.
Ekonomik Göstergeler
Dolar
29.84 ₺
Euro
32.45 ₺
GBP
1.124 ₺
JPY
7.842
Ana Sayfa
Gündem
Spor
Köşe Yazıları
Podcast
Folkart Orion

CHP’nin ardından muhalefet de bölündü

Okuma Süresi: 5 Dakika
Toplam Okunma: hesaplanıyor...
CHP’nin ardından muhalefet de bölündü
CHP’nin ardından muhalefet de bölündü
Paylaş:
Gazeteci Yazar Murat Kışlalı, GÖZLEM’in ülke gündeminin başında gelen olay ve gelişmelerle ilgili sorularını cevapladı.

GÖZLEM – Yeni açılım süreci ile PKK’lıların salıverilmesine dönük “Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesi” tasarısı Meclis’ten 467 “kabul”, 87 “ret”, 7 “çekimser” oyla geçti. 31 milletvekili oylamaya katılmadı. Yorumunuz?
K – Erdoğan, yargının verdiği mutlak butlan kararıyla CHP’yi bölmüştü. Şimdi bu yasayla da muhalefeti böldü. İktidar açısından 467 kabul oyu çok büyük bir başarıdır. Bu başarının mimarı da hiç şüphesiz Erdoğan’dır. Buna İYİ Parti haricinde özellikle Yeni Parti’nin bir bütün olarak “hayır” dememiş olması, Erdoğan’a ve yasaya yönelik tepkiyi büyük ölçüde ortadan kaldırmış oldu. Erdoğan’ın Özgür Özel’e büyük bir “teşekkür” borcu var diyeceğim ama Erdoğan’ın tarzının ve düşünce sisteminin bu olmadığını biliyoruz. Erdoğan, 467 oyla referandumsuz anayasa değiştirme limiti olan 400 oyu geçmiş oldu. Bu yasa referanduma götürülse “PKK’lılara affa evet” sonucu çıkar mıydı? Hiç sanmıyorum. Büyük bir çoğunlukla böyle bir istem reddedilirdi. Bu kadar hayati bir konuda milletten bu kadar kopuk bir sonuç çıkartılabilmesi kesinlikle Erdoğan’ın büyük başarısıdır. Tüm süreçte çok dikkatli giderek, kendi ekibinin büyük bir çoğunluğunun bile öngöremediği bir destekle yasayı çıkarttı. Erdoğan’ın, bu sonuçlara göre Anayasa’da yeniden aday olabilmesine, hatta ilk turda en çok oy alan adayın Cumhurbaşkanı seçilmesine dönük değişiklikleri kolaylıkla çıkarabileceği de ortaya çıkmış oldu. Yeni Parti’nin “kabul” oyları çıkartılsa bile, oylamada Kemal Kılıçdaroğlu’nun CHP’sinin iktidarın arkasında yer alacağının ortaya çıkmasıyla Erdoğan’ın bir anayasa değişikliğinde referanduma gitmemek için aşılması gereken 400 oyu aşabileceği açık seçik görülmüş oldu. Meclis’ten, Sevr’in yıldönümünde çıkarılan bu yasa ile Atatürk’ün Cumhuriyeti’ni bu şekliyle ortadan kaldırmayı hedefleyen yeni bir anayasanın da ilk adımı atılmış oluyor.
GÖZLEM – Yeni Parti Genel Başkanı Özgür Özel, kendisi dahil Yeni Parti yönetiminin tasarıya “kabul” oyu vermesi ile ilgili Nefes’ten Deniz Zeyrek’e “Ne yaptığımız zaman içinde anlaşılmaya başlandı. Olumlu yorum ve tepkiler de gelmeye başladı. ... Ben Yeni Parti milletvekillerimize ‘Bana güvenin, kendimi kürsüde anlatacağım, ben sizi vicdanınız ve seçmeninizle baş başa bırakıyorum’ dedim” dedi. Siz ne diyorsunuz?
K – Afedersiniz ben bu tutumu, özür dileyerek söyleyeceğim tamamen samimiyetsiz, “kaypak” bir tutum olarak görüyorum. Bir defa yönetimin topluca “kabul” oyu vereceğini söyledi ama yönetimden bile iki “Red” oyu çıktı. Diğer taraftan Atatürk’e, bugünkü Cumhuriyet’e, Cumhuriyet’in tapusu Lozan’a ve mevcut Anayasa’ya karşı bir süreci başlatan bu yasaya Yeni Parti’nin 7 milletvekili olan Ankara’dan hiç birinin “red” oyu vermemiş olması bile kaygılarının kendi seçmenleri olmadığını ortaya koyuyor. Özel “...Hep birlikte ‘Hayır’ demek de bizi başka yere savuracaktı. Barışa şans tanımayan bir yere getirecektik. Faydacı bir yerden bakmadık ama terörün bittiği bir noktada da buna karşı çıkmakla suçlanacaktık” diyor. Bu yasa barışı getirmiyor ki. PKK’lılara af getiriyor. Terör zaten olabilecek en alt seviyesine gelmişti. Özel de bunun böyle olduğunu, yasanın sakıncalarını ve sadece PKK’lıları affederek barışın gelmeyeceğini biliyor. Ama derdi o değil. Derdi Yeni Parti’nin hedef kitlesini açıklarken sarf ettiği “Kürt demokrat”ların oyları. Bu düşüncesi, Özel’in genel başkan seçildikten sonraki Şeyh Said açıklamasından beri belliydi. “Kürt demokrat”lar; gerçeği, yani DEM varken veya çakmasının âlâsı, yeni CHP varken niye gidip Yeni Parti’ye oy versin? Özel Yeni Parti’nin hedef kitlesini “Atatürk’le Misak-ı Milli sınırlarıyla, Cumhuriyetle sorunu olmayan tüm demokratları Türkiye ittifakı’nda kucaklamaya, iktidara yürümeye davet ediyorum” diye açıklamıştı. Lozan’ı reddeden, Erdoğan’ın cumhurbaşkanlığının önünü açması karşılığında federal anayasa isteyen Apo’nun, böyle düşünen Kürtlerin Atatürk’le derdi yok mu? Yasanın mimarlarından ve sürecin en etkili aktörlerinden TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, daha yasanın mürekkebi kurumadan “Ben artık siyasi iklimin olgunlaştığını, Türkiye’nin yeni ... sivil bir anayasa yapmaya muktedir olduğunu düşünüyorum” dedi. Bu anayasa Atatürk’ün, bu Cumhuriyet’in anayasası mı olacak? Siz böyle bir sürece demokrasi, Gezi mağdurları, kayyumlar, CHP’ye yargı saldırısı gibi konularda hiç bir ödün almadan geçit verirken, bunun başlamasına “kabul” oyu vererek destek verirken, Erdoğan Mansur Yavaş’ı da cumhurbaşkanlığı yarışından bir şekilde elimine ederse, ortaya çıkaracağınız muhtemelen sizin veya bir başka Yeni Partili’nin adaylığına muhalif sağdan, Atatürkçülerden nasıl oy isteyeceksiniz?
GÖZLEM – Özel’in gerekçelerini yeterli bulmuyor musunuz?

K – Bence sadece ben değil kendisi de bulmuyor. Özel bu “yetmez ama evet” yaklaşımıyla büyük bir akıl karışıklığı yarattı. Şimdi de bu “samimiyetsiz” kararının sıkıntılarıyla uğraşıyor. Üstelik kendi aklının da karışık olduğu ortada. “Kabul” kararını savunmaya çalışırken kullandığı argümanar da bunu kanıtlıyor: “Vicdanen içim rahat. Yıllardır savunduğumuz bir görüşün, sırf Erdoğan karşıtlığı nedeniyle tersini yapmamız doğru değil. Doğru kararı aldığımızı düşünüyorum. Ben ‘adam kazandı’ diye bakmıyorum. Sonunda kazanılmış bir şey olacaksa en azından tek başına kazanmadı. Bir kazanan varsa ülke kazanıyordur.” Yıllardır PKK’lıların affedilmesini mi savundunuz? PKK’lılar affedilince terörün biteceğinin bir garantisi mi var? Bu garantinin yeterli olduğuna bu iktidar mı karar verebilecek? PKK’lıların affedilmesi bir kazanım mı? Erdoğan kazandığında ülke mi kazanıyordur? Hakikaten böyle düşünüyorsanız, nasıl muhalefet yapıyorsunuz? Diyor ki “Emin olun bizim ‘Evet’lerden rahatsız olan Ak Parti oldu”. AKP kulislerini çok yakından takip eden deneyimli gazeteci Nuray Babacan bakın oylama öncesi AKP’lilerin ne kadar rahatsız olduklarını! sütununda nasıl anlatıyordu: “İktidar mensupları, ‘Terörsüz Türkiye’ projesinin ilk yasasının ‘çerçevesini’ sokaktaki vatandaşlara anlatma güçlüğü çekmemek için ‘Genel Kurul’dan 400 oyla geçirelim ki; Anayasa değişikliği gibi tam destek görmüş olsun konuşmaları yapıyorlar. ...Yarın, sabahları muhalefet belediyelerine operasyon düzenleyip, her hafta bir muhalefet milletvekillerine yönelik fezlekeyi Meclis’e gönderip ... diğer yandan tabandan gelecek af tepkisini yumuşatmak için Yeni Parti’nin oyu üzerine ince plan yapılıyor!” Demek iktidarın yaptığı bu plan tuttu. Özel, “kabul” oyu verince bu yasaya meşruiyet kazandırmış oldu.
GÖZLEM – Kemal Kılıçdaroğlu ve CHP’nin tutumunu nasıl değerlendiriyorsunuz?
K – Kılıçdaroğlu baştan beri süreci destekliyordu. Yasaya butlan CHP’sinden 29 “Kabul”, 2 “ret” çıktı. 14 milletvekili oylamaya katılmadıHafta içinde Başkanı Erdal Beşikçioğlu’nun tutuklanmasının ardından Etimesgut Belediye Meclis’inde yapılan yeni belediye başkanı seçimi ve bu seçimi butlan CHP’sinin adayının AKP ve MHP’li meclis üyelerinin oylarıyla Yeni Parti adayına karşı 21-19 kazanması, Meclis’teki oylamayla beraber düşünüldüğünde, artık butlan CHP’sinin Cumhur İttifakı’na neredeyse “eklemlendiğini” gösteriyor.
GÖZLEM – Fenerbahçe Lukaku’yu aldı. Beşiktaş da Vlahoviç’i almak üzere gözüküyor. Galatasaray ise hâlâ taraftarın istediği transferleri gerçekleştiremedi. Ne diyorsunuz?
K – Fenerbahçe sonunda kendisini şampiyonluğa götürebilecek kalitede bir santarfor transferini gerçekleştirmiş gözüküyor. Lukaku çok etkili, fiziğiyle öne çıkan bir santrafor. Ancak son dönemde ciddi sakatlık sorunları çıktı. Bunlar nüksetmez ve aklını buraya verirse, Fenerbahçe’nin aradığı santrafor olabilir. Buna karşın Beşiktaş’ta, takıma harika uyum sağlayan ve geçen sezon çok iyi iş çıkaran Oh ile hazırlık maçlarında yeniden kazanılma yoluna girildiği anlaşılan, geleceğin en iyi Türk santraforlarından biri olmasını beklediğim Semih Kılıçsoy varken, niçin bu düzenin bozulmasına neden olacak güçlü bir santrafor arayışına gidildiğini anlamakta zorlanıyorum. Acaba Teknik Direktör çift santraforlu bir sistem mi uygulamak istiyor. Göreceğiz.