.
Ekonomik Göstergeler
Dolar
29.84 ₺
Euro
32.45 ₺
GBP
1.124 ₺
JPY
7.842
Ana Sayfa
Gündem
Spor
Köşe Yazıları
Podcast

Dünya karışırken Türkiye nerede duruyor?

Okuma Süresi: 2 Dakika
Toplam Okunma: hesaplanıyor...
Dünya karışırken Türkiye nerede duruyor?
Dünya karışırken Türkiye nerede duruyor?
Paylaş:
Dünya düzeni sessizce ama hızla değişiyor.
Alıştığımız dengeler çözülüyor.
Güç merkezleri yer değiştiriyor.
Bu karmaşanın ortasında Türkiye de kritik bir kavşakta duruyor.
Avrupa Birliği açısından bakıldığında, Türkiye artık sadece bir komşu değil, askeri ve stratejik bir zorunluluk haline gelmeye başladı.
NATO içinde, Amerika’dan sonra en büyük orduyu besleyen ülke Türkiye’dir.
Bu gerçek, NATO’nun zayıfladığı ya da Amerika’nın geri çekildiği bir dünyada, Türkiye’yi Avrupa için vazgeçilmez kılıyor.
Avrupa Birliği’nin, Türkiye’yi yeniden kendi parantezine alma ihtimali bu yüzden giderek güçleniyor.
Dünya ekonomisi de benzer bir kırılma yaşıyor.
Amerikan doları güç kaybediyor.
Ama yerine koyulabilecek net bir alternatif de yok.
Altın güvenli liman deniyor.
Ama altın üretim yapmaz.
İstihdam yaratmaz.
Ekonomiyi büyütmez.
Kâğıt altın ise, tıpkı kâğıt para gibi, güvene dayalı bir yanılsamadan ibaret.
Amerika bunun farkında.
Bu yüzden doları kontrollü biçimde zayıflatıyor.
FED değişiyor.
Para politikası gevşiyor.
Ama Amerika, doların küresel hakimiyetinden vazgeçmiyor.
Çünkü elinde hala en büyük koz var.
Teknoloji.
Yapay zeka.
Bilim.
Ve dünyanın en parlak beyinleri.
Bu nedenle, “dolar çöküyor” paniği, bugün için gerçekçi değil.
Gelelim Türkiye’nin iç meselelerine.
Enflasyon yeniden yükselişte.
Geçim sıkıntısı toplumun ana gündemi.
Ekonomi yönetimi çabalıyor.
Ama sokaktaki insan bunu henüz hissetmiyor.
Gelir dağılımı bozuldukça, toplumsal huzur da bozuluyor.
İzmir bu gerçeğin küçük bir özeti gibi.
Kıyı şeridinde refah var.
Arka sokakta yoksulluk.
Her 50 metrede bir, yaşam standardı biraz daha düşüyor.
Bir tarafta Avrupa ayarında hayatlar.
Diğer tarafta uyuşturucu, işsizlik, umutsuzluk.
Bu tablo, toplumu sessiz ama derin bir çatlağa sürüklüyor.
Türkiye uzun yıllar, inşaatla büyümeyi tercih etti.
Yollar yapıldı.
Köprüler yapıldı.
Gökdelenler yükseldi.
Ama sanayi, teknoloji ve katma değer geri planda kaldı.
Aynı yıllarda Güney Kore üretimle büyüdü.
Çin ihracatla devleşti.
Türkiye ise yerinde saydı.
Şimdi yeni bir tehdit kapıda.
Avrupa Birliği, Hindistan ve Güney Amerika ülkeleriyle sıfır gümrüklü ticaret anlaşmaları yapıyor.
Türkiye ise Gümrük Birliği’nin içinde, ama masanın dışında.
Hindistan düşük maliyetle Avrupa’ya mal satacak.
Türkiye aynı pazarda rekabet etmek zorunda kalacak.
Asgari ücret Hindistan’da 170 dolar.
Türkiye’de 700 dolar.
Bu fark, pek çok fabrikanın kepenk indirmesi anlamına geliyor.
Aynı risk tarımda da var.
Ucuz ithalat, yerli üreticiyi ezebilir.
Tüm bu karanlık tabloya rağmen, bir ihtimal daha var.
Avrupa’nın savunma açığı.
Trump’ın NATO’ya mesafesi.
Rusya’nın saldırganlığı.
Amerika’nın geri çekilme sinyalleri.
Avrupa’yı yeni bir güvenlik mimarisi kurmaya zorluyor.
Ve bu mimaride, Türkiye kilit bir ülke.
Belki de uzun süredir kapalı olan Avrupa kapısı, bu kez güvenlik üzerinden yeniden aralanıyor.
Soru şu:
Türkiye bu fırsatı okuyabilecek mi?
Yoksa bir kez daha, geç kalanlar listesine mi yazılacak?