.
Ekonomik Göstergeler
Dolar
29.84 ₺
Euro
32.45 ₺
GBP
1.124 ₺
JPY
7.842
Ana Sayfa
Gündem
Spor
Köşe Yazıları
Podcast

Dünyadaki üç ikiyüzlülük

Okuma Süresi: 4 Dakika
Toplam Okunma: hesaplanıyor...
Dünyadaki üç ikiyüzlülük
Dünyadaki üç ikiyüzlülük
Paylaş:
Dünya bugün; tek bir krizle değil, birbirini besleyen üç büyük krizle karşı karşıyadır. Bu krizler; yüzeyde farklı görünse de, özünde aynı kaynaktan beslenir. Dünya finansal sisteminden beslenir. İçinde yaşadığımız günlerin dünya finansal sistemi; insanlığı üç ayrı ‘’ikiyüzlülük’’ içine sürüklemiştir.
Bu üç ayrı ikiyüzlülük şunlardır;
1 Değer ikiyüzlülüğü
2. Uluslararası hukukun ikiyüzlülüğü
3. Finansal hukukun ikiyüzlülüğü

Konuyu biraz açalım:
A. Birinci ikiyüzlülük: değerin ikiyüzlü hale gelmesidir
Ekonominin değer yapısı açıktır. Emek ve kaynağa dayalı üretim; dünyanın gerçek değeridir. Bugün bu gerçek değer sistemi bozulmuştur. Bugün, değer; üretimden değil, fiyatlamadan doğmaktadır. Şirketler üretimleriyle değil piyasa değerleriyle ölçülmektedir. Ülkeler kaynaklarıyla değil, finansal büyüklükleriyle tanınmaktadır.
Bütün bunlardan sonra ortaya iki ayrı değer dünyası çıkar:
1. Gerçek değer (Yani ekonomik değer): Üretim temellidir. Somuttur. Sürdürülebilirdir.
2. Temsili değer (Yani finansal değer): Spekülatif, değişken, çoğu zaman gerçek dışıdır.
Somutlarsak 2025 yılında dünya gerçek değerleri 125 trilyon dolar, finansal değerleri ise 800 trilyon dolardır. Bu değer ikiyüzlülüğünün sonucunda; gelir adaletsizliği artar, krizler derinleşir, üretim ikinci plana düşer ve insanlık ürettiği değerlerle değil şişirilen değerlerle yaşamaya zorlanır.

B. İkinci ikiyüzlülük; uluslararası hukukun ikiyüzlülüğüdür
Günümüzde dünya aynı zamanda iki ayrı uluslararası hukuk sistemi içinde yaşamaktadır.
1. Sözde uluslararası hukuk
İkinci dünya savaşı sonrası Birleşmiş Milletler çerçevesinde bir uluslararası hukuk sistemi kurulmuştur. Bu hukuk sistemi; devletlerin eşit egemenliğine dayanır ve bu hukuk sistemi için pek çok kurum oluşturulmuştur.
a. Uluslararası Adalet Divanı
Devletler arası uyuşmazlıklara bakar. Kararları bağlayıcıdır; ancak uygulanması zorunlu değildir.
b.  Uluslararası Ceza Mahkemesi
Bireyleri yargılar; savaş suçları ve insanlığa karşı suçlar üzerine odaklanır.
c. Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Konseyi
İnsan hakları ihlallerini inceler, raporlar hazırlar; fakat yaptırım gücünden yoksundur.
d. Birleşmiş milletler güvenlik konseyi
Askerî müdahale ve yaptırım yetkisine sahiptir; ancak veto mekanizması nedeniyle çoğu zaman işlevsiz kalmaktadır. Sonuç olarak; Birleşmiş Milletler çerçevesinde uluslararası hukuk ve kurumları vardır ama işlememektedir.
2. Dünyada işleyen gerçek hukuk
Birleşmiş Milletlerin, işlemeyen uluslararası hukukuna karşılık bugün dünya; uluslararası olmayan, Amerika’da üretilip dünyaya dayatılan ABD merkezli finansal hukuk ile yönetilmektedir.

C. Üçüncü ikiyüzlülük ABD finans hukukunun iki yüzlülüğüdür
ABD merkezli finansal hukuk; iki farklı yüz üzerinden işlemektedir.
1. Uluslararası finans hukukunun güven yüzü
Küresel finansın ilk ihtiyacı güvendir. Sermaye belirsizlikten kaçar, öngörülebilirliğe ve hukuka sığınır. Bu nedenle dünya finans elitleri, tarih boyunca özel hukuk alanları ve finans merkezleri inşa etmişlerdir.
a. Tarihsel merkez: City of London
Yüzyıllara dayanan finans geleneği ile küresel sermayenin en eski güven merkezidir. İngiliz “common law” sistemine dayanır. Sözleşme özgürlüğü ve yatırımcı koruması sağlar. Fiilen bir serbest bölge olmamakla birlikte, sağladığı esneklik sayesinde küresel sermaye için bir güvenli liman işlevi görür. Aynı zamanda ABD dışındaki dolar işlemlerinin merkezi konumundadır. Verdiği mesaj açıktır:“Paranı getir; hukuk bizde, güven bizde.”
b. Finansın modern merkezi: Dubai International Financial Centre (DIFC):
2000’li yıllarda, petrol sonrası döneme hazırlık kapsamında kurulmuştur. Amaç; “Ortadoğu’nun Londrası”nı yaratmaktır. Bu doğrultuda:
• İngiliz hukuk sistemi temel alınmış
• Bağımsız mahkemeler kurulmuş
• Uluslararası yargıçlar görevlendirilmiş
• Yatırımcıyı koruyan özel hukuk yapısı oluşturulmuştur
DIFC’nin özü şudur: Hukuk üretmek suretiyle güven üretmek.
c. Asya köprüsü Hong Kong
Çin yönetimi altında olmasına rağmen, ayrı bir hukuk sistemiyle çalışır. İngiliz hukuk geleneğini sürdürür ve Çin’in dolar sistemine açılan kapısıdır. Bu finans merkezlerinin ortak özellikleri: özel hukuk sistemine sahip olmaları, bu hukuk sisteminin yatırımcıdan yana olması, hızlı yargılama, sermaye serbestliği ve vergi avantajlarıdır. Bu ortak özelliklerin hepsi sermayeye güven üretmek için geliştirilmiştir.
2. Uluslararası finans sisteminin yaptırım yüzü
Finans sistemi yalnızca güvenle değil, aynı zamanda yaptırım ve disiplinle çalışır. Bu mekanizmanın en güçlü aracı:
Office of Foreign Assets Control (OFAC) ABD Hazine Bakanlığı’na bağlıdır ve gücünü ABD iç hukukundan alır. Ancak etkisi küreseldir.
OFAC:
• Kişi, şirket ve ülkeleri kara listeye alır
• Dolar sistemine erişimi keser
• Varlıkları dondurur
Bu sistem yalnızca ABD şirketlerini değil, ABD ile çalışan tüm küresel aktörleri bağlar. OFAC’ın verdiği mesaj nettir:“Kurallarıma uymazsan seni cezalandırırım ve sistem dışına atarım.”

D. Gerçek dünya haritası ve tıkanmış sistem
Bugün dünya haritası artık bir coğrafya değildir; bir finansal ağdır. Dünya; ekonomik kurallarla değil, Amerikan finansal hukuku ve onun arkasındaki güç ile yönetilmektedir.
Bu düzenin sonuçları ağırdır:
• Değer sistemi bozulmuştur
• Uluslararası hukuk işlevsizleşmiştir
• Tek bir ülkenin hukuku küreselleşmiştir
• Güç tek elde yoğunlaşmıştır
E. Dünyanın kurtuluşu: Holistik hukuk düzeni
İnsanlık bu üçlü ikiyüzlülük sistemiyle yoluna devam edemez. Dünya artık tek yüzlü, bütüncül (holistik) bir hukuk düzenine ihtiyaç duymaktadır. Bu yeni sistemin temel ilkeleri şu şekilde olmalıdır:
1. Sistem hem yapı hem kapsam açısından bütüncül olmalıdır
2. Çatışmacı diyalektik hukuk yerine birleştirici hukuk anlayışı benimsenmelidir
3. Ekonomi başta olmak üzere tüm alanlarda rekabet yerine iş birliği esas alınmalıdır
4. Doğa temelli bir hukuk anlayışı geliştirilmelidir (güneş, su, hava, toprak ortak değer kabul edilmelidir)
5. Finansal spekülasyonlar kontrol altına alınarak değer sistemi yeniden dengelenmelidir
6. Enerji üretimi güneşe dayandırılmalı ve mülkiyeti toplumsallaştırılmalıdır.
Sonuç olarak: Bu konular tartışılarak netleştirilmeli, insanlığa Yeni Bir Dünya Düzeni kurulmalıdır.