğrenci ve 1,2 milyon öğretmenle sınırlı kalmayıp, ülkemizin geleceği ile ilgili en önemli iki konudan birisi olarak duruyor. Eski programdan yeni programa geçiş bu yılki eğitim dönemi ile tamamlanmış olacak. Okul öncesinden 12. sınıf sonuna kadar yapılan temel eğitim bu programa göre yürütülecek. Peki bu model, ülkenin ve okulların içinde bulunduğu sorunlara çözüm olabilecek midir?
“Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli” isim olarak etkileyici. Ancak ülkenin geleceği ile ilgili en önemli sorunların başında gelen programın içeriği bunu karşılıyor mu? Benim ciddi şüphelerim var. Zira “Türkiye Yüzyılı” kavramı hepimizin çok hoşuna gitse de ülkemizin diğer büyük sorunu olan ekonomi, bu potansiyeli sağlamaktan uzak görünüyor. Zira ekonomi uzun dönemdir kronikleşen enflasyon olgusunu çözemedi. Verilen hedefler hiçbir zaman tutmadı ve yüzde 30 dolayında seyrediyor. Uzun dönemli enflasyonun yarattığı keyfi fiyat belirlemeleri piyasa dengelerini bozdu. Yaşanan pahalılık karşısında sabit gelirliler yoksullaştı. İşsizlik ve gelir dağılımında bozulma hızlandı. Dar anlamda işsizlik tanımı ile 12 milyon dolayındaki diplomalı genç işsizler ordusu oluştu.
Ekonomide sanayi sektörü gerileme sürecine girdi. Bir dönemin sürükleyici sektörleri olan tekstil ve otomotiv sektörleri geriliyor, kapanıyor veya yurt dışına taşınıyor. Ekonominin can simidi olan turizm, gastronomi ve otel fiyatlarındaki artış nedeniyle zayıflıyor. Yabancı turistler tercihlerini başka ülkelere kaydırdı. Ege’nin yerli turistleri bile, daha ucuz olan Yunan adalarını tercih ediyor. İktidarın öncelikli tercihi olan ticaret ve inşaat sektörleri eski canlılığını kaybettiler. Daha da önemli olan günümüz bilim ve teknolojideki hızlı değişimler, yapay zekayı aşıp, daha karmaşık olan kuantum teknoloji devrimine koşuyor. Ekonomide sürükleyici güç artık yenilikçilik oldu. Yenilikçilik temeli katma değeri yüksek, ileri teknoloji üretmeyen sektörler çöküşte.
İşte günümüz dünyasında, çağdaş gelişmelere ayak uydurmak isteyen tüm ülkeler eğitim sistemlerini yenilikçi ve yaratıcı insan yetiştirmeye odaklıyor. Bunun için eğitim sisteminin ana hedefi, bilim temelli, çok boyutlu, etraflı ve kapsamlı düşünme esnekliğine sahip insanlar yetiştirmek oluyor. Örneğin günümüzde öne çıkan Finlandiya Modeli, Helsinki meydanında dev panolar üzerinden, kuantum düşün sisteminin ve Cern’deki atom altı evrene ilişkin çalışmaların görsellerini sokağa taşımış; herkese açmış. Ayrıca hemen yakınındaki kütüphanenin dinamik düzenleniş ve işleyişini görmek etkileyici. Çin’in planlı, bilinçli ve disiplinli bilim ve teknoloji arayışında öne geçmesine ve bugünden en gelişmiş qubit teknolojisine sahip olmasına şaşmamak gerekiyor. Ayrıca ulaşılan teknolojik gelişme düzeyi, ekonomik, toplumsal ve eğitim sistemleriyle birlikte karşılıklı etkileşim ortamı oluşturan bütünleşme gerektirir.
Türkiye’nin Maarif modelinde ciddi boşluklar bulunuyor. Biz kez 12 yıllık temel eğitimin sürekliliği yerine 4’er yıllık kesintilere ayrılması önemli bir hata oldu. İkincisi bugünkü Bakanlığın tarikatları eğitim sisteminin bir parçası durumuna getirmesi temel bir yanlıştır. Zira çocuk eğitiminde beynin ve zihnin gelişim evreleri, çağın beklentileri dikkate alarak oluşturulmalıdır. Beyindeki nöron ağlarının patlama gösterdiği 9 yaşa doğru kişilerin kalıp ve tek doğru inancı yerine, farklı açılardan olaylara bakmayı ve tartışmayı öğrenmesi gerekir. Oysa tarikat eğitimi, dini dogmaları, biat kültürünü ve bağımlı insan yetiştirmeyi bu yaşlarda vermektedir. Dini inançlar tartışmalara açık değildir; verilen kalıp düşünceye inanılması zorunludur. Bu nedenle dini inancı kişinin kendi zihin gelişimine bırakmak gerekir. Oysa bilim ve teknoloji tartışma ve farklı düşünme üzerine kurgulanır ve gelişir. İnançlar beynin hipokampüsünde depolanır. Düşünme, bilinç ve tartışma neokorteksin ön alın loplarının işlevidir. Kısacası bilimin ve inancın, beyin ve zihindeki işleyiş düzlemleri farklıdır. İnsan her ikisine de sahip olabilir. İnanca saygı duyulması gerekir. Zira inançlar insanın kaçınılmazıdır. Oysa bilim sorgulama tartışmaya dayanır. İnançlar, ister din, ister ideoloji, isterse pratik inançlar olsun tek kalıp üretir, tek kalıba inanır. Bilimde çok kalıp aranır ve en uygunu için alternatifler tartışılır ve düşünülür. İnanç, beyinde seretonin ve dopaminle rahatlama ve ödüllendirme işlevi görür. Düşünme ve tercih yapmak insanda stres yaratır. Bu nedenle düşünmek zor iştir ve kendi haline bırakıldığında bunu sınırlı kişi yapabilir. Çağımız farklı düşünen yenilikçi ve yaratıcı beyinler ve teknoloji için eğitim sistemini buna göre yeniden düzenliyor.
Maarif Modelinde beceri temelli eğitim kavramı yer alıyor. Ancak beceri geliştirilmesi gereken bir durumdur. Düşünmek ve uygulama her aşamada birliktedir. Zira uygulama, soyut düşünmenin eksiklerini gidermeye katkı yapar. Düşünmenin ve yapmanın bilgisi birbirini tamamlar. Bilim ve düşün için erken eğitim veremeyen ülkeler çağı kaçırmaktan kurtulamazlar.
Eğitim sistemi yenilikçi ve yaratıcı insan yetiştirme odaklı olmalı
Eğitim sistemi yenilikçi ve yaratıcı insan yetiştirme odaklı olmalı
Paylaş: