.
Ekonomik Göstergeler
Dolar
29.84 ₺
Euro
32.45 ₺
GBP
1.124 ₺
JPY
7.842
Ana Sayfa
Gündem
Spor
Köşe Yazıları
Podcast

Demirışık Tekstil’in dönüşüm hikayesi: Yüksek adet değil, yüksek değer

Okuma Süresi: 5 Dakika
Toplam Okunma: hesaplanıyor...
Demirışık Tekstil ikinci kuşak temsilcisi ve aynı zamanda Kreatif Direktör Gizem Batur, katma değeri yüksek, hikâyesi olan ve güçlü bir anlatıya sahip ürünlerin her zaman talep göreceğini düşündüğünü söyledi.
Demirışık Tekstil’in dönüşüm hikayesi: Yüksek adet değil, yüksek değer
Paylaş:
Emrah YILMAZ
Demirışık Tekstil, iç piyasadan tamamen çekilerek yüzde 100 ihracata yöneldiği stratejik kırılma ile üretim modelini yeniden kurguladı. Yüksek adetli üretim yerine katma değerli ve tasarım odaklı koleksiyonlara yönelen firma, sürdürülebilirlik yatırımları ve müşteriyle birlikte geliştirdiği üretim anlayışıyla sektörde “fason üretici” tanımının ötesine geçerek stratejik iş ortağı konumuna ulaştı. Demirışık Tekstil’in ikinci kuşak temsilcisi ve Kreatif Direktörü olan Gizem Batur, rekabetin yalnızca fiyatla değil; tasarım, hız ve sürdürülebilirlik üzerinden şekillendiğine dikkat çekerek, hikâyesi olan ve katma değeri yüksek ürünlerin her zaman talep göreceğine ve bu ürünleri üreten firmaların ayakta kalacağına inandığını söyledi.
  • Demirışık Tekstil’in 1983’ten bu yana gelen yolculuğunu bugün geldiği noktadan nasıl değerlendiriyorsunuz? Şirketin büyüme hikâyesinde hangi dönüm noktaları belirleyici oldu?
Şirketimiz bir aile şirketi. Dedem ve babamın ortak olarak kurduğu bir yapı. İlk etapta Sarp Jeans markasıyla, iç piyasaya üretim ve satış yaparak başladık. Bugün geldiğimiz noktaya baktığımda en önemli kırılma anlarından biri, iç piyasa satışlarını durdurup yüzde 100 ihracata geçtiğimiz dönem oldu. Bununla birlikte kendimizi nasıl konumlandırdığımız da çok kritik. Yüksek adet ve düşük kâr marjı yerine, küçük ve orta adetlerde yüksek kâr marjı hedefleyen bir yapıya geçtik. İlk olarak İskandinav pazarıyla başladık. Bir diğer önemli dönüm noktası da sürdürülebilirlik alanında attığımız adımlar oldu.
  • Türk hazır giyim sektörü son yıllarda ciddi bir rekabet baskısı altında. Bu tabloda Demirışık Tekstil’i farklı kılan temel üretim ve tasarım yaklaşımı nedir?
Son yıllarda ciddi bir fiyat baskısı var ve bunu tüm üreticiler hissediyor. Ancak rekabet yalnızca fiyatla sınırlı değil. Esneklik, hız, sürdürülebilirlik ve tasarım da en az fiyat kadar önemli. Bizi farklı kılan unsur, güçlü ürün geliştirme ve tasarım odaklı üretim anlayışımız ile sürdürülebilirlik konusundaki öncü yaklaşımımız. Biz yalnızca fason üretim yapan bir firma değiliz. Müşterilerimizle koleksiyonun başından sonuna kadar birlikte ilerliyoruz, hatta bazı firmalara çeşitli konularda danışmanlık da veriyoruz. Konvansiyonel üretim yapan firmaların sürdürülebilir üretime geçişinde de destek olduk. Bu nedenle kendimizi sadece üretici değil, müşterilerimiz için stratejik bir partner bir çözüm ortağı olarak konumlandırıyoruz.
  • Kreatif direktör olarak koleksiyonların oluşum sürecinde nasıl bir çalışma yürütüyorsunuz? Bir ürün fikri tasarımdan üretime kadar hangi aşamalardan geçiyor?
Koleksiyon oluşturma süreci uzun ve katmanlı bir süreç. Sadece model çizmek ve kumaş seçmekten ibaret değil. Öncelikle pazarı anlamak için ciddi bir çalışma yapıyoruz. Yurt dışı fuarlara katılıyor, trend analizlerini takip ediyor, mağazaları geziyor ve müşteri geri bildirimlerini inceliyoruz. Aynı zamanda markaların defilelerini analiz ediyoruz. Bu çalışmalarla güçlü bir trend analizi oluşturuyoruz. Ardından bu analiz doğrultusunda kumaş ve yıkama geliştirme süreçlerine geçiyoruz, sonrasında tasarım ve numune aşaması geliyor. Yapay zekânın da sürece dâhil olmasıyla koleksiyon oluşturma daha verimli hale geldi. Bu süreçte benim en önemli rolüm, kreatif ve ticari dengeyi kurmak. Yani yalnızca estetik değil, aynı zamanda ticari karşılığı olan ürünler ortaya çıkarmak.
  • Avrupa pazarına üretim yapan firmalar için sürdürülebilirlik kritik bir kriter. Tüketicilerin bu yöndeki hassasiyeti de artıyor. Bu durum tasarım ve üretim süreçlerinizi nasıl etkiliyor? Bu alanda attığınız adımlar nelerdir?
Tüketicilerin hâlâ fiyat odaklı olduğunu düşünüyorum ancak bilinç düzeyinin arttığı da bir gerçek. Sürdürülebilirlik artık tasarımlarımızı sadece etkileyen değil, şekillendiren bir unsur. Daha az su ve enerji kullanan lazer ve ozon teknolojilerini tercih ediyoruz. Metal aksesuar kullanımını azaltıyor ya da geri dönüşümü kolaylaştıracak şekilde tasarlıyoruz. Döngüsel üretim konusunda çalışmalar yürütüyoruz. Müşterilerimizin kumaş atıklarını toplayarak geri dönüşüm tesislerine gönderiyor ve yeniden üretime kazandırıyoruz. Ayrıca çiftçileri konvansiyonel pamuktan organik pamuk üretimine geçmeleri için teşvik ettik. 2021 yılından bu yana karbon ayak izimizi ölçüyor ve sürdürülebilirlik raporumuzu yayımlıyoruz. Bu alanda çeşitli aksiyonlar alarak ilerlemeye devam ediyoruz.
  • Türk üreticilerin küresel pazarda güçlü kalabilmesi için tasarım ve markalaşma ne kadar belirleyici?
Çok rekabetçi bir sektördeyiz ve fiyat baskısı oldukça yüksek. Bu nedenle tasarım ve markalaşma kaçınılmaz şekilde odağımızda olmalı. Eğer markalaşma mümkün değilse, mutlaka katma değeri yüksek ve hikâyesi olan ürünler üretmek gerekiyor.
  • Denim sektörünün geleceğini maliyet baskısı ve küresel rekabet çerçevesinde nasıl değerlendiriyorsunuz?
Şu anda sektör adına üzücü gelişmeler yaşanıyor. Pek çok firmanın kapandığını ya da faaliyetlerini durdurduğunu duyuyoruz. Bu hem sektör hem de istihdam açısından olumsuz. Ancak yine de umutluyum. Hikâyesi olan ve katma değeri yüksek ürünler üretildiğinde fiyatın ikinci plana atıldığını düşünüyorum. Bu nedenle güçlü bir anlatıya sahip ürünler ayakta kalacaktır.
  • Sektörde yaşanan istihdam sorunu ve üretimin yurt dışına kayması hakkında ne düşünüyorsunuz?
Gençlerin üretim tarafına ilgisi oldukça düşük. Makinecilik ve ustabaşı gibi alanlarda yetişmiş eleman bulmak zorlaşıyor. Meslek liselerinin azalması bu durumu daha da etkiledi. Önümüzdeki yıllarda ciddi bir iş gücü sorunu yaşanabilir. Tekstil sektörü çok büyük bir istihdam alanı ve milyonlarca insan bu sektörden geçimini sağlıyor. Bu nedenle sektörün korunması ve nitelikli iş gücünün yetiştirilmesi gerekiyor. Yurt dışına üretim kaydırılması kısa vadede çözüm gibi görünse de sürdürülebilir değil. Türkiye’nin bu alandaki bilgi birikimi güçlü ve korunmalı.
  • İhracat başarılarınız dikkat çekiyor. Bu başarıyı sağlayan yönetim anlayışınızın temelinde neler var?
Şirketimizde üç yöneticiyiz: babam, eşim ve ben. İnsan ilişkilerine büyük önem veriyoruz. Bu yaklaşım hem müşterilerimize hem de çalışanlarımıza yansıyor. Ekibimizi geliştirmek için eğitimler düzenliyor, kaliteyi artırmak için danışmanlarla çalışıyoruz. İnsan odaklı ve sürekli gelişime açık bir yönetim anlayışımız var.
  • Önümüzdeki dönemde Demirışık Tekstil’in hedefleri neler?
Yeni projelerimiz var. Beş ortaklı yeni bir girişim başlattık. Tromplöy denim adı verilen, aslında denim olmayan ancak denim görünümüne sahip ürünler üretiyoruz. Bu bizi heyecanlandıran bir proje. Denim tamamen ortadan kalkmayacak ancak bu ürünlerin de yanında önemli bir alternatif olacağını düşünüyorum. Ayrıca Kuzey Avrupa’da güçlü bir konumdayız. Şimdi Amerika pazarı için de çalışmalar yürütüyor, fuar ve B2B organizasyonlara katılıyoruz.
  • Yeni geliştirdiğiniz ürünün teknik olarak farkı nedir?
Bu aslında bir baskı teknolojisi. “Wobtech” adlı bir yazılım kullanıyoruz. Diğer firmalar genellikle bir ürünü tarayıp basarken, biz denim görüntüsünü dijital ortamda sıfırdan oluşturuyoruz. Bu sayede üretimde esneklik sağlıyoruz, numune zorunluluğu ortadan kalkıyor ve farklı bedenlerde kalite kaybı yaşanmıyor. Beyaz kumaş üzerine denim görüntüsü basılıyor ve sonuçta gerçek denim görünümünde ürün elde ediliyor.
  • Genç tasarımcılara ve sektöre girmek isteyenlere ne önerirsiniz?
Son dönemde gençlerde sabırsızlık gözlemliyorum. Oysa bu sektör emek ve zaman istiyor. Teknik bilginin yanında sabır, çok çalışma, gelişime açıklık ve yenilikleri takip etmek çok önemli. Sabırlı olmak gerekiyor.