Gazeteci Yazar Murat Kışlalı, GÖZLEM’in ülke gündeminin başında gelen olay ve gelişmelerle ilgili sorularını cevapladı.
GÖZLEM – Bir soru var ki, hemen her hafta size soruyoruz, belki “ekonomide, enflasyonda, alım gücünde, iyimser bir değişikliğin başladığı müjdesini verirsiniz” diye. Özellikle “emekliler ve asgari ücretliler” böyle bir müjdeyi bekliyor. Gene soruyoruz; “Ekonomi rakamlarında bu konularda ‘olumluya doğru’ bir yöneliş” var mı?
K – Maalesef böyle bir iyileşme gözükmüyor. Eğer temmuz başında asgari ücrete zam yapılsaydı, o zaman “ufukta seçim gözüktü” der ve dar gelirliler için belli bazı iyileştirmelerin yapılacağını söyleyebilirdik. Dar gelirliler açısından erken seçim takvimi ortaya çıkmadan bir iyileştirme olmayacağı anlaşılıyor. İktidarın ekonomi politikası; sermayeye, ranta dokunmayan alanlarda bütçeyi sıkı tutup, harcamaları ve dolayısıyla enflasyonu kontrol etmek. Yani öncelikle maaş zamlarında az artış yapmak ile yeni vergi ve cezalar üzerinden gelirleri olabildiğince arttırmak. Kısacası seçim zamanı gelinceye kadar dar gelirlilerin durumu iyiye gitmeyecek. Seçim zamanında yaşanacak iyileşme de seçim sonrasında, ortaya çıkacak enflasyon nedeniyle geri alınacak. Dar gelirliler açısından kalıcı bir iyileşme ancak bu ekonomi yönetiminin yapamadığı “kayıt dışını kayıt altına alma ve rantın önünü kesme” gibi önlemlerle gerçekleşebilir. Bu da hep söylediğimiz gibi, hedef kitlesini olumsuz etkileyeceği için, bu iktidarın yapacağı bir şey değil.
GÖZLEM – Ankara kulislerinde “CHP’de yaşanan süreci değerlendiren AKP’li kurmayların, bu gelişmelerin tek başına seçmen davranışını değiştirmeyeceği görüşünde oldukları” konuşuluyor. Parti kulislerinde, “saha ziyaretlerinden gelen geri bildirimlerde hayat pahalılığı, kira ve gıda fiyatlarının öne çıktığı” belirtilerek, “Ekonomi düzelmeden seçmeni yeniden kazanamayız” değerlendirmesinin yapıldığı ve bu doğrultuda yeni ekonomik iyileştirme adımları üzerinde çalışıldığı” anlatılıyor. Ne diyorsunuz?
K – Bu, daha çok Meclis’teki AKP’li kurmaylara atfen yapılan değerlendirmeler. Saray’daki hava ise çok başka. Muhalefete dönük yargı eliyle kurgulanan kumpas ve baskı sürecinin, şimdiden CHP’yi bölerek ve belki de Özgür Özel liderliğindeki seçilmiş yönetiminin de hapse atılması suretiyle ciddi biçimde işe yarayacağını, yaradığını öngörüyorlar. Saha ziyaretlerinden gelen geri bildirimlerdeki “hayat pahalılığı, kira ve gıda fiyatlarındaki artış” gibi etkenlerin seçim sürecinde etkili olacağı, onun olumsuzluğunu da seçim yaklaştığında yapılacak geçici iyileştirmelerle bertaraf edileceğinin hesaplandığı anlaşılıyor.
GÖZLEM – Zafer Partisi Genel Başkanı Ümit Özdağ, Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin'in müfredattan “Kurtuluş Savaşı” ifadesini kaldıracaklarına yönelik ifadelerine tepki gösterdi. “Gayri milli eğitimsizlik bakanı bir açıklama yapıyor ve diyor ki, ‘Tarih kitaplarında, ilkokulda, ortaokulda, lisede artık Kurtuluş Savaşı ve İstiklal Harbi denilemeyecek.’ ‘Biz Osmanlı’dan mı kurtulduk? Osmanlı büyük bir devletti’ diyor. Evet, artık 103 seneden beri gururla ‘İstiklal Harbimiz’, ‘Kurtuluş Savaşımız’ dediğimiz, Cumhuriyetimizin temeli olan bağımsızlık savaşımızın adını bile, Mustafa Kemal Atatürk’ün 10. Yıl Nutku’nda ‘Kurtuluş Savaşı’ diye nitelendirdiği adını bile kullanamayacakmışız. Gelmiş olduğumuz nokta bu” dedi. Siz ne diyorsunuz?
K – Kesinlikle katılıyorum. Milli Eğitim Bakanı “Biz neyden kurtulduk?” diyor. Bir defa “Ney” değil “Ne”. Eğitim bakanının eğitim seviyesini göstermesi açısından küçük ama önemli bir detay. Sonuçta da Kurtuluş savaşı ile evet başta Yunanistan olmak üzere itilaf devletlerinden ve onları ülkeye çağıran o dönemki Osmanlı yönetiminden “kurtulduk.” Zamanında çok başarılı olmuş ancak son dönemlerde kendi bekasının derdine düşerek halkı unutmuş bir hanedan yerine Cumhuriyet kuruldu. Osmanlı büyük bir devletti ama son padişah Vahdettin ülkeye ihanet edip İngiliz savaş gemisiyle kaçmadı mı? En sonunda Yunanistan olmak üzere ülkemizi istila eden İngiltere ve Fransa’yı yenip ülkeden kovmadık mı? Onlar yenilip kaçtıklarına göre geriye kalanlar da kurtulmuş olmuyor mu?
