Antalya'nın küresel turizmde bir marka olmasını mutlulukla izlerken, İzmir olarak "darısı başımıza" demekten kendimizi alamıyoruz... Kasım ayında da COP31 (Conference of the qparties) vesilesi ile dünya liderlerini ağırlayacak. Bu sefer, tema, küresel iklim değişikliğine karşı ülkelerin kaydettiği ilerlemeleri değerlendirmek olacak. Tabii ki, sadece bu değil, aynı zamanda iklim değişikliğine uyum, sera gazı emisyonlarının azaltılması ve teknoloji paylaşımı gibi konularda, küresel iklim diplomasisine zemin hazırlayarak, işbirliği imkanlarını oluşturmak da hedefleniyor.
12 Aralık 2015 yılında imzalanan Paris İklim Anlaşması,4 Kasım 2016 yılında yürürlüğe girmişti ve ana hedefine de küresel ortalama sıcaklık artışını sanayileşme öncesi döneme göre 2°C'nin altında tutmak ve hatta mümkün olursa 1,5°C ile sınırlamak şeklinde belirlemişti. Türkiye de anlaşmayı 22 Nisan 2016'da imzaladı, 7 Ekim 2021 tarihinde de onayladı. Ülke olarak, 2053 yılı için net sıfır emisyon hedefimizi ortaya koymuş durumdayız.
Antalya'daki COP31, Paris Anlaşması kapsamında günümüze kadar alınan kararların ve verilen taahhütlerin ölçülebilir, finanse edilebilir ve uygulanabilir eylem modellemelerini gözden geçirerek, bir tür "tatbikat (implementation) COP'u" şeklinde planlanmış. Dolayısı ile yapılanlar gözden geçirilip, mümkünse hızlandırılmış çalışılacak.
Bu haliyle ele alındığında, COP31, küresel iklim krizi sorununu çözmek adına uluslararası ölçekte ortaya konulan en kapsamlı ve görüldüğü kadarı ile en üst düzey gerçekleştirilen bir zirve pozisyonunda... Ek olarak şu konu da belirtilmeli ki, Avustralya ve Türkiye, bu zirve için daha önce görülmemiş bir yönetim modeli oluşturdular. COP 31 zirvelerinde, ev sahibi ülke aynı zamanda zirve başkanı ve müzakere lideri olarak tek inisiyatif belirleyici bir pozisyonda oluyordu. Ancak, COP31 Antalya'da, zirve başkanı Türkiye, müzakere lideri Avustralya olacak. Bu iş birliği, zirvenin vasfını da değiştirdi. Eski zirveler yani COP3 Kyoto ve COP 21 Paris, bir tür ortak karar alma platformu olarak gerçekleşmişti... Durum tespiti yapılarak anlaşma metinleri kaleme alınıyordu. Türkiye'deki zirvenin mottosu ise "sözden eyleme" yani uygulama ya da somut sonuçlara odaklı. Taahhütlerin yerine getirilmesi zorlanarak, ölçülebilir hedeflerin ortaya konulması amaçlanıyor. Bunun için de zirve ajandasında radikal bir değişiklik yapılmış. Önceki zirvelerde devlet başkanları ilk günler öylesine bir boy gösterip, daha sonra konuyu teknokratların çalmasına bırakırken, Antalya'da önce teknokratlar mesai yapıp, metinleri bir konsensus içinde maddeler halinde yazacaklar, ardından da liderler konuyu ele alıp imzalarını atacaklar...Sonuçta da siyasi ve hukuki anlaşma yürürlüğe o anda girmiş olacak...
Küresel iklim değişikliği konularında, en üst karar alma organları COP dışında CMA(Paris), CMP (Kyoto), SBSTA (Bilimsel ve teknolojik birim) ve SBI (uygulama) olarak belirlenmiş durumda.. Antalya COP31, ilk kez bu beş karar alma organını ya da mekanizmasını, bir konferansta bir araya getirme başarısını gösterecek... Bu zirve, ayrıca insanlığın ilk yerleşim yerlerinden birisi olan Göbeklitepe’den de ilham alacak şekilde ilişkilendirilmiş durumda...
COP31'e, Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi'ne (UNFCCC) taraf olan 197 ülke ve Avrupa Birliği yani toplamda 198 ülke katılıyor. 9-20 Kasım 2026 tarihleri arasında Antalya, 85 kadar dünya liderini, 300 'e yakın da bakanı konuk edecek. COP31 Antalya, nihayetinde, bir deklarasyon veya ekonomi zirvesi değil; uluslararası hukuki sonuç doğuran müzakere kararlarının alındığı uygulama odaklı (Implementation COP) bir iklim konferansı vasfında... Dünyanın geleceğine dair bir konsensus oluşurken, bize kalan, böylesi bir organizasyona imza atmanın haklı gururu olacak.
COP31
COP31
Paylaş: