.
Ekonomik Göstergeler
Dolar
29.84 ₺
Euro
32.45 ₺
GBP
1.124 ₺
JPY
7.842
Ana Sayfa
Gündem
Spor
Köşe Yazıları
Podcast

CHP neden umut üretemiyor?

Okuma Süresi: 3 Dakika
Toplam Okunma: hesaplanıyor...
CHP neden umut üretemiyor?
CHP neden umut üretemiyor?
Paylaş:
Demokrasilerde bir siyasi partinin çok uzun süre iktidarda kalması, yalnızca yönetim pratiğini değil, toplumun siyaset algısını da dönüştürür. Özellikle başka bir iktidar deneyimi yaşamamış genç kuşaklar için bu durum, zamanla bir kader duygusuna evrilir. Değişimin mümkün olduğuna dair inanç zayıfladıkça, demokrasi bir tercih alanı olmaktan çıkar, alışılmış bir düzene indirgenir. Bu tablo ilk bakışta iktidarın lehine gibi görünse de, uzun vadede en ağır bedeli muhalefet öder. Çünkü iktidar alternatifi olma iddiasını kaybeden bir muhalefet, toplumu ikna edemez. Daha da önemlisi, kendi seçmenini dahi motive etmekte zorlanır. Yeni seçmen kazanmak bir yana, eldeki kazanımları korumak bile ciddi bir mücadeleye dönüşür.

Cumhuriyet Halk Partisi’nin son dönemde yaşadığı tablo tam olarak budur.
Yerel seçimlerde elde edilen başarıların kalıcı hale getirilememesi ve bazı belediye başkanlarının parti değiştirmesi tesadüf değildir. Bu gelişmeleri yalnızca kişisel çıkarlar ya da iktidarın baskı gücüyle açıklamak, meseleyi fazlasıyla basitleştirmek olur. Muhalefet cephesi çoğu zaman çuvaldızı kendisine batırmak yerine, tüm sorumluluğu iktidarın orantısız gücüne yüklemeyi tercih etmektedir. Oysa sorunun önemli bir kısmı, muhalefetin kendi iç işleyişinde ve siyasal kapasitesinde yatmaktadır. CHP’nin mevcut kazanımlarını koruyabilmesi ve toplumsal karşılığını büyütebilmesi için her şeyden önce güçlü bir parti yönetimine ihtiyacı vardır. Özgür Özel, çalışkanlığı, yüksek enerjisi ve etkili hitabetiyle bu görevi ciddiyetle üstlenmeye çalışmaktadır. Ancak gelinen noktada, bu özelliklerin partiyi sürüklemeye yetmediği açıkça görülmektedir. CHP bugün daha karizmatik, daha toparlayıcı ve seçmenine güven aşılayan bir liderlik arayışı içindedir.

Sorunun bir diğer boyutu ise uzun süredir izlenen “genişleme” stratejisidir.
Yerleşik bir iktidarı yenebilmek adına, mümkün olan en geniş siyasal ittifakları kurma fikri bir dönem cazip görünmüştür. Kemal Kılıçdaroğlu’nun öncülük ettiği altılı masa bu yaklaşımın en somut örneğidir. İktidar ihtimali belirdiğinde, birbirine oldukça uzak siyasi gelenekler kısa süreliğine yan yana gelebilmiştir. Ancak iktidar hedefi gerçekleşmeyince, bu birlikteliklerin ne kadar kırılgan olduğu da hızla ortaya çıkmıştır. Geçici hedefler için kurulan koalisyonlar, zamanla kendi siyasal köklerine geri dönmüştür. CHP’nin yaşadığı sorun yalnızca dış ittifaklarla sınırlı kalmamıştır. Parti içinde özellikle milliyetçi kanatla kurulan fiili koalisyon, kurumsal kimliği daha da tartışmalı hale getirmiştir. Ankara Büyükşehir Belediyesi için Mansur Yavaş’ın tercih edilmesi bu tercihin simgesel bir örneğidir. Sosyal demokrat bir aday yerine, milliyetçi kökenden gelen bir ismin tercih edilmesi kısa vadede seçim kazandırmıştır.
Ancak bu tercihin parti içi dengeler üzerindeki etkileri zamanla daha belirgin hale gelmiştir. Mansur Yavaş’ın güçlenmesiyle birlikte, Ankara’nın ilçelerinde kendi siyasal çevresinden isimlerin ön plana çıktığı görülmüştür. Bu durum, CHP’nin ideolojik bütünlüğünü ve kadro yapısını daha da tartışmalı hale getirmiştir. Üstelik bu tablo yalnızca Ankara’ya özgü değildir. Anadolu’nun pek çok yerinde, CHP kültüründen gelmeyen ancak oy kazandıracağı düşünülen aktörlerle kurulan ilişkiler çatırdamaya başlamıştır. Bu da partinin uzun vadeli bir siyasal hat oluşturmakta zorlandığını göstermektedir. Tüm bunlara ek olarak, AK Parti’nin devletin hemen her kademesine nüfuz etmiş olması da ayrı bir gerçekliktir. Bu durum iktidara güçlü bir çekim alanı yaratmakta ve farklı aktörleri ikna edebilme kapasitesini artırmaktadır. Ancak bu gerçeklik, muhalefetin kendi zafiyetlerini görmezden gelmesini mazur göstermez.

Sonuç olarak, tüm bu başlıklar birlikte değerlendirildiğinde CHP’nin geleceğe dair güçlü ve kalıcı bir umut sunduğunu söylemek zorlaşmaktadır.
Gerçekçi bir bakışla ifade etmek gerekirse, mevcut siyasal çizgi ve örgütsel yapı ile bu umudun üretilemediği açıktır.