GÖZLEM – Rize’nin Pazar ilçesinde Tüm Emeklilerin Sendikası, Halkevleri, CHP, SOL Parti, Atatürkçü Düşünce Derneği ve Eğitim Sen üyelerinin çoğunluğu oluşturduğu protestocular sloganlarla Cumhuriyet Meydanı’na yürüyerek Belediye önünde bir araya gelip “Ankara’da yapılacak” NATO Zirvesi’ni protesto ettiler. CHP Pazar İlçe Başkanı Ömer Hocaoğlu, burada yaptığı açıklamada, NATO’nun artık bir güvenlik örgütü olmaktan çıktığını ve emperyalistlerin bir sömürge aracı haline geldiğini söyledi. Görüşünüz?
K – NATO zaten uzun zamandır bir “savunma” değil “yayılma” paktı olarak işlev görüyor. Trump İran’a yönelik savaşında NATO’nun kendisine gerekli katkıyı sağlamadığını düşünüyor. Ukrayna’da Rusya’ya karşı Avrupa Birliği’nin istediği desteklere onay verdi. NATO’yu Rusya ve İran’a karşı daha etkin, daha istediği gibi kullanacağı bir yapıya kavuşturmak ve bu yapının ortasına da Türkiye’yi yerleştirmek istedi. Bir amacı da bu politikaları “maddi çıkar” için kullanmak. Ankara’da Anıtkabir’e gitmemesi, Ankara’nın yeni yapılan –ki yeni yapıldığını nereden bilebilir– asfaltına varacak kadar Erdoğan’a yaptığı övgüler Türkiye için çok tehlikeli olan bir role Erdoğan’ı “ikna etmesi” karşılığında, ona Türkiye’deki rejimini pekiştirecek bir algı desteği vermek için.
GÖZLEM – CHP’den ayrılıp 2020-2023 arasında kendi partisini kuran CHP Erzincan Milletvekili Mustafa Sarıgül “yeni parti kurulmasından” yana. “Özgür Bey şu an halk kahramanı, dipten gelen bir dalga var. Kuracağı parti olağanüstü başarılı olur” diyerek, “Onun öncülüğünde kurulacak yeni partinin geçmişte kendisinin başında olduğu girişime benzetilmemesi gerektiğini” belirtti. Görüşünüz?
K –Eski CHP Kocaeli milletvekili Hurşit Güneş de Nefes’ten Aytunç Erinç’e “Bir siyasi partinin bölünmüşlüğü –ki bölünecek– ‘Bölününce daha güçlü oluruz’ doğru fikir değildir. Genellikle bölünmeler her iki tarafın da zararına olur. Örneğini merak ediyorlarsa DYP-ANAP... Sakın ha bana Ak Parti ve DSP’yi örnek vermesinler. Ak Parti tamamıyla Fazilet’ten farklıdır. DSP ise ‘CHP’ye bağım kalmadı’ diyen bir şahsın partisidir” dedi. Ben Sarıgül’e katılıyorum. Güneş’in değerlendirmeleri hatalı. AKP Fazilet’ten, muhafazakar tabandan gelen rüzgarın ve Erdoğan’ın etkisiyle ayrılanlarla kuruldu. Aynı şimdi de Özgür Özel için tabandan gelen büyük bir destek var. Kılıçdaroğlu’na büyük bir tepki var. Aynı şekilde DSP de 12 Eylül sonrası Bülent Ecevit’in yönlendirmesiyle kuruldu ve şimdiki CHP’de olacağı gibi, diğer sol partiler bekleneni veremeyince solun en büyük partisi haline geldi. Burada, iktidarın muhalefete ve özelde CHP’ye dönük büyük baskı hamlesi gün geçtikçe tabandan gelen çok daha büyük bir tepki dalgasının oluşmasına yol açıyor. Bu tepki dalgası Kılıçdaroğlu’nun anayasa ve yasalara aykırı olarak “mutlak butlan” kararıyla CHP’nin başına getirilmesiyle daha da büyük bir ivme kazandı. Dolayısıyla Özgür Özel ekibi yeni bir partiyle yola devam ederse, CHP’nin oy oranının ciddi biçimde düşeceği kesin. Evet belki bu parti, Özgür Özel CHP’nin başındayken alabileceği kadar yüksek oy alamıyabilir. Ama ortada bir gerçek var. Özel ve ekibi CHP’nin başından yargı eliyle ayırtılmış durumda. Burada genel başkan olarak kalması gibi seçenek artık yok. Dolayısıyla da yeni parti tek seçenek olarak kalıyor.
GÖZLEM – Futbolda yeni sezon için Galatasaray, Fenerbahçe, Beşiktaş, Trabzonspor başta Süper Lig’de takımı olan kulüplerin yöneticileri transfer yarışına başladılar, “yurt dışı” gezileri bile yapıyorlar. Sizce bu yarışta “şampiyonluk yarışı” bakımından hangi kulüp önde görünüyor?
K – Beşiktaş bir tık önde gözüküyor. Alman kaleci Nübel, orta saha için aldığı Salih Özcan, çok önemli isimler. Ancak Galatasaray’ın son dört şampiyonlukta hayati nitelikte olan transferlerini hep sonradan yaptığını da unutmamak gerekir. Fenerbahçe’nin ise, başka pozisyonları bırakıp çok hızlı bir şekilde kendisini şampiyonluk yarışına sokacak santrforunu bulmaya odaklanması gerekiyor.
Dar gelirlinin durumu seçime kadar iyiye gitmeyecek
Dar gelirlinin durumu seçime kadar iyiye gitmeyecek
Paylaş: