.
Ekonomik Göstergeler
Dolar
29.84 ₺
Euro
32.45 ₺
GBP
1.124 ₺
JPY
7.842
Ana Sayfa
Gündem
Spor
Köşe Yazıları
Podcast

“Çin’le rekabet edebilmenin yolu, katma değerli üretim”

Okuma Süresi: 7 Dakika
Toplam Okunma: hesaplanıyor...
Türkiye ekonomisinin adeta aort damarı olan ihracatının yüzde 13’üne yakınını gerçekleştiren demir-çelik sektörünün önde gelen oyuncularından Kardemir Çelik’in Yönetim Kurulu Üyesi Özlem Bakırel, 2026’la hem sektör ve hem de firma olarak “temkinli bir iyimserlikle” baktıklarını söylüyor.
“Çin’le rekabet edebilmenin yolu, katma değerli üretim”
Paylaş:
Dünya, 2026 yılına adeta “kaotik” bir ortamda girdi. Türkiye gibi kırılgan yapıdaki ekonomilerin birincil konusu olan öngörülemezlik meselesinin küresel bir gündem maddesi haline geldiğine şahit olduğumuz bir süreçten geçiyoruz. Bu süreçte Türkiye ekonomisinin adeta aort damarı olan ihracatının yüzde 13’üne yakınını gerçekleştiren demir-çelik sektörünün önde gelen oyuncularından Kardemir Çelik’in Yönetim Kurulu Üyesi Özlem Bakırel, 2026’la hem sektör ve hem de firma olarak “temkinli bir iyimserlikle” baktıklarını söylüyor. Çin kaynaklı ihracat artışının birçok ülkeyi önlem almaya ittiğini vurgulayan Bakırel, böyle bir ortamda Türk demir çelik sektörünün standart ürünlerde fiyat rekabeti yapmak yerine katma değerli ürünlere odaklanması gerektiği görüşünde.

İlerlemekte olan dezenflasyon süreci ve sıkı para politikası, sermaye yoğun bir sektör olan demir çelik sanayiini nasıl etkiliyor? Artan maliyetler ve daralan iç talep dengesini yönetmek adına izlediğiniz strateji nedir?

Demir çelik sektörü, küresel ekonomik yavaşlama, artan maliyetler ve antidamping uygulamalarına rağmen, pazar çeşitliliği, üretim esnekliği ve güçlü ihracat kabiliyeti sayesinde yılı dirençli bir ihracat performansıyla tamamlamayı başardı. Sektörümüzün 2025 yılında yaklaşık 30 milyar dolarlık ihracat hacmiyle Türkiye ihracatının yüzde 12,6’sını oluşturması, bu zorlu koşullara rağmen dış pazarlarda güçlü bir denge kurduğunu ortaya koyuyor. Biz de bu dönemi, pazar çeşitliliği, verimlilik ve katma değerli üretim yaklaşımıyla yönetiyoruz. Sıkı para politikasının yarattığı kısa vadeli zorlukları, yeşil dönüşüm, katma değerli üretim ve verimlilik odaklı stratejilerle uzun vadeli rekabet gücümüze dönüştürmeyi hedefliyoruz. İç talepteki daralmayı, ihracatta coğrafi yayılımı artırarak ve yeni pazarlara uyum kabiliyetimizi güçlendirerek dengeliyoruz. Özellikle Avrupa, Kuzey Afrika ve ABD gibi pazarlarda rekabetçiliğimizi korumaya odaklanıyoruz. Artan enerji ve girdi maliyetlerine karşı elektrikli ark ocağı teknolojimiz, atık ısı geri kazanım sistemlerimiz ile GES ve RES yatırımlarımız sayesinde maliyet avantajı sağlarken, Avrupa Yeşil Mutabakatı ve sınırda karbon düzenlemesi gibi küresel regülasyonlara uyumlu, düşük karbonlu üretim yapımızı güçlendiriyoruz.

Dünya genelinde korumacılık önlemlerinin arttığı bir dönemdeyiz. Sıcak savaşın konuşulduğu böylesi bir ortamda yeni pazar bulma stratejisi ne yöne evriliyor?

Yeni pazar bulma stratejisi artık tek yönlü büyümeden ziyade çok katmanlı, esnek ve risk dağıtıcı bir yapıya evriliyor. Kardemir Çelik olarak 30 yılı aşan ihracat tecrübesine sahibiz. İhracat stratejimizi coğrafi çeşitlilik, ürün bazlı uzmanlaşma, kalite ve sertifikasyon gücü ile uzun vadeli iş ortaklıkları üzerine inşa ediyoruz. Kardemir Dış Ticaret bünyesindeki uzman ekibimizle, yıllar içinde oluşturduğumuz güçlü müşteri portföyü, uluslararası fuar katılımları, teknik geziler, birebir ziyaretler ve sistematik pazar araştırmaları sayesinde her ülkeyi ve hatta her bölgeyi kendi dinamikleri içinde değerlendiriyoruz. Bugün yeni pazar stratejimiz, her yere aynı ürünü satmak anlayışından ziyade, her pazarın ihtiyacına uygun ürün geliştirmek üzerine kurulu. Esnek üretim kabiliyetimiz sayesinde, ülke bazlı talep ve teknik gerekliliklere göre özel ürünler sunabiliyor, katma değerli ürünlerle rekabet gücümüzü artırıyoruz. Ürünlerimizin kimyasal özelliklerinden paketlemesine kadar kalite istikrarını koruyor, bunu uluslararası sertifikasyonlarla her yıl belgeleyerek 100’den fazla ülkeye ihracat yapabilmenin avantajını yaşıyoruz.  Dünyada artan çelik yapı kullanımı büyük profillere olan ihtiyacı artırıyor. 2025 yılında İzmir Aliağa Bozköy’de başladığımız ve 2026’nın ikinci çeyreğinde devreye almayı planladığımız büyük ebat profil hadde tesisi yatırımıyla; 200 mm UPN, IPN ve İPE üretiminin yanı sıra 200 mm üstü ürün gruplarına da üretim hedefliyoruz. Ürün çeşitliliği ve kapasite artışıyla ihracatımızda yaklaşık yüzde 25’lik bir büyüme öngörüyoruz. Genişleyen ürün gamımızla, Avrupa ve ABD gibi yüksek standart ve sertifikasyon talep eden pazarlarda rekabet gücümüzü artırırken; Afrika, Orta Doğu ve Güney Amerika gibi gelişmekte olan pazarlarda da uygun fiyat–yüksek kalite dengesini yakalayarak varlığımızı güçlendireceğiz.

Sektör, Çin'in küresel etkisini nasıl ve ne şiddetle hissediyor?

Demir çelik sektörü, Çin’in küresel ölçekteki yüksek üretim kapasitesi ve ihracat odaklı fiyatlama yaklaşımını 2025 yılında belirgin şekilde hissetti. Çin’de iç talepteki yavaşlamalar ihracatın artmasına yol açarken, özellikle Asya, Afrika, Orta Doğu ve Avrupa pazarlarında fiyat baskısını ve rekabet koşullarını yoğunlaştırdı. Bu etki fiyat baskısının yanı sıra ticaret politikaları aracılığıyla da hissediliyor. Çin kaynaklı ihracat artışı, birçok ülkede anti-damping önlemleri, kota uygulamaları ve ek ticaret düzenlemelerini beraberinde getiriyor. Bu da küresel ticaret ortamını daha seçici hale getirdi. Böyle bir ortamda Türk demir çelik sektörünün standart ürünlerde fiyat rekabeti yapmak yerine katma değerli ürünler, müşteri odaklı çözümler, kalite, sertifikasyon ve teslimat güvenilirliği gibi alanlara odaklanması gerektiğine inanıyorum. Bu sayede, Çin’in küresel piyasadaki ağırlığı karşısında sektörümüz daha sürdürülebilir ve dengeli bir rekabet ortamında konumlanabilir. Kardemir Çelik olarak biz de bu bakış açısıyla hareket ediyoruz.

AB’nin Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması somut bir maliyet kalemi haline geliyor. Firma olarak üretim süreçlerinde karbon emisyonunu minimize etmek adına attığınız adımlar ve neler? Tüm sektörler için üretimde enerji en kritik maliyet kalemi. Şirketinizin yenilenebilir enerji yatırımlarına bakışı nedir?

Türkiye'de elektrik tüketimi ve karbon salınımı düşük olan demir çelik fabrikalarından biri olarak öne çıkıyoruz. Çevreye duyarlı üretim teknolojilerine ve sistemlerine yaptığımız yatırımlar sayesinde hem maliyet avantajı hem de uluslararası rekabette avantaj sağlıyoruz. Enerji Verimliliğine ve Yönetimine En Fazla Harcama Yapan Sanayici ve İhracatçı Firmalar (Türkiye EN-VERİM 100) araştırmasına göre demir ve demir dışı metaller sektöründe enerji verimliliğine en fazla harcama yapan 7’nci, genel sıralamada ise 40'ıncı şirket olduk. İzmir Aliağa'da yer alan çelikhanemiz Türkiye'de alanında en yeni teknolojiye sahip üretim tesislerinden bir olma özelliğine sahip. Tesisimizde elektrikli ark ocağı ile hurdadan kütük demir üretimi gerçekleştiriyoruz. Tesisimizde Fescon sistemine sahip 100 tonluk elektrikli ark ocağı bulunuyor. Bu özel atık ısıdan geri dönüşüm sistemi sayesinde üretimde %15 ile %30 arası enerji tasarrufu sağlıyoruz. Karbon üretim tesisimiz yıllık 40.000 ton kapasiteyle üretime devam ediyor. Aynı zamanda 47.500.000 Nm3/yıl Gaz Oksijen, 26.000.000 Nm3/yıl Gaz Azot ve 1.380.000 Nm3/yıl Gaz Argon kapasiteli hava ayrıştırma tesisine sahibiz. Çelikhane Tesisimiz Çevresel Etki Değerlendirme (ÇED) iznine sahip olmanın yanı sıra uluslararası akredite kuruluş TÜV Austria aracılığıyla karbon ayak izi hesaplamalarını yaptırmış ve karbon ayak izi raporlarını almıştır. 19,7 MW’lık RES ve 4 MW’lık GES santralimiz ve atık ısıdan 1 MW gücünde elektrik üretimi sağlayan ORC sistem yatırımımızla yenilenebilir enerji üretim gücümüz mevcutta 24,7 MW’a ulaştı. Buna ek olarak önümüzdeki dönemde toplam gücü 52,1 MW’a ulaşan GES, RES ve atık ısı yatırımlarımız bulunuyor. Şirketimizin başladığı güneş enerjisi yatırımları, rüzgâr enerjisi yatırımları ve atık ısı yatırımları var. Şirketimizin Hacı Ömerli’de 2 MW büyüklüğünde GES yatırımı bulunuyor. Bunun yanında her biri 1 MW büyüklüğünde iki farklı atık ısı dönüşüm yatırımımız bulunmakta. Çelikhane tesisimizin bulunduğu arazide 10,8 MW büyüklüğünde ve Hacı Ömerli’de 3,6 MW büyüklüğünde iki farklı rüzgâr enerji santrali projemiz var. Ayrıca şirketimizin İzmir Aliağa’da Bozyaka rüzgâr enerji santrali ve güneş enerji santrallerinden oluşan toplam 9 MW büyüklüğünde hibrit enerji santrali projesi bulunuyor.

Gözlem Gazetesi olarak iş dünyasında kadın temsilini çok önemsiyoruz. Ağır sanayide karar verici mekanizmalarda yer alan nadir kadın yöneticilerden birisiniz. Sektörün erkek egemen kodlarını kırmak ve daha kapsayıcı bir yönetim anlayışı inşa etmek için ne tür mentorluk veya değişim süreçleri yönetiyorsunuz?

Küçüklüğümden itibaren iş dünyasını, ticareti, zorlukları ve en önemlisi birlikte yol aldığınız ekip arkadaşlarının değerini gördüm ve öğrendim. Bu deneyimler, “önce insan” anlayışını benimsememi sağladı. Bugün de bu yaklaşımı gelecek nesillere aktarmaya çalışıyoruz. Bilkent İç Mimarlık Bölümü’nden mezun olduktan sonra şirketimizin ihracat süreçlerini yönetmeye başladım. O dönemde Suudi Arabistan ve ABD’ye ihracatımız vardı. Teknolojik imkanlar bugünkü gibi değildi. Yoğun bir mesai ve çabayla ihracat ağımızı genişlettik ve bugün 100'den fazla ülkeye ihracat yapıyoruz. Kadın yönetici olmanın özellikle demir çelik gibi erkek egemen bir sektörde zorlukları oldu. İlk ihracat yıllarında yazışmalarda “Mr. Özlem” diye hitap ediliyordu ve uluslararası toplantılarda genellikle tek kadın bendim. Ancak zamanla ekibimiz genişledi ve kadın çalışanlara her zaman alan açtık. Bugün dış ticaret lokasyonumuzun %60’ı kadınlardan oluşuyor, üretim tesislerimizde mühendis ve kaynak operatörleri olarak da kadınlar çalışıyor. Ben cinsiyeti öne çıkarmak yerine, kadınların kendi yetkinlikleriyle ön plana çıkmasını önemsiyorum. Bu yüzden mentorluk ve değişim süreçlerimizi de bu bakış açısıyla kurguluyoruz. Şirket içinde “Kardemir’de kadının gücü demirden öte” mottosuyla çeşitli projeler, iletişim çalışmaları ve etkinlikler düzenliyoruz. Ayrıca, sektörümüzde rol model olarak genç kadınların cesaretlenmesini sağlıyoruz.

2026, genel anlamda sektör ve özelde firmanız için bir denge arayışı yılı mı olacak, yoksa yeni bir yatırım hamlesinin başlangıcı mı? Özlem Bakırel’in ajandasında önümüzdeki üç yılın en öncelikli maddesi nedir?

2025 yılını tüm zorlu koşullara rağmen sektörümüz 30 milyar doları aşkın ihracatla kapattı. Kardemir Çelik olarak biz de büyümemizi sürdürdük. 2026 yılına da hem demir çelik sektörü hem de Kardemir Çelik açısından temkinli bir iyimserlikle bakıyoruz. Önümüzdeki dönemde de ihracat pazarlarımızı çeşitlendirmeye, yenilenebilir enerji ve dijitalleşme odaklı stratejilerle rekabet gücümüzü artırmaya odaklanıyoruz. 100’ün üzerinde ülkeye ihracat yapan bir şirket olarak pazar penetrasyonunu derinleştirmeyi, ürün grupları sabit kalırken çeşitliliğimizi artırarak değişen koşullara uyum sağlamayı ve uluslararası markalaşma çalışmalarımızla Türkiye’nin küresel ticaretteki payına katkı sunmayı hedefliyoruz.