Türkiye Cumhuriyeti, Ulusal Kurtuluş Savaşının ertesinde, 29 Ekim 1923’de ilan edildi. Kurtuluş Savaşı kolay bir kazanılan bir savaş olmadı. İç isyanlar, hareket kabiliyetini yitirmiş bir ordu, erzak, mühimmat sıkıntısı gibi sorunlar da üstüne eklenince Ulusal Kurtuluşumuzun bir mucize, bu mucizeyi gerçekleştirenin de Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşları olduğunu yabancı ve yerli tarihçiler yazdıkları eserlerde ayrıntıları ile anlatıyorlar. Bence Cumhuriyet gerçekleştirilen en büyük reformdur. Bu yıl 103.yıldönümünü idrak ettiğimiz Cumhuriyet ile egemenlik kayıtsız şartsız millete verildi. Özgürlükler, eşitlik ve modernleşme ile Cumhuriyet, yönetim değişikliği alanında yapılan en önemli devrim sayılır.
103 yıl sonra bugün onun kurduğu Milli Eğitim Bakanlığı ve Diyanet İşleri Başkanlığı onun adını anmıyorlarsa veya bunu kasten yaptıklarını gösteriyorlarsa 29 Ekim anmaları sadece bir gün ile kısıtlanmayacak çok önemli bir dönüşüm ve değişimdir. Üstelik bu değişim Asya ve Afrika’nın sömürge ülkelerinin örnek aldığı, Atatürk’ü kendi kahramanları gibi seven bir hareketin başlangıcı olmuştur. Tarih boyunca yıkmaya çalışılsa, bu Cumhuriyette yaşayanlar, dış güçler tarafından kışkırtılsa bile egemenlik, misak-ı milli sınırları içinde Türkiye Cumhuriyeti ilelebet yaşayacaktır.
Mustafa Kemal Atatürk’ün önem verdiği konulardan biri de dış politika ve uluslararası ilişkiler olmuştur. Anıtkabir’in yanındaki Atatürk Müzesini ziyaret ederseniz okuduğu İngilizce ve Fransızca kitapların sayfa kenarlarına kendi el yazısı ile yazdığı notları görebilirsiniz.
Türkiye’nin komşuları ile olan ilişkilerine büyük önem veren Atatürk’ü ve yeni Cumhuriyeti ilk ziyaret edenler İran Şahı, komşu olmasa bile Kurtuluş Savaşını yakından takip eden Afgan Kralı, İngiltere Kralı Yunanistan Başbakanı Venizelos ve diğer Devlet adamları olmuştur.
Komşularımızla iyi geçinelim derken Başdanışmanlardan Oktay Saral’ın Azerbaycan’ın başörtüsü ile ilgili bir kararını eleştirdikten sonra doğru bir kararla görevinden alınması 2026 Ekim ayına damgasını vurdu denebilir. Tüm bu polemikler yaşanırken Bakü’de “Asya’da işbirliği ve Güven Arttırıcı Önlemler” konulu bir Konferansa İsrail Cumhurbaşkanı Herzog’un katılması gözlerin bu toplantıya çevrilmesine neden oldu. Herzog İsrail’den Bakü’ye nasıl gidebildi diyebilirsiniz. Zira resmi ve askeri İsrail uçaklarının 2024’den bu yana Türkiye üzerinden geçişleri yasak. Azerbaycan’a ait tarifeli bir uçakla gitmiş. İçinde kim olduğunu Azeriler büyük bir ihtimalle Türkiye’ye bildirmişlerdir. Son Gazze yıkımları ve soykırım devam ederken Herzog ve Aliyev arasındaki görüşmelerin çok yakın ve dostça geçtiği yabancı basına yansıdı. Bu Toplantıda Türkiye’yi Dışişleri Bakanı Fidan temsil etti.
27 Ekim 2026’da İsrail’de yapılacak seçimlerde Genel Kurmay eski Başkanı da Netanyahu’nun karşısındaki aday. Trump’ın tam desteğini açıkladıktan sonra Netanyahu’nun kazanacağına kesin gözü ile bakılabilir. Tabii bunun için “Mission Impossible” (İmkansız Görev) denilen film de olduğu gibi ABD’nin desteği ile oylarla oynanırsa Netanyahu tekrar kazanabilir. Amerikan çıkarları da bunu gerektiriyor.
2026 Ekim ayı ortasında Umman Sultanının İngiltere’ye yaptığı ziyaret ve Kraliyet ailesinin bu ziyarete verdiği önem doğrusu dikkatimi çekti. Eski bir İngiliz sömürgesi olduğu Sultanın yemek konuşmasından anlaşılıyor. Sultan güzel bir İngilizce ile iki ülke arasındaki işbirliğinin öneminden bahsetti. Kral III. Charles ise Kuran_ı Kerim’den Ummanlılarla ilgili bir Ayeti Arapça olarak okudu. İngiliz medyasına bakılırsa ilk kez bir Kral Arapça Ayet okumuş. Umman Sultanlığı tarafından 1982’den bu yana ilk kez yapılan resmi bir ziyaret olması da önemli. İngilizlerin bu Umman sevgisi nereden kaynaklanıyor diye araştırınca İran’ın Hürmüz Boğazını beraber yönetmek için Umman’la görüşmeler yaptığı bilgisine ulaştım. Bu tür ziyaretlerin muhakkak bir nedeni vardır. Bunu İngiliz diplomasisi en iyi şekilde idare eder. Sultanın Londra’daki mal varlığı dudak uçuklatacak kadar çok ve özel. İngiltere Umman ordusuna özel eğitim de veriyormuş. Yani ilişkiler girift ve çok boyutlu. Bunları araştırırken Kamboçya Başbakanı Hun Manet’in 15-16 Ekim 2026’da Sayın Cumhurbaşkanımızın davetlisi olarak İstanbul’u ziyaretini düşündüm. Ankor İmparatorluğundan sonra bugün küçük bir alana yayılmış ve uzun yıllar Fransız sömürgesi olmuş bir Devlet. AnchorWat Tapınağının bu ülkede bulunması turizm gelirleri açısından çok önemli. Dünyanın en büyük tapınakları arasında. Enerji ve ticareti arttırıcı anlaşmalar imzalayan Başbakan, İstanbul’un güzelliklerine hayran kalmış. Ne diyelim tekrar bekleriz.
Avrupa’yı sarsan öğrenci hareketleri sonunda Sırbistan Devlet Başkanı A. Vucic görevini bıraktı. Fransa, İspanya, Arnavutluk ve İtalya’da ise öğrenci protestoları devam ediyor. Bayraklarımızı 28 Ekim akşamı evlere asalım, Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşlarını minnet, şükran ve saygı ile analım. Cumhuriyet Bayramınız kutlu olsun.
Cumhuriyetin ilanından bu günlere
Cumhuriyetin ilanından bu günlere
Paylaş: