2026 Ocak ayı enflasyon sonuçları açıklandı. TÜFE aylık %4,84 yıllık %30,7 oldu. Sonuçlar beklentilerin üzerinde gerçekleşti. ÜFE ise aylık %2,7, yıllık %27,2 olarak sonuçlandı. TÜİK bu yılbaşından itibaren TÜFE hesaplamasında metodolojik değişikliğe gitti. Uluslararası standartlara uyum gerekçesiyle 12 ana harcama grubu 13'e çıkarıldı, ağırlık oranları değiştirildi. Ne yaparsak yapalım gıda, konut ve ulaşımdaki fiyat artışlarını kontrol edemiyoruz. Bu durumda fiyat istikrarı tesis edilmesi sürekli bir başka bahara kalıyor. Bu ayda ÜFE-TÜFE makası 3,5 puana kadar geriledi. Aynı dönemin İTO sonuçları ise şöyle; Aylık %4.56, yıllık %36,15, 32 aydır enflasyonu tek haneye indiremedik. Ocak’ta çekirdek TÜFE yıllık %29,80 arttı. Aylık bazda en yüksek harcama grupları sağlık %14,85, eğitim %6,61, finansal hizmetler %10,82, gıda ve alkolsüz içecekler %6,59, konut %4.43, ulaştırma %5.20. Döviz kurunun baskılanmasına rağmen sağlık, eğitim, gıda gibi kalemlerin yüksek seyretmesi enflasyonun kaynağının kurdan ziyade ücret artışları ve geriye endekslenme nedeniyle hizmet fiyatlarının katılaşmasından geldiğini gösteriyor. Hazine ve Maliye Bakanı Sn. Şimşek, Ocak ayındaki enflasyonunun artışında olumsuz hava koşullarının etkisiyle uzun dönem ortalamasının oldukça üzerinde gıda fiyatları ile dönemsel unsurların belirleyici olduğunu söyledi. Enflasyonun ana eğiliminde düşüşün devam ettiği belirtiliyor. Ancak dezenflasyon süreci hayli zor geçiyor, korkarız ki daha da zorlu ilerleyecek. Zira mevsimsellikten arındırılmış TÜFE aylık artışı %2,65. Bir önceki yıl ocak ayında ise %2,85'ti. Medyan enflasyon %2. Geçen yıl ocak ayı ise %2,2'ydi. 2024 ortalarından beri medyan enflasyon olarak bu oranlar civarına takılı kalıyoruz. Bu gidişle yıl sonu için TCMB’nin %16 hedefi bir tarafa, %25’'lere doğru giden bir eğilim görülüyor. Söz konusu TCMB tahmininin gerçekleşebilmesi için medyan enflasyonun aylık %1’lerin altına gelmesi gerekiyor.
Ülkemizde enflasyon 50 yıldır kronik yapısal bir sorun. Prof. Dr. Hakan Kara'nın belirttiği gibi 2022 yılı başından itibaren dolar bazında Big Mac fiyatı dünyada ortalama %25 artarken Türkiye'deki dolar bazındaki artış oranı %224. 2021-2023 dönemi uygulanan negatif reel faiz ve para politikasının olumsuzlukları, haksız gelir ve servet transferleri o kadar devasa sorunlar (beklentilerin ve rasyonel fiyatlamaların aşırı bozulması) yarattı ki 32 aydır Naci Ağbal dönemindeki %19-20 civarındaki enflasyona bile ulaşamıyoruz. Geniş halk kitlelerinin hayatta kalma mücadelesinde gittikçe zorlanmalar artıyor. Yoksulluk ve açlık sınırı arasındaki makas açıldığı gibi en düşük emekli maaşı da açlık sınırının altında. Talep yönlü enflasyonist etki emekli, ücretli kesimden gelmiyor. Altının yarattığı talep yönlü servet etkisi oldukça canlı. Kayıt dışı ekonomi Maliye Bakanlığının “Yapay Zekâ” yöntemli sorgulamalarındaki başarısının her geçen gün yükselmesine rağmen oldukça güçlü. Fahiş faizin yarattığı dolar bazlı yüksek gelir sahiplerinin de talepleri çok yüksek. Bu kesimlerin lüks mala olan talepleri de gittikçe artıyor. Büyüme oranımız dezenflasyon mücadelesindeki kararlılığımızla paralel değil. (%4-4,5) Büyüme-enflasyon ödünleşmesi olmadan bu yolda mesafe almak gittikçe zorlaşıyor. Diğer taraftan beklentiler de çıpalanamadı. Reel sektör ve hane halkının enflasyon beklentisi hala bir miktar düşmelerine rağmen oldukça yüksek seviyelerde.
2024-2028 dönemini kapsayan On İkinci Kalkınma Planı’nın Enflasyonla Mücadele Özel İhtisas Komisyonu Raporu’nun “Yönetici Özeti” bölümünde vurgulanan hususların kısaca özeti yukarıda söylediklerimize ışık tutar nitelikte. “Enflasyon beklentileri, yaşanan enflasyon gerçekleşmelerine göre belirlenmeye devam ettiği sürece, enflasyon geçmişe paralel bir seyir izlemeye devam etmekte ve bu durum enflasyon ataletine neden olmaktadır. Enflasyonla mücadelede bir taraftan da enflasyon beklentilerini düşürmeye odaklanılması gerekmekte olup bu hususta Merkez Bankası'nın iletişimi önemlidir. Ayrıca bu mücadelede önemli bir husus olan toplumsal mutabakat, fiyat istikrarının tam olarak sağlanmasında önemlidir.” Bu vurgulamalardaki iki hususta da (beklentilerin çıpalanması ve toplumsal mutabakat) tam olarak başarı sağlanamamıştır. Nedeni ise “GÜVEN” unsurunun eksikliğidir. Kamu bu sürece yeterince destek vermemiştir. Harcama eğiliminde radikal bir tasarrufa gitmemiştir. Geniş kapsamlı para arzı dezenflasyon politikasıyla paralel değildir. (Ocak 2025 17.9 T- Şubat 2026 24.6 T.) Fedakârlık sadece düşük gelirli emekliler ile ücretlilerden bekleniyor. İç talebi canlı tutan 17 milyon civarında servet transferi ile zenginlikleri artan bu kesime dönük bir vergileme yolu aramanın yararlı olacağını düşünüyoruz. TCMB’nin önümüzdeki toplantıda faiz indirimi konusunda elinin rahat olmayacağı düşüncesindeyiz.
Dezenflasyona rağmen bahar gelmiyor
Dezenflasyona rağmen bahar gelmiyor
Paylaş: