.
Ekonomik Göstergeler
Dolar
29.84 ₺
Euro
32.45 ₺
GBP
1.124 ₺
JPY
7.842
Ana Sayfa
Gündem
Spor
Köşe Yazıları
Podcast
Folkart Orion

Çok mu zor? Değilse neden yapılmıyor?

Okuma Süresi: 5 Dakika
Toplam Okunma: hesaplanıyor...
Çok mu zor? Değilse neden yapılmıyor?
Çok mu zor? Değilse neden yapılmıyor?
Paylaş:
Vatani görevlerini icra ederken, emperyalist uşağı vatan haini teröristlerle kahramanca çarpışırken yaralanan, gözlerini, kollarını, bacaklarını, pek çok hayati uzuvlarını kaybeden kahraman Er Gazilerimiz 13 Temmuz’dan bu yana Ankara’da, Türkiye Büyük Millet Meclisinin yanı başında, Güvenpark’ta; görmeyen gözleriyle, protez kol ve bacaklarıyla hak arama mücadelesi içindeler. 2012 yılındaki sayıları 4.798 olan Erbaş ve Er Gazilerimizin günümüzdeki kesin sayıları ile ilgili resmi bir açıklama yoktur. Bazı kaynaklara göre toplam sayılarının 5 bin civarında olduğu tahmin edilmektedir. Yani 87 milyonluk ülkemizde bir avuç denebilecek sayıda Erbaş ve Er Gazimiz vardır. Vatanımızın bütünlüğü, milletimizin huzur ve güvenliği, birlik ve beraberliğimiz için mücadele ederken sakat kalan, pek çoğu çalışamayacak, tek başlarına hayatlarını sürdüremeyecek durumda olan bu gazilerimiz yaklaşık 20 gündür; çok büyük sıkıntı içinde olduklarını, yaşamlarını sürdürmelerinin her geçen gün daha da zorlaştığını haykırarak devletimizi yönetenlere, yetkililere, sorumlulara, siyasetçilere, milletvekillerine, halkımıza seslerini duyurmaya çalışıyorlar.

İstedikleri de Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin altından kalkamayacağı şeyler değil… Özetleyecek olursak; Pek çoğunun çalışabilecek imkân ve kabiliyeti yoktur. Gazi maaşları hayatlarını idame ettirmelerine imkân vermemektedir. İnsanca yaşayabilecekleri gelir düzeyine ulaştırılmaya ihtiyaç duymaktadırlar. Maaş ve özlük haklarının son derece yetersiz olmasına rağmen bazıları yarısına yakınını, bazıları da dörtte üçünü ilaç ve tedavi giderlerine harcamaktadırlar. İlaç ve tedavilerinin ücretsiz olmasını talep etmektedirler. Kullandıkları protezlerin 3-5 yıllık periyotlarla değişmesi gerekmektedir. Her değişimde altından kalkılması çok zor katılım payı ödemek zorunda kalmaktadırlar. Bu yüzden protez edinemeyenler vardır. Geçmişte; yaşadıkları kentlerdeki askeri hastanelerde kolaylıkla yapılan değişim hizmeti, günümüzde sadece Ankara’da yapılmaktadır. Çoğu yeni rapor alabilmek konusunda zorluklarla karşılaştıklarını dile getirmektedir. Ortez ve protez desteklerine erişimlerinin kolaylaştırılmasına ihtiyaç duymaktadırlar.

Rütbeli personel ile aralarındaki sınıf ve statü farkının kaldırılması gerektiğini -son derece haklı olarak- en büyük rütbenin gazilik ve şehitlik olduğunu dile getirmektedirler.
Dikkat edilirse bu taleplerin hiçbirisi devletimizin altından kalkamayacağı büyüklükte değildir. Tefeci faizlerine, dünyanın dört bir tarafından gelen sığınmacılara, itibardan tasarruf olmaz denilerek yapılan harcamalara… çok büyük paraların ödendiği bir dönemde bu gazilerimize aileleri ile birlikte (bırakalım zorunlu ihtiyaçlarını) lüks içinde yaşam sürdürebilecekleri maaş ve özlük hakları verilmesi bile zor değildir.

Gözünü, kulağını, kolunu, bacağını vatana ve millete hizmet ederken kaybeden bu kahramanların ilaç, tedavi ve protez masraflarının tamamının devlet tarafından karşılanması, ortez ve protezlerinin yaşadıkları bölgelerdeki hastanelerde değiştirilmesi hiç de zor değildir. Gerçek organlarını vatan ve millet için feda eden gazilerimize yapay organ temin etmek zaten boynumuzun borcudur. Aynı görevi icra ederken, aynı çatışmada omuz omuza mücadele ederken, mevzilerine düşen bir havan mermisiyle yan yana, koyun koyuna şehit düşen ya da yaralanan rütbeli personelle erbaş ve erlere farklı statü verilmesinin, Er Gazilerimizin Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı’na bağlanmasının mantığını anlamak da mümkün değildir. Bu uygulama; askerlerimiz arasına nifak sokacak, Türk Silahlı Kuvvetlerimizin birlik, beraberlik ve dayanışmasını olumsuz etkileyecek bir uygulamadır. Cephede askerler bulgur çorbası içerken önüne konan tavuk etini yemeyi reddeden ve o gece aç yatan Atatürk’ün tutum ve davranışları her zaman örnek alınmalıdır.

Durum böyleyken günlerdir hak arayan, seslerini duyurmaya çalışan bu gazilerimizin görmezden, duymazdan gelinmesine, günlerini-gecelerini sokaklarda, parklarda geçirmelerine duyarsız kalınmasına anlam vermek de oldukça zordur.
Gazilerimiz ve şehitlerimizin aileleri bunca sorunla boğuşurken duyarsız tavırlar sergileyen sorumlular, “Terörsüz Türkiye” sloganıyla; vatan haini terörist başına ve hain teröristlere af ve statü arayışı içindedirler ve projeler üretmektedirler. Halkımızın algısını yönlendirme konusunda hiçbir sınır tanımadan aralıksız her gün bu konu gündemde tutulmaktadır. Algı çalışmaları o kadar ileri götürülmüştür ki; “terör örgütüne üye olmak” suç değilmiş gibi “suç işlememiş olan teröristlere yaptırım uygulanmayacağı” gibi bir kavram bile uydurulmuştur.
Geçtiğimiz haftalarda ülkemizde icra edilen NATO Liderler Toplantısı öncesinde 65-70 yaşlarındaki TEMA Gönüllülerini “terör örgütüne üye olmak” suçlamasıyla tutuklatan zihniyetin PKK’lı teröristleri “suç işleyen-işlemeyen” olarak sınıflandırmasını ve silah kullanmayanı masum göstermeye çalışmasını başka türlü izah etmek ve samimi bulmak mümkün değildir.

Hafta içinde Er Gazilerimizle ilgili açıklama yapan TBMM Milli Savunma Komisyonu Başkanı Hulusi Akar; “şehit aileleri ve gazilerin özlük haklarına ilişkin yasa çalışmalarının tamamlandığını” belirterek, "Yarından sonra inşallah prosedür başlayacak" demişti. Bugüne kadar herhangi bir ilerlemeye tanık olunmamıştır. Diğer taraftan DEM Parti Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları; “çerçeve yasa hazırlıklarında sona yaklaşıldığını” belirterek, “yasanın yeni bir dönemin başlangıcı” olması gerektiğini, “bu konuda İmralı’daki terörist başının görüşünün de alındığını” söyledi. Aynı günlerde Barzani’nin haber kanallarına açıklamalar yapan AKP’li Mehmet Metiner; “Türkiye’de bir şey değişecek. O bir şeyle her şey değişecek ve hiçbir şey eskisi gibi olmayacak. Az kaldı” diyerek planın aksaksız yürütüldüğü mesajını verdi.
Bu açıklamalara paralel olarak, son günlerde, terör örgütü ile ilgili “Çerçeve Yasanın” TBMM tatile girmeden gündeme alınacağından söz edilmektedir. Buna karşılık şehit ve gazilerimizin özlük haklarına ilişkin konuların gündeme alınıp alınmayacağı konusunda hiçbir açıklama yoktur.

Şehit aileleri ve gazilerimizle ilgili mevzuattaki aksaklıkların giderilmesi konusu yıllardır gündeme getirilmektedir. Son iki yıldır muhalefetin TBMM’ne sunduğu önerilerin iktidar ve ortakları tarafından reddedildiği basınımızda yer almaktadır. Bunca zamandır ertelenen bu konunun açılım süreci ile birlikte ele alınması oldukça dikkat çekicidir. Kanaatim odur ki; terörist başı ve terör örgütü ile ilgili yasal düzenlemeler oldukça ileri bir aşamaya getirilmiştir. Bu süreçte halkımız sınırlı açıklamalarla alıştırılmaya çalışılmaktadır. Böyle olunca; şehit aileleri ve gazilerimizi halen içinde bulundukları sıkıntılı durumda tutmanın, taleplerine duyarsız kalınarak tepkisel davranışlara yönlendirmenin planlı bir tutum olabileceği akla gelmektedir. “Planın ilerleyen aşamasında; şehit aileleri ve gazilerimizin ihtiyaçları, sözü edilen çerçeve yasa ile birlikte, aynı torba içinde gündeme getirilirse halkımızın tepkilerinin hafifletileceği hesaplanıyor olabilir mi” sorusu kafaları kurcalamaktadır. Eğer böyleyse; geçmişte canlarını ortaya koyan, geleceklerini feda eden insanlarımızın meşru hakları ve talepleri, PKK ve ortakları ile arkalarındaki emperyalist desteğin taleplerini karşılamanın aparatı olacak demektir. Dilerim yanılıyorumdur. Irak ve Suriye’deki hedeflerine nispeten daha kolay ulaşan terör örgütü ve destekçileri ülkemizde bunca yıldır istediklerini elde edememişlerse bunu gerçekleştirenler canları pahasına mücadele eden kahramanlarımızdır. Bu kahramanlarımızın hak taleplerinin terör örgütü ve destekçilerinin dayatmalarına alet edilmesinin vebali altından kalkılamayacak kadar büyük olacaktır.