.
Ekonomik Göstergeler
Dolar
29.84 ₺
Euro
32.45 ₺
GBP
1.124 ₺
JPY
7.842
Ana Sayfa
Gündem
Spor
Köşe Yazıları
Podcast

“CHP’ye dönük davaların amacı iktidarı sürdürmek”

Okuma Süresi: 5 Dakika
Toplam Okunma: hesaplanıyor...
“CHP’ye dönük davaların amacı iktidarı sürdürmek”
“CHP’ye dönük davaların amacı iktidarı sürdürmek”
Paylaş:
Gazeteci Yazar Murat Kışlalı, GÖZLEM’in ülke gündeminin başında gelen olay ve gelişmelerle ilgili sorularını cevapladı.

GÖZLEM – Gözaltı ve tutuklama kararlarına kadar uzanan CHP’li Belediyeler soruşturma ve davaları süreci devam ediyor. “Ettiriliyor mu” sorusu da var; soruşturma ve davalar nereye kadar sürdürülecek, görüşünüz?

K – CHP’ye dönük belediyeler ve kurultayla ilgili dava süreçlerinin ana amacı Erdoğan’ın iktidarını devam ettirmesini sağlamak. Bu davaların adaleti sağlamakla, suçluyu bulmakla bir ilgisi yok. Sadece geçen haftaki duruşmalarda bile yargılama sürecinin ne kadar çarpık ilerlediği ve bu nihai amaca dönük olduğu çok açık şekilde defalarca ortaya çıktı. Aslında Beşiktaş Belediye Bakanı Rıza Akpolat’ın “Bana ‘CHP kurultayı hakkında konuş, iftiracı ol. Beşiktaş dosyasını temizleriz’ denildi. Hatta Mayıs’a kadar süre verildi. Konuşmadım. Ne olduysa Mayıs’tan sonra oldu” açıklaması iktidarın stratejisini özetliyor. Bu hedefin bir ayağını Erdoğan’ın tekrar Cumhurbaşkanı seçilebilmesi oluşturuyor. Diğer ayağını da AKP’nin Meclis’te çoğunluğu elde etmesi, en azından birinci parti olması. Yargı yoluyla CHP’li belediyelerin üzerine gidilmesinin de Ekrem İmamoğlu’nun ve belki Mansur Yavaş’ın Cumhurbaşkanlığı adaylığını engellemek dışında iki ana sebebi var. Birincisi bu belediyeler icraatlarıyla AKP’ye alternatif bir yönetim tarzı ortaya koyuyorlar. İkincisi de belediyelerin harcamaları “kolay” hedef oluyor. Dolayısıyla bu soruşturma ve davalar öncelikle bir Cumhurbaşkanlığı yarışında Erdoğan’ı geçeceği neredeyse kesin olan Ekrem İmamoğlu’nun ve bence arkasından, ondan da fazla şansı olan Mansur Yavaş’ın aday olmalarını engelleyene kadar devam edecek. Erdoğan’ın başka çaresi yok. Bu süreçten kendi tercihiyle vazgeçmez, bilakis süreci daha da üst noktalara taşıyacak adımları atacaktır.
 
GÖZLEM – CHP Lideri Özgür Özel: “Depremden Sonra Tüm Kentlerin Yeniden ‘Bütüncül Bir Şehircilik Anlayışıyla’ İnşasının Önüne Geçildi” dedi. Haklı mı; neler yapılmadı, yapılabilecek mi?

K – Özgür Özel’in konulara yaklaşımı, mevcut iktidarın aksine plancı ve bilimsel. Bu geçen haftaki deprem bölgesi ziyaretlerinde de belliydi. Türkiye’nin nasıl yönetilebileceğine dönük güzel, ümit verici bir tablo çizdi. Özel özetle “Depremden sonra şehirlerin yeniden inşa edilmesi sürecinde, ayağa kaldırılmasında, TMMOB, Harita ve Kadastro Mühendisleri Odası gibi uzman kadrolarla bilimsel bir şekilde, sadece konutların inşasını değil, ulaşımı, ekonomiyi, gündelik hayatı da içerecek şekilde, bir bütün şehircilik anlayışı olmalıydı” diyor. Bu iktidarın böyle icraat yapmayacağı kesin. Özel’in deprem ve sonrasına dönük iki çok önemli ve yerinde tespiti de “Neler yapılmalı?” sorusuna yanıt veriyor. Depremle ilgili “Bir danışman Saray’da demiş ki ‘Ordu’yu kışladan çıkarmak kolaydır geriye sokmak zordur’. 21 yıldır iktidarda olacaksın. Ordu elinde kamyonuyla kazmasıyla yiğit evlatlarıyla hazır olacak, sen ‘Çıkarlarsa darbe yaparlar’ diye korkacaksın. Yazıklar olsun. ... Depremde 53 bin 537 kişinin öldüğü yerde 327 kişi kurtarmışlar. 1999 depreminde 18 bin kişi öldü. 10 bin 528 kişi kurtarmışlar. Basit bir oranla 53 bin kişinin en az 33-35 binini Mehmetçik en kritik 24 saatte, 72 saatte kurtarabilecekken, o Mehmetçiği bir vehimle, korkuyla içerde tutanlar, bugün bu milletin yüzüne nasıl bakıyorlar. Asrın pişkinliği” dedi. Deprem sonrasıyla ilgili de “21 yılda 40 milyar dolar deprem vergisi toplandı. 23 yılda 3 trilyon dolar vergi alındı. Buna rağmen 10 şehrimiz hazırlıksız yakalandı... Deprem konutlarının kaça mal olduğunu ve depremzedeye kaça verileceğini söylemiyorlar. Konutun anahtarını gösteriyorlar. önüne senet sürüyorlar. Diyorlar ki ‘Bu boş senete imza atacaksın’. Yazmış oraya ‘... TL ödenmesine ... faiz işletilmesine’. Boş senet imzalatmak, Türk Ceza Kanunu’nun 158 ve 209. maddelerine göre suçtur. Nitelikli dolandırıcılık suçudur.”
 
GÖZLEM – ABD’de “gündemiz zirvesine oturan, Başkan Trump’a kadar uzanmaya başlayan ‘EPSTEİN olayı’ ve dahası” nedir; nereye kadar uzanacak ve sonu ne olacak?

K – Dedikoduların aksine ABD Başkanı Trump ile eski başkanlar Bill Clinton ve George W. Bush hakkında dosyalarda seksüel suç işlediklerine dair elle tutulur kanıtlar yok. Bu dosyalarda medyada iddia edildiği gibi “cinayet, bebek ya da çocuk kurban edilmesi, kan içilmesi, satanik veya dinsel ayin öldürmeleri” de yer almıyor. Şu an için ikincil partilere sirayet etmiş daha önceki suçlamaların ötesinde yeni suçlamalar yok. Ancak Epstein ile bırakın adasına gitmiş, yakın arkadaşlık etmiş kişileri, herhangi bir şekilde ilişki kurmuş, adı geçmiş dünyanın önde gelen kalburüstü isimleri bile şimdi bu, zayıf da olsa, “ilişkilerini” açıklamak, kendilerini savunmak zorunda kalıyorlar. Suçlu olunmasa bile, Epstein olaylarından sonra dünyada kalburüstü insanlar için “hesap verme” sorumluluğu ve “güvenilirlik” meselesi ister istemez bir üst farkındalık mertebesine çıktı.
 
GÖZLEM – “Dünyanın konuştuğu ABD'de çocuk istismarı ve fuhuş ağıyla suçlanan Jeffrey Epstein’a ilişkin belgelerde adı geçen” Rixos otellerinin sahibi Fettah Tamince “Ahmet bin Sülayem’in maillerinin sorulması üzerine ‘O benim arkadaşım, bir şey rica etti, biz de bunu uyguladık’ dedi, siz ne diyorsunuz?

K – Hafta içinde Nefes’ten Aytunç Erkin köşesinde Epstein ile Sulayem’ın yeni e-mail yazışmalarına yer verdi. Tamince “Tanımam” diyor ama Sulayem’in “ABD’de olacak mısın? Fettah’ı arayıp nerede olacağını öğreneceğim. Wade ile de kontrol edeceğim” mesajına Epstein, “Fetch veya Wade’den haber aldın mı?” diye yanıt veriyor. Sulayem’in Epstein’e, Tamince’den “Fettah” diye, sanki tanıyormuş gibi bahsetmesi –ki Epstein’a tanımadığı bir kişiden bahsediyor olsaydı “Sayın Tamince” gibi bir ifade kullanması beklenirdi– ve özellikle buradaki Fetch’in, eğer öyleyse Fettah’ın kısaltması olarak kullanılması, Epstein’in Tamince’yi tanıdığı izlenimini doğuruyor. Ama bu veya Tamince’nin, çok iyi müşterisi olan Sülayem’in ricasıyla iki masözü eğitim almaları için kabul etmiş olması, tek başına kimseyi suçlamak için yeterli bir sebep değil.
 
GÖZLEM – MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin “Erken Seçim diye bir şey asla gündemde yer almayacaktır” dediği günden bir gün sonra, “Asal Araştırma'nın ‘Ocak 2026’ anketinde yurttaşların yüzde 54,4'ünün ‘erken seçim’ istediği” ortaya çıktı. Yorumunuz?

K – Yüzde 38 de “Hayır yapılmamalı” diyor. Dikkat ederseniz bu oranlar, özellikle “Hayır yapılmamalı” diyenlerin oranı aşağı yukarı Cumhur İttifakı’nın, AKP ile MHP’nin son kamuoyu yoklamalarında elde ettiği oy oranlarıyla benzer. Bu boşuna değil. Ekonomi, adaletsizlik, suç oranları, göç gibi konulardaki memnuniyetsizlik ortamında halkın çoğunluğu erken seçim istiyor. Ama özellikle ekonominin içinde olduğu durum nedeniyle Erdoğan şu dönemde kesinlikle bir erken seçime gitmez. Gidecek olsa, yıl başında emekliyi, asgari ücretliyi memnun edecek adımlar atardı. Böyle bir beklenti bence boş. Muhalefet de esas olarak iktidarın yönetemediği algısını perçinlemek, baskı kurmak açısından “Erken seçim” isteğini gündemde tutuyor.
 
GÖZLEM – Ocak transferinde Fenerbahçe ile Galatasaray “yarışa girdiler” ve altı sıfırlı rakamlar harcadılar; “gelenler ‘içerde ve dışarda’ beklenen ve istenen adımların atılmasına” katkı koyabilecekler mi? İki takımın ara transferlerini değerlendirir misiniz?

K – Fenerbahçe Lookman’da yaşanan hayal kırıklığından sonra Kante transferini gerçekleştirerek psikolojik üstünlüğü ele geçirdi. Kante bir dünya markası. Lazio’dan aldığı Guendouzi de Avrupa çapında bir oyuncu. Fenerbahçe transferleriyle sorunlu orta sahasını ciddi biçimde güçlendirdi. Galatasaray’ın Boey hariç, ara transferde kadro ve iyi yedek sıkıntısınına dönük adım atamamış gözüküyor. Konuyu iyi takip eden güvendiğim bir Galatasaraylı “Ara transfer dönemine Galatasaray’ın hazırlıksız ve plansız girdiği son dakika Boey hamlesi ve boşta kalan yabancı kontenjanıyla aşikâr. Fenerbahçe’nin şampiyonluk adına her butona bastığı ortamda, Galatasaray geçmiş yılların şampiyonluklarıyla ‘miskin’ kaldı. Bu durum şimdilik Fenerbahçe’ye, sezon sonunda da Galatasaray’a pahalıya mal olacak gibi gözüküyor” diyor. Göreceğiz.