Dünya nereye gidiyor derken önce Türkiye’den başlayalım. İç çekişmelerin yoğun olduğu hapishanelerin casusluk iddiaları ile yargılanan siyasi tutuklularla dolu olduğu bir dönemde, Merkez Bankasının 14 Mayıs 2026’da, açıklanan enflasyonun yıl sonunda %24-26’ü bulacağı açıklaması piyasaları yine etkileyecek.
Ana muhalefet partisinin, CHP’nin Parti Başkanı Özgür Özel’in elinden alınması iktidar için bir çözüm görünüyor. Parti kapatma davası uzun bir hukuki süreci gerektireceği için Başkanını uzaklaştırmanın en kısa yol olduğu iktidar çevrelerinde dile getirilmekte. Bu çekişmeler, kırılgan ekonomiyi daha da sarsacağa ve beklenen yabancı yatırımın artık gelmeyeceğinin habercisi. En önemlisi ise demokrasinin rafa kaldırılması. Buradan gelecek faturayı ise hep birlikte ödeyeceğiz. Bu nedenle iktidarın bu tür kararlar için dikkatli olması gerekiyor.
Türkiye’nin Ermenistan’la ilişkilerinin normalleşmeye başlaması, ileride ticaretin de gelişmesi bakımından iyi bir ilerleme. Yakından takip ettiğim Yunanistan dış politikası ise dolu dizgin gidiyor. Mitcotakis’in markajında çok sayıda Batılı lider var. Türkiye’nin de aktif ve etkin bir dış politika uygulaması gerekir. Yunanistan sürekli bir Türkiye endişesini her fırsatta vurguluyor ve canlı tutuyor. Türkiye ise Lozan’a aykırı olarak 60’a yakın ada ve adacığın Yunanistan tarafından ele geçirilip silahlandırıldığını bir türlü dış ilişkilerinde kullanamıyor, anlatamıyor. Tabii Kıbrıs konusu da gündemde.
Türkiye dışındaki olaylar ise Türkiye ve Türk ekonomisini yakından ilgilendirmekte. Trump’ın 13 Mayıs 2026’da başlayan Çin gezisi ve yapılacak zirve tüm dünya tarafından yakından takip edilmekte. Ancak Zirvenin sonuçları itibariyle beklentilerin altında olacağı şimdiden Batılı uzmanlar tarafından dile getirilmekte (Financial Times, Wall Street Journal, Le Monde ve Washington Post). Trump birinci Başkanlık döneminde, “Çin’in ABD’nin ırzına geçmesine izin vermeyeceğim” demesinden sonra Trump’ın Çin’e ziyareti İran’la savaşı bakımından da önemli. Bu ziyarette kuvvetli olan taraf Çin. Zira Çin Venezuela’dan ucuz petrol, İran ve Arap petrolünü Hürmüz Boğazından alırken bu yollar şimdi kapanmış sayılır. Çin Başkanı Xi Jinping, Asya’nın ve dünyanın güçlü liderlerinin başında geliyor. Zirvenin gündeminde ABD Çin ticareti, iklim değişikliği, suni zeka (AI) ve Tayvan gibi konular gündemde. Trump’ın heyetinde Tesla ve SpaceX’in CEO’su Elon Musk, Apple CEO’su Tim Cook var. Çin, ABD’nden başta et ürünleri olmak üzere çiftlik ürünleri satın almak istiyor.
Tayvan, Çin’den ayrılıp demokratik bir cumhuriyet kuran küçük bir ada ülkesi. Çin, güneyinde ekonomisi kuvvetli, ABD’nin müttefiki, demokratik kurumları muntazam çalışan gelişmiş bir ülke istemiyor. Hong Kong, 1997’de İngiltere’nin idaresinden çıkıp ülkenin anahtarı bir törenle o zaman veliaht Prens olan Charles tarafından Çinlilere verildikten sonra demokratik kurumları kapatılıp Çin’in ağır baskılarına maruz kalıyor. ABD ve Tayvan şimdilik Çin’in bu taleplerini görmemezlikten geliyor. Tayvan’da büyük bir ABD deniz üssü de var. Türkiye, Tayvan’ı tanımıyor ancak bir Ticaret Ofisi ve kıdemli bir büyükelçi ile ilişkilerini sürdürüyor. Jinping ve Trump görüşmeleri Arap ülkelerince de yakından takip ediliyor. Nedeni ise Çin’in en büyük petrol alıcısı olması.
Hayatın sonu mutlu bitmiyor. O nedenle önemli olan mutlu anlarımız ve bu anları yapan güzel anıları çoğaltmak görevimiz olmalı. Bu sözleri İsrail’in halen öldürmeye devam ettiği sivilleri anmak için yazdım. Mutlu anlarımız, anılarımız çok olsun.
Dünya nereye gidiyor?
Dünya nereye gidiyor?
Paylaş: