CHP Genel Başkanı Özgür Özel, Cumhurbaşkanlığı Aday Ofisi (CAO) Kurulu tarafından hazırlanan politika önceliklerini açıkladı. Bu açıklamada yer alan konular oldukça çeşitli ve karmaşık vaatler zinciri şeklinde sıralanıyor ve bir bakıma iç içe giren açıklamalar içeriyor. Bu durum kısmen kaçınılmaz. Zira AKP’nin 24 yıllık iktidar sürecinde, yüz yıllık Cumhuriyet kurumlaşmasının ters yüz edilmedik pek az yönünü kalmış olmalı ki, tüm toplumsal kurumlaşmaların yeni baştan ele alınması gerekiyor. Ancak en baştan vurgulamak gerekir ki, seçmen karşısına çıkacak bir belgenin sunumu, kapsamlı da olsa, daha bir “entegre konsept bütünselliği” ve “sistematiği” içermesi gerekir. Ayrıca, CAO’si yerine, bizzat CHP’nin çalışması olarak sahiplenilmeli. Ayrıca sorunlar, toplumsal bütünün temel alanlarındaki sistemsel kurumlaşmalar, bir yandan karşılıklı tutarlılık ve etkileşim bütünselliği içinde; diğer yandan amaçlar-araç sistematiğine oturtulmalıdır. Ben burada sadece bir Gazete sayfasının verdiği imkanlar içinde konuya özet olarak değineceğim.
CHP, öncelikle ana vizyon olarak, yeniden çağdaş uygarlığın üstü hedefine kitlenmelidir. Son yıllardaki Ortadoğu toplumu olma süreci tersine çevrilmeli; küresel düzenin kaotik yapılanması içinde, Türkiye kendi yerini AB içinde görmeli ve onun bir parçası olmalıdır. AB’nin güvenliği Anadolu’dan başladığı gibi; Türkiye’nin güvenliği de ancak AB içinde istikrar kazanabilir. CHP’nin AB üyelik hedefi doğru bir tercihtir. AB dışında kalan bir Türkiye’ye hesap kesmek isteyenler az değildir.
Çağdaş uygarlığın üstü vizyonu içindeki bir Türkiye’nin “politik sistemi”, vatandaş ve sivil toplum katılımını güçlendiren bir parlamenter demokrasiyi yeniden inşa etmek olmalıdır. CHP’nin de tercihi bu yöndedir. Ne var ki, Parlamenter Demokrasinin kurumsal altyapısı olan, hukuk devleti, adalet, kuvvetler ayrığı, eşit vatandaşlık, bağımsız yargı gibi öğeler ağır yaralar almış olup; yeniden ve birbiri ile uyumlu olarak düzenlenmesi gerekecektir. CHP bu konuları ayrı ayrı olsa da gündeme getirmektedir. Parlamenter sistemin kişi egemenliğine dayalı başkanlık sistemine dönüşümü kişisel ve keyfi kararlara yol açmış; meclisi ve hükümeti oluşturan bakanlıkları yetkisiz kılmıştır. CHP, bu yöndeki hedeflerini daha fazla vurgulamalıdır.
Çağdaş uygarlığın üstünü hedefleyen bir ülkenin “ekonomik sistem” tercihi net olmalıdır. CHP ekonomik alanda birçok önlem sıralarken net bir ekonomik sistem tercihi ortaya koymuyor. DPT’nin yeniden kurulması doğru bir tercih olmakla birlikte; yeni planlama eskisinden farklı olmalıdır. Zira bilgi toplumunun dinamik ve yenilikçi işleyişi, “Yenilikçi rekabete dayalı dinamik ve esnek bir piyasa sistemi” tercihi gerektirir. Yenilikçi ve esnek piyasa sisteminde planlama, sektörel, mekânsal, zamansal ve hiyerarşik temelde çeşitlenmiş, ancak entegre, esnek ve süreç içinde dinamik bir planlama uygulamasına dayanmalıdır. Bu yeni dinamik ekonomik işleyiş sürecinde ekonomik sistem, ekonomik yapılanma ve ekonomik süreç politikaları ile para ve maliye politikaları birbiri ile entegre yapıda oluşturulmalıdır. Yeni teknolojilere dayalı yenilikçi bir sanayileşme stratejisi, sektörel, mekânsal olarak yeniden oluşturulmalıdır. CHP hazırlık çalışması daha çok vergiler üzerine yoğunlaşırken, ekonomik yapılanma ve yeni hedefler geri planda kalmıştır. Türkiye’de tarım sektörü zaafa uğramış olup, yeni teknolojiler temelinde ve çok yönlü olarak yeniden yapılandırılmalıdır.
