EBSO, üretimden satışlar kriterine göre 100 büyük sanayi kuruluşunu açıkladı. Listede Star Rafineri birinci sırada yer alırken, ilk 10 büyük sanayi kuruluşu ise Tüpraş İzmir Rafineri, Petkim, İzmir Demir Çelik, Philip Morris, JTI, Abalıoğlu Yağ, Abalıoğlu Lezita, Kardemir Çelik, Kocaer Çelik oldu.
EBSO’da gerçekleştirilen basın toplantısında Ender Yorgancılar, 100 büyük firmayı açıklarken, ekonomik gelişmeleri de değerlendirdi. İlk 100 firmayı açıklayan Yorgancılar, 2025 yılında 66 firmanın kar bildirdiğini, yabancı sermayeli firma sayısının 22, ihracat yapan firma sayısının 90 olduğunu belirterek, kar bildiren firma sayılarında artış olduğunu fakat yabancı sermayeli firma sayısı ve ihracat yapan firma sayısının geçen yıla nazaran düştüğünü kaydetti.
Bir önceki yıla göre 100 büyük firmanın üretimden satışlarının yüzde 24,3 arttığını dile getiren Yorgancılar, net satışların yüzde 24,5 arttığını, üretimin net satışlar içindeki payının yüzde 93,3 olduğunu ifade etti. Yorgancılar sözlerini şöyle sürdürdü: “Üretimin, net satışlar içindeki payında bir değişim yok. Ancak geçen sene TEFE TÜFE ortalaması artış oranı yüzde 29,3. TEFE ile TÜFE’nin yüzde 29,3 arttığı bir ortamda, firmalar üretimden satışlarını TEFE TÜFE oranının altında gerçekleştirmişler. Net satışlarının enflasyonun altında gerçekleştirmişler. Hükümetin açıkladığı rakamları baz alarak paylaşıyorum. Gerçek enflasyon rakamları bunların üzerinde olduğu için. Net satış oranları net olduğu için aradaki farkın daha da fazla olduğunu da söyleme gerçeğini unutmamız gerekiyor. Firmalar satışlarını artırıyor ama enflasyonun altında kaldığı için maalesef küçülme durumu ile karşı karşıya kalıyorlar. Sanayiciler, “Para kazanamıyoruz kurlar arttığı için, ihracat yapamıyoruz kurlar enflasyonun altında olduğu için” diyorlar.”
“İhracat 2 yıldır geriliyor”
Yorgancılar, “İzmir’de ihracatımız 17.034 milyar dolar; ithalat, 12.855 milyar dolar. Net ihracatımız da 4 milyar 169 milyon dolar. 100 büyük firmanın ihracatında son 2 yıldır gerileme ile karşı karşıyayız. Türkiye’nin ihracatı yüzde 4,4, İzmir’in yüzde 0,9 artarken, 100 büyük firmamızın ihracatı yüzde 4,4, ithalatı yüzde 5,9 gerilemiş. Kurlardaki artışın enflasyonun gerisinde kalmaya devam etmesi, özellikle İzmir’de yoğun olan sektörlerde ihracatçıların rekabet gücüne zarar veriyor. Kurlar en az enflasyon kadar artmak durumunda” ifadelerine yer verdi.
Üretici ve ihracatçılar için 2025’in “kayıp bir yıl” olduğunu belirten Yorgancılar, “Enflasyonla mücadele yükünü sanayicilerimiz üstlenmeye devam ediyor. İhracat performanslarımızda ülke ortalamasının altında kaldık” diye konuştu.
“Zararına mal satıyorum”
Yorgancılar sözlerini şöyle sürdürdü: “Kendimden bir örnek vereyim: Bir ürün üretiyorum, ihraç ediyorum, diyelim bu ürünün fiyatı, bugünkü maliyetlerle 3 dolar, ben bunu yurtdışına iki buçuk dolara satıyorum. Yurtdışına zam yapmam lazım fakat yapamıyorum. Çünkü malı sattığımız kişi, fiyatı artırdığımız zaman -Çin, Tayland, Hindistan, Mısır kim varsa- oradan mal almak istiyor. Çünkü kalitesi aynı. Bizim tek avantajımız lojistik anlamda Avrupa’ya yakın olmamız. Türk sanayicinin en büyük avantajı siparişleri hızlı bir şekilde yükleyebilmesi. O firmadan, zararına mal satmamak için çıktım diyelim; kurlar yükselip rekabet edebilir bir hale gelince tekrar o firmaya mal satmaya gideyim dediğimde devam edemiyorum. Çünkü 2-3 yıllık anlaşma yaparak başlanıyor. Çıksam bir daha içeri girmem çok zor. O yüzden şu anda zararına mal satıyorum. Beklentim de kurlar enflasyona paralel bir oranda artarsa benim de kur gelirim artacak ve rekabet edebilir bir üretici konumuna geçeceğim” dedi.
2001 krizindeki krizi anımsatan Yorgancılar, “O dönemki gibi patlamaların olmaması için kurun artışının gerekliliğini vurguladı. Özel sektörün döviz borcunun 298 milyar dolar olduğunu kaydeden Yorgancılar, “Yüzde 30 devalüasyon olsa bu borç 390 milyar dolar olur” diyerek, “Kur artışını zamanında yaptığın zaman herkes hesabını kitabını yapar” dedi.
“Bankalarda para var ama veremiyor”
Sanayicinin krediye ulaşamadığına dikkat çeken Yorgancılar, “Merkez Bankası kredide tedbirler alıyor, dolayısıyla kredide tedbirlerin alınması bankaların maliyelerini de otomatik olarak yukarı çıkarıyor. Bankalarda aslında çok para var ama halka, sanayiciye, tüketiciye, kredi veremiyor. Çünkü sınırlama getirildi. Daha üstünde bir rakam verirse Merkez Bankası tarafından banka ceza ile karşı karşıya kalıyor. Bu açıdan da şu anda piyasada kullanılan kredi oranları 55-56-57 civarında. Böyle bir faiz oranı ile de bir firmanın kredi kullanarak maliyetlerini kontrol altına alarak bunu piyasaya sunabilme imkânı söz konusu değil” diye konuştu.
“Devreden KDV’ler ödenmeli”
Sanayicinin devletten KDV alacağı olduğunu söyleyen Yorgancılar, “Yüksek faizle kredi kullanıyor ama devletteki KDV’sini alamıyor. Bir an önce devletten bu KDV alacağını alarak gerek işletme sermayesine koyması, gerekse bankaya olan borcu varsa kapatması konusunda acilen bir tedbir alınması gerekiyor. Devreden KDV’lerin sanayicilere hemen ödenmesi konusunda maliye bakanlığımızın çalışma yapması gerekiyor” diye konuştu.
“Ayağı kırık masada yemek yenmez”
Kağıt üzerinde programın doğru olduğunu fakat sanayicinin istikrar, öngörülebilirlik ve güven istediğinin altını çizen Yorgancılar, “Bunlardan biri eksik olduğunda masanın ayağının bir tanesi kırık gibidir. Kırık olan bir masada yemek yemek son derece zor. O yüzde hem istikrar hem öngörülebilirlik hem güven ortamının bir an önce korunması sürmesi en büyük beklentimiz. Maç oynarken kural değişikliği olmamalı” dedi.
“Konkordato, iflasın artmasından korkuyorum”
Kurların enflasyonun baskısı altında olduğunun altını çizen Yorgancılar, “Eğer bir enflasyon yüzde 30 ise kurların da en az bu miktarda arttığı takdirde, sanayicinin üretimi yapabilme sürdürebilme devam edebilme imkanı olur. Ama yapılmadığı takdirde, konkordato, iflas çıkar. Bu sayıların artmasından korkuyorum” ifadelerine yer verdi.
EBSO 100 Büyük Sanayi Kuruluşunu açıkladı
Ege Bölgesi Sanayi Odası (EBSO) Yönetim Kurulu Başkanı Ender Yorgancılar, Orta Vadeli Programın kağıt üzerinde doğru olduğunu fakat sanayicinin istikrar, öngörülebilirlik ve güven istediğinin altını çizdi. Yorgancılar, “Bunlardan biri eksik olduğunda masanın ayağının bir tanesi kırık gibidir. Kırık bir masada yemek yemek son derece zor. O yüzden hem istikrar hem öngörülebilirlik hem güven ortamının devam etmesi ve korunması en büyük beklentimiz” dedi.
Paylaş: