Değişen dünya ve Türkiye
Değişen dünya ve Türkiye
Paylaş:
Dünya hızla değişmekte. Bu değişime nasıl uyum sağlanmalı derken olayların neredeyse saat başı gelişmesi düşlerde bile hayal edilemeyecek cinsten. ABD’de güvenlik güçlerinin silahla vurup insan öldüreceğini kim dese inanmazdık. Ta ki Donald Trump ikinci kez Başkan olana dek. Göçmenlik ve Gümrük Muhafaza Kurumu (ICE) güçlerinin kaçak göçmen aramaları sırasında yaptıkları eziyet ve işkenceler, masum sivillere uyguladıkları silahlı saldırılar sonucu yoğun bakım ünitesinde görevli hemşire Alex Pretti’nin, Minneapolis’te, sokakta öldürülmesi ve öncesinde de bir kadının yüzünden kurşunlanarak hayatına son verilmesi tüm ABD’nde protestolara yol açtı. Pretti’nin öldürülmesi ABD iç politikasında bir dönüm noktası sayılır. Trump, tepkiler üzerine dilini yumuşatmış, vuran görevli hakkında soruşturma açılmıştır.
ABD iç politikasında bunlar yaşanırken Trump’ın İran’da özgürlük talep eden protestocuları desteklemesi nedeniyle İran’a Abraham Lincoln ve Gerald Ford uçak gemilerini göndereceğini açıklaması Türkiye’nin sınırdaşı İran’da ordunun savaş durumuna getirilmesine neden oldu. ABD merkezli Global Fire Power isimli kuruluşun yaptığı 2026 başında açıklanan 2025 tarihli bir araştırmaya göre Orta Doğudaki en güçlü orduların başında Türk ordusu daha sonra İsrail, İran ve Mısır gelmekte. Kuruluş asker sayısının yanısıra ordunun eğitimi ve donanımını da dikkate almakta. Türk ordusu bu kuruluşa göre 145 ülke içinde dokuzuncu NATO içinde ikinci sırada.
Haziran 2025’de, İsrail güçlerinin İran’ı vurdukları ve İran ordusunda Genel Kurmay Başkanı dahil askeri yönetim kademelerini yok ettikleri bilinmekte. Tüm bu saldırıların İngiliz MI6, İsrail Mossad ve CIA işbirliği ile yapıldığına şüphe yok. Rusya’nın da Suriye’deki üsleri boşaltması ABD’nin planladığı saldırının bir habercisi sayılabilir.
Türkiye’nin güney sınırlarında ise ayrı bir savaş sürmekte. Trump, göreve başladığı 20 Ocak 2026 birinci yıl konuşmasında, “Kürtleri sevdiğini onlara ne isterlerse bu meyanda para ve petrol verdiğini ancak Kürtlerin ABD’nden çok kendileri için çalıştıklarını” belirtmiştir. Yani ABD’nin artık Kürtleri desteklemediğini ilan etmiş sayılır. Suriye Demokratik Güçleri (SDG) içindeki Kürtlerin Suriye merkez yönetimi ile anlaşamaması, Suriye’den yönetimdeki önemli mevkileri talep etmeleri ve bunların Al Şara tarafından reddedilmesi, Kürtlerin Fırat’ın doğusuna gönderilmesinin nedenleri arasındadır. Bu gelişmelerin, Türkiye’de DEM Parti ve iktidar arasında sürdürülen açılıma da etkisi olacağı şüphesiz. DEM Parti şimdiden iktidarı suçlamaya başladı bile. Türkiye’de bu iç gelişmeler olurken Trump’ın Çin ve Güney Kore ile ticaret yapan devletlere vergi uygulayacağını açıklaması ABD’ndeki olaylar nedeniyle Doların değer kaybetmesi, insanlar ve kurumların yatırım aracı olarak altın ve gümüşü tercih etmeleri Türkiye’deki dengeleri de etkiledi. 28 Ocak 2026 itibarıyla bir gram altının 7500 TL’ye gümüşün ise bir gramının 170 TL’ye ulaşması zaten kırılgan olan ekonomiyi daha da zayıflattı denebilir. Bu durum, pahalılık ve enflasyon nedeniyle dar gelirli ve emekli sınıfının geçimini zorlaştırmıştır. Ekonominin bu gidişatı konusunda TV ekranlarında her gün yorumlar yapılmakta.
Türkiye’nin üç sınır boyu ateş çemberi içindeyken İslam ülkeleri ile NATO benzeri bir örgüt kurulmasını önermek bu aşamada tehlikeli sonuçlar doğurabilir. Gazi Mustafa Kemal Atatürk “Arapların işine karışılmaması, Arapların arasına girilmemesi” gerektiğini büyük bir öngörü ile zamanında söylemiş. (Atatürk Araştırma Merkezi Dergisi, Sayı 9, cilt III, Temmuz 1987 Ankara)
Batı kültürünü örnek alın ancak emperyalizme köle olmayın diyen de Atatürk ( A.g.e.) Bu nedenle NATO üyesi olarak Türkiye’yi geçmişte olduğu gibi sırtından bıçaklayan Araplar yerine kölesi olmadan Batının yanında yer almamız gerekir diye düşünüyorum.
İç ve dış politikanın sıkıcı gündeminden biraz çıkmak gerekiyor. Son zamanlarda Türkiye’de herkesi eski günlere götüren 1990’lı yılları hatırlatan konserler oldu. 1990’larda sadece Türkiye’de değil tüm dünyada tanınan Tarkan’ın konserleri hepimizi“eski Türkiye’nin” neşeli günlerine taşıdı. O yılları özlemişiz. Hele konserlerde Cem Yılmaz, Sibel Can, Ata Demirer ve Ajda Pekkan’ın Tarkan’a eşlik etmeleri hepimize bir enerji verdi. Konserleri sosyal medyadan takip etmek bile o yıllara ait anılarımızı canlandırdı.
Türk tiyatrosundan bir çınarın daha eksildiğini üzüntü ile kaydetmem gerekir. Tiyatro dünyamıza çok sayıda değerler kazandıran, bize tiyatroyu sevdiren usta oyuncu, sanatçı Haldun Dormen’i kaybettik. Sevenlerine başsağlığı diler, ruhunun şad, mekanının cennet olmasını temenni ederim.
Tehlikeli sulardan geçtiğimiz bu günlerde barışı savunmamız gerekiyor. Bunun için de dış politikada itidal şart.