Kamu ve devletin ekonomik işleyişi, etkinlik, verimlilik ve liyakat ilkeleri ışığında yeniden yapılandırılmaya ihtiyaç duymaktadır. Bu konu hazırlık çalışmasında kısmen dikkate alınmış bulunuyor. Kent ve kentsel sorunların çözümü yeterli ilgiyi görmemiştir.
Türkiye’nin “sosyal sistem ve düzeni” geçmişten gelen sanayileşme ve çarpık kentleşmenin getirdiği sorunlar nedeniyle, toplumsal kutuplaşmaya ortam hazırlarken, AKP politikaları bu kutuplaşmayı gidermek yerine, siyaseten kullanmaya yönelmiştir. İktidar kendi ekonomik sektörünü, kendi iş adamlarını, kendi sendikalarını ve kendi yandaşlarını yaratmaya yönelerek kutuplaşmayı arttırmıştır. Ekonomik açıdan zayıf kesimleri korumak, siyasi bağımlılık yaratıcı yardım ve sadaka sistemine dönüşmüştür. CHP hazırlığında temel vatandaşlık geliri, sosyal yardımların bağımlılık yaratmadan yürütülmesini sağlayacaktır. Sosyal açıdan zayıf kesimleri desteklemek, asgari ücret ve emeklilik sisteminde yapılacak düzenlemeler önemli olmakla birlikte, bu boyutun ekonomik gelişme ile bağlantısının kurulması gerekir. Türkiye’de bozulan gelir dağılımı, yeni bir gelir dağılım politikası oluşturmayı zorunlu kılarken, bu gelişmeye güçlü destek için ekonomik gelişme sorunlarının yenilikçi sanayileşme ve istikrar içinde büyüme politikaları ile uzunca süre desteklenmesini zorunlu kılıyor.
Türkiye’nin kültürel değerlerinin korunması, bilgi toplumunun yeni gelişmeleri içinde ele alınarak yeniden yorumlayan, yenilikçi ve yaratıcı kültürü öne çıkaran bir içeriğe kavuşturulmalıdır. Çalışmada bu alan ihmale uğramış gözüküyor.
Türk toplumunun dünya görüşü, zihniyet yapısı ve çağdaş teknolojik gelişmelerle uyumlu bir zihniyet yapılanmasına ihtiyaç duyuyor. Yeni teknolojiler ve geleceğin qubit’lerle çalışan kuantum işleyiş sistemi, toplumda köklü bir zihniyet yenilenmesi yaratacak eğitim sistemine geçişi gerektiriyor. Bunun için temel eğitimin 12 yılın üstüne çıkarılması ve çocuk eğitiminden üniversite eğitimine kadar, ezber sistemi ve kalıp davranışlar yerine düşünmeyi, yaratıcılığı ve yenilikçiliği öğreten bir eğitim modelini devreye almayı gerektiriyor. Oysa CHP programı bu konuya değinmediği gibi, AKP’nin bu günkü uygulaması ve tarikatlara sağladığı öncelikler düşünmeyi değil, itaate dayalı kalıp davranışı öncelerken toplumu çağdaşlığa değil, geçmişe yönlendiriyor. Alternatif olma iddiasındaki CHP bunlara çözüm aramak, bulmak ve topluma sunmak zorundadır.
CHP’nin seçim vaatleri
CHP’nin seçim vaatleri
Paylaş: