.
Ekonomik Göstergeler
Dolar
29.84 ₺
Euro
32.45 ₺
GBP
1.124 ₺
JPY
7.842
Ana Sayfa
Gündem
Spor
Köşe Yazıları
Podcast
Folkart Orion

Demokrasimiz şapkadan tavşan çıkarıyor

Okuma Süresi: 4 Dakika
Toplam Okunma: hesaplanıyor...
Demokrasimiz şapkadan tavşan çıkarıyor
Demokrasimiz şapkadan tavşan çıkarıyor
Paylaş:
Türk demokrasisi şapka metaforlarına yabancı değildir. Çok partili siyasal hayatımızda şapkalar yalnızca başa giyilen birer aksesuar değil; liderlerin toplumla kurduğu ilişkinin, siyasal kimliklerinin ve temsil ettikleri toplumsal kesimlerin işareti olmuştur.  Bir zamanlar şapkalar liderleri anlatırdı. Bugün siyasal düzen; şapkadan sonuç çıkarmaya çalışıyor. Süleyman Demirel’in fötr şapkası, Anadolu’dan yükselen merkez sağ siyasetin, siyasal dayanıklılığın ve her müdahaleden sonra yeniden geri dönmenin sembolüydü. Şapkayı kaptırmamak onun dilinde yalnızca bir fötrü korumak değil, siyasal iradeyi askerî müdahalelere, yasaklara ve siyaset mühendisliklerine kaptırmamak anlamına geliyordu.  Bülent Ecevit’in denizci kasketi ise; işçiyle, köylüyle, dar gelirliyle ve meydanlardaki halkla kurduğu ilişkinin görsel diline dönüşmüştü. Yani siyasetin eski şapkaları birer siyasal bildiri gibiydi.  Bunların hiçbiri şapkadan tavşan çıkarmıyordu. Şapkalar liderleri anlatıyor, liderlerin yerine geçmiyordu. Siyasetin sembolü oluyor, fakat sandığın sonucunu, partilerin yönetimini ve cumhurbaşkanı adaylarını belirlemiyordu.

A-Şapkadan çıkan ilk tavşan

Bugünün otokratik dozajı giderek yükselen son dönem demokrasimizde ise şapka artık bir siyasal sembol olmaktan çıktı, siyasal sonuç üretmenin aracına dönüştü.
Şapkadan çıkan ilk büyük tavşan; cumhurbaşkanlığı adaylığına hazırlanan Ekrem İmamoğlu’nun diploması oldu. 1990 yılında gerçekleştirilen yatay geçiş işlemi, aradan otuz beş yıl geçtikten sonra yeniden incelendi. İmamoğlu’nun 1994 yılında aldığı diploma, 18 Mart 2025 tarihinde iptal edildi. Böylece otuz beş yıl önce yapılmış işlem yeniden açıldı. Otuz bir yıldır geçerli olan bir diploma ortadan kaldırıldı ve gelecekte yapılacak bir seçimin adaylık düzeni geçmişe dönük bir idari kararla değiştirildi.

B-İkinci tavşan: Bir partinin hafızasını silmek

Şapkadan çıkan ikinci tavşan, CHP’nin Kasım 2023’te yapılan 38. Olağan Genel Kurultayı hakkında verilen mutlak butlan kararıdır. 21 Mayıs 2026 tarihli kararla kurultay yalnızca tartışmalı veya kusurlu sayılmadı; başından itibaren yok hükmünde kabul edildi. Özgür Özel ve onunla birlikte seçilen parti organları görevden uzaklaştırılırken, önceki genel başkan Kemal Kılıçdaroğlu yeniden göreve getirildi. Böylece; bir mahkeme kararı yalnızca parti yöneticisini değiştirmedi. Delegelerin kullandığı oyları, kurultay iradesini ve sonrasında oluşmuş bütün siyasal düzeni geriye doğru ortadan kaldırdı.

C-En büyük tavşan: Yeni Parti

Fakat demokrasi şapkasından çıkan en büyük tavşan, bütün bunların ardından geldi.
Yılların Cumhuriyet Halk Partisi fiilen iki parçaya ayrıldı. Özgür Özel ve beraberindeki 90 milletvekili CHP’den ayrılarak 24 Temmuz 2026 tarihinde YENİ PARTİ’yi kurdu. Böylece Özgür Özel dâhil 91 milletvekiliyle YENİ PARTİ; Meclis’in ikinci büyük siyasi gücü hâline geldi, CHP’nin sandalye sayısı 44’e düştü.
Sonuç olarak; bir diploma kararıyla başlayan süreç, bir kurultayın yok sayılmasına; kurultayın yok sayılması, Cumhuriyet’i kuran partinin bölünmesine; partinin bölünmesi ise Meclis aritmetiğini ve Türkiye’nin ana muhalefet yapısını değiştiren yeni bir partinin doğmasına ulaştı.

Şimdi önümüzdeki soru şudur: Bu gelişmelerin içinden çıkan YENİ PARTİ, yalnızca siyasal ve hukuki zorlamaların doğurduğu yeni bir örgüt müdür; yoksa Türkiye’nin geleceğini hazırlayacak yeni bir düşünce, yeni bir program ve yeni bir iktidar aklı mıdır?

D-Demokraside “yeni” nedir?

Bir siyasi partinin kuruluş tarihinin yeni olması, kendisinin de yeni olduğu anlamına gelmez.
Yeni bir tabela, yeni bir logo, yeni bir genel merkez ve yeni bir kuruluş dilekçesi hazırlanabilir. Fakat eski kadrolar, eski düşünce kalıpları, eski dünya okumaları ve eski programlar aynı şapkanın altında yaşamaya devam ediyorsa, ortaya çıkan şey yeni bir parti değil; eski siyasetin yeni şapkasıdır. Mağduriyet bir parti doğurabilir.  Baskı yeni bir örgütlenmeyi zorunlu kılabilir.
Ancak iktidar; şapkadan, mahkeme kararından, karşıtlıktan ve mağduriyetten değil; dünyayı okuyan düşünceden, Türkiye’nin yarınını hazırlayan stratejiden, uygulanabilir programdan ve bütün bunları taşıyacak siyasal organizasyondan çıkar.

E-Yeni Parti, yeni bir Türkiye fikri midir?

Yeni olmak, eski bir partinin karşısına başka bir parti çıkarmak, iktidarın yaptığının tersini söylemek veya eski kadroları yeni bir tabelanın altında toplamak değildir. Yeni olmak; insanı, devleti, ekonomiyi, doğayı, teknolojiyi, kültürü ve egemenliği aynı gelecek tasarımı içinde yeniden ilişkilendirebilmektir. Bu nedenle YENİ PARTİ’nin yeniliği, karşı çıktığı iktidarla değil, o iktidar yarın ortadan kalktığında Türkiye’ye önerebildiği hayatla ölçülmelidir. Çünkü karşıtından kimlik alan siyaset, karşıtı çekildiğinde yönünü de kaybeder. Karşı çıkmak gereklidir; fakat karşı çıkmak ne programdır ne de medeniyet kurmaya yeter.
Aceleyle hazırlanmış 41 sayfalık programın temel sorunu yalnızca eksik cümleler değil, Türkiye’nin geleceğini ilgilendiren stratejik belirsizliklerdir. Ekonomi, eğitim, tarım, ekoloji, teknoloji, dış politika ve yerel yönetimler ayrı başlıklar hâlinde sıralanmış; fakat bunların birbirine nasıl bağlanacağı, hangi önceliklerle ve hangi devlet aklıyla yürütüleceği açıklanmamıştır. Programın sustuğu yerlerde de şu soru büyümektedir: Türkiye hangi tarihsel kimlik, hangi devlet yapısı ve hangi medeniyet yönü üzerinde ilerleyecektir? Türklük, Cumhuriyet, laiklik ve üniter devlet yalnızca korunacak savunma mevzileri değildir; kurulacak geleceğin kurucu sütunlarıdır. Türklük, başka kimliklere karşı bir tepki değil, ortak dilin, tarihsel hafızanın, devlet kurma yeteneğinin ve birlikte yaşama iradesinin medeniyet öznesidir. Türk Birliği de bir dış politika satırına indirgenemez; enerji, ulaştırma, para, teknoloji, ortak alfabe, savunma, eğitim, su ve gıda güvenliği alanlarında emperyal bağımlılıklardan çıkış stratejisidir.

Adı yeni olan değil, dünyayı ve Türkiye’yi yeni bir bütünlük içinde okuyup dönüştürebilen siyasi hareket gerçekten ve esasen yenidir. Gerçek yenilik, eski siyasetin yeni ambalajı değil; demokratik, laik, sosyal ve üniter Cumhuriyet’i bütün bağlantılarıyla ve açık bir uygulama iradesiyle geleceğe taşıyacak kurucu akıldır. Şapkadan parti çıkabilir; fakat yeni Türkiye ancak düşünceden çıkar.
Umarız Türk milletinin büyük umutlar beklediği Yeni Parti, hızla oluşturulmuş, 41 sayfalık programını Türkiye’nin ve Türklerin geleceğini kuracak bir stratejiye doğru geliştirir; DEM Partinin uluslararası oyunlarının enstrümanı haline gelmiş oyları üzerine yanlış hesaplar yapmaz ve Türkiye’nin üniter yapısına zarar vermez.