.
Ekonomik Göstergeler
Dolar
29.84 ₺
Euro
32.45 ₺
GBP
1.124 ₺
JPY
7.842
Ana Sayfa
Gündem
Spor
Köşe Yazıları
Podcast
Folkart Orion

CHP’li seçmen partisinden kopuyor

Okuma Süresi: 5 Dakika
Toplam Okunma: hesaplanıyor...
CHP’li seçmen partisinden kopuyor
CHP’li seçmen partisinden kopuyor
Paylaş:
Gazeteci Yazar Murat Kışlalı, GÖZLEM’in ülke gündeminin başında gelen olay ve gelişmelerle ilgili sorularını cevapladı.
GÖZLEM – CHP’de kriz dinmiyor. Karşılıklı sözlü atışmalar “sert” şekilde devam ediyor. Özgür Özel, Kemal Kılıçdaroğlu’nun “Partide kal çağrısına "Kimse yeni parti kurma meraklısı değil" diye yanıt verirken, “bu talebin sokakta yurttaşlar tarafından dile getirildiğini” söyledi. Kılıçdaroğlu'na “Genel başkanlık için parti üyelerinin katılacağı bir oylama yapılsın” çağrısı yapan Özel, "Kaybeden CHP'yi salsın! CHP'yi salsın! Kaybeden siyaseti bıraksın!" dedi. “Bu süreç için” Siz ne diyorsunuz?
K – Özgür Özel CHP’nin 2 milyon üyesinin yüzde 90’ından azının oyunu alırsa siyaseti bırakacağını da açıkladı. CHP seçmeninde başlangıçta Özgür Özel ve seçilmiş CHP yönetiminin partide kalıp, partiyi geri alma mücadelesi vermeleri yönünde bir istek vardı. Ancak bu sürecin AKP yargısının da katkısıyla “daha da kötüye gideceği” ve Kılıçdaroğlu’nun, dümen suyunda olduğu AKP’ye karşı doğru dürüst muhalefet yapmayacağı iyice anlaşılınca, “yeni parti” tercihi öne çıkmaya başladı. Özgür Özel’in zaten hem yeni parti, hem de mevcut seçime girme hakkı olan partinin yedekte tutulması şeklinde planı vardı. Şimdi bunun yeni parti ayağı yürürlüğe alınıyor ve Ağustos başında Yeni Parti’nin kurulması bekleniyor. İlginç olan kamuoyunun yaklaşımı. Gündemar’ın 24-27 Haziran tarihleri arasında gerçekleştirdiği araştırmada AKP yüzde 31,2 ile CHP’nin önünde ilk parti olarak çıkarken, aynı araştırmada Özel’in yeni parti kurması durumunda bu Yeni Parti’nin oy oranı yüzde 34,92 ile yüzde 30,46 alan AKP’nin de önünde yer alıyor. Kılıçdaroğlu’lu CHP ise yüzde 4 ile barajın altında kalıyor. Gelinen noktada Özgür Özel ve arkadaşları ağustos başında 30 kuruculu ve geniş kapsam hedefleyen bir parti kuracaklar gibi gözüküyor. 80-90 milletvekili buraya geçecek. Belediye başkanlarının durumu ayrıca değerlendirilecek.
GÖZLEM – CHP’nin Cumhurbaşkanı Adayı ve İstanbul Büyükşehir Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun örgüt lideri olarak yargılandığı İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) davasında duruşmanın ilk bölümü önceki hafta sonuçlandı. Bu dava sürecini nasıl değerlendiriyorsunuz?
K – İmamoğlu Erdoğan’a rakip olmasın diye kurgulanmış, tamamıyla siyasi bir davadan bahsediyoruz. İmamoğlu’nun 142 ayrı eylem nedeniyle 2 bin 352 yıl hapis cezası istemiyle yargılandığı davada, sıra İmamoğlu’nun savunmasına gelince, davanın 9 Temmuz’a kadar bitirileceği dayatması yapılarak savunma süresi kısıtlandı. İmamoğlu böyle bir davada “4-5 saatte savunma yapmasının beklenemeyeceğini” belirtince Mahkeme Başkanı savunmaya geçmediği ve düzeni bozduğu gerekçesiyle kendisini salondan çıkarttı. İmamoğlu “Susma hakkımı kullanmıyorum, taleplerimi ve tespitlerimi anlatacağım” demesine rağmen Mahkeme Başkanı duruşma zaptına “Susma hakkını kullandı” ifadesini geçirdi. Duruşmanın 9 Temmuz’a kadar bitirilmesi dayatması da, bu günün Ankara’da sürmekte olan NATO Zirvesi ile örtüşmesi ve böylece bundan sonraki günlerde İmamoğlu’nun savunmasının gündemde her gün yer almasının engellenmesi isteğine bağlandı. Ceza ve Ceza Muhakemesi (Yargılaması) Hukukçusu Prof. Dr. Ersan Şan hafta içinde Sözcü Gazetesi’nde yargılama ile ilgili mevzuata aykırılıkları özetledi. Bunlardan sadece “susma hakkı” ile ilgili olanları bile, davada nasıl haksız bir yargılama yapıldığını çarpıcı bir şekilde ortaya koyuyor: “Sorgu bir haktır. Sanık lehine birkaç istisna hariç sorgusuz karar ve hüküm verilemez, mahkumiyet hükmü de kurulamaz. (Ceza Muhakemesi Kanunu Madde 193/2). Susma hakkını kullanan sanık suçu inkâr etmiş sayılır. Sanığın susma hakkını kullanması savunma hakkından vazgeçtiği anlamına gelmez. Sorguda susarak savunma yapan sanık; ortaya koyulan deliller hakkında konuşabilir, bir deliline ortaya koyulmasını isteyebilir, dosyaya gelen raporlar ve belgeler hakkında konuşabilir ve delilleri tartışabilir. (CMK m177, m.206-207, m.215-216.) Sanık açıkça susma hakkını kullanmadıkça; mahkeme başkanı veya hakimi, sanığın susma hakkını kullandığını kabul edemez. (CMK m.191/3-c, d). Sanığın sorgu ve savunma hakkı kısıtlanamaz. Sanık ve müdafil; ... iddianameye ve suçlamaya karşı savunma yapma hakkına sahiptir. Yargısız ve sorgusuz infaz yasaktır. Aksine bir usul... sanığın dürüst yargılanma hakkının açık ihlaline yol açar (Anayasa m.36/1, m38/4). Sanığın savunma hakkının kısıtlanması hukuka kesin aykırılık sebebidir (CMK m.289/1-h).”
GÖZLEM – Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu’nun açıklamasına göre yılın ilk 6 ayında 150 kadın öldürüldü, 151 şüpheli kadın ölümü gerçekleşti. Geçmişte “şüpheli ölüm” olarak kayıtlara geçen 12 kadının ölümünün “kadın cinayeti” olduğu ortaya çıktı. Açıklamada İstanbul Sözleşmesi’nden çekilmenin üzerinden 4 yıl geçtiği hatırlatılarak, “Çekilmenin ardından geçen süreçte, her yılın ilk 6 aylarında kadın cinayeti sayısının arttığını görüyoruz” denildi. Bu artışı nasıl yorumluyorsunuz?
K – Hakikaten de Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu’nun yıllık istatistiklerine göre de 2021’de 280 kadın cinayeti ile en düşük noktasına inen rakamlar, 2022’de 334, 2023’de 315 ve 2024’de 394, 2025’de ile şüpheli olanlarla birlikte 391’e çıkmış durumda. Tabii ki buradan “iktidar İstanbul Sözleşmesi’nden çıktı diye erkeklerin daha fazla kadın öldürmeye karar verdikleri” sonucu çıkmaz. Ancak İstanbul Sözleşmesi’nden çıkma tercihi bile iktidarın kadın cinayetleri ve kadına dönük şiddet ile ilgili nasıl bir mesaj verdiğini ortaya koyuyor. Mesele niyet ve öncelikle ilgili. Bu iktidarın önceliğinde “kadın” olmadığı bir gerçek.
GÖZLEM – CHP Lideri Özgür Özel “Tek adam rejimine geçildiği günden beri çoklu krizler ortamındayız. Birbirini tetikleyen krizler, birbirini takip eden krizler, bitmeyen krizler ve sonuç olarak yüzde 32'lik enflasyon oranıyla Avrupa'da birinciyiz, dünyada beşinciyiz. Yüzde 35'lik gıda enflasyonuyla Avrupa'da birinciyiz, dünyada beşinciyiz. Yoksulluk, işsizlik, gelir adaletsizliği, vergi adaletsizliği kategorilerinde ayrı ayrı Avrupa'da birinciyiz. Bunların hepsi resmi veriler. Ve Türkiye'de verginin yüzde 65'i zengin fakir ayırmayan, dünyanın en adaletsiz vergi sistemi olan dolaylı vergiyle, yani Türkiye'nin en zengin adamıyla en fakir adamının alışverişte aynı vergiyi ödediği dolaylı vergilerden toplanıyor” dedi. Görüşünüz?
K – Hafta içinde ilginç bir istatistik daha açıklandı. Türkiye cari açıkta yılın ilk üç ayında 23,7 milyar dolar ile dünyada ikinci sıraya çıktı. Türkiye’den fazla cari açığı olan tek ülke, ekonomisi Türkiye ile kıyaslanamayacak olan ABD. Cari açık Türkiye’nin dışa bağımlı yaşadığını gösteriyor. Bu da bu iktidarın politikalarının bir sonucu. Türkiye, savaş ve ekonomik sıkıntı yaşayan çoğu ülkeden yüksek, süregelen ve önlenemeyen; gıda gibi temel alanlarda bile yoksulluğu körükleyen ve eşitsizliği arttıran bir fiyat artışı yaşıyor. Türkiye’de gelir adaletsizliğini kemikleştiren bir vergi politikası uygulanıyor. Bu rakamlar Türkiye’nin içinde olduğu durumu ortaya koyuyor.
GÖZLEM – Dünya Futbol Şampiyonası bu Pazar İspanya ile Arjantin arasında oynanacak final maçı ile sona erecek. Değerlendirmeniz?
K – Bizim için büyük başarısızlık oldu. Bunun baş sorumlusu Teknik Direktör Montella istifa etmedi. Oysa bırakın gruplarda elenen Çekya, Güney Kore, Uruguay ve Gana gibi ülkelerin teknik direktörlerini, eleme turlarına çıkıp başarısızlığa uğrayan Almanya, Hollanda, Portekiz, Ekvator, Hırvatistan’ın teknik direktörleri bile istifa etti. Genel olarak bakıldığında ise Dünya Kupası’nda mücadele eden ülke sayısının 48’e çıkarıldığı format bence çok doğru oldu. Ancak bana göre bu Kupa’nın en önemli olayı; ABD Başkanı Trump’un, “ABD milli takımının kırmızı kart alan bir oyuncusunun bir sonraki turda oynatılması” isteğinin, kendisi de çok eleştirilen FIFA Başkanı tarafından kabul edilmesi ve uygulatılması oldu. Bu ve saç baş yolan hakem kararları Kupa’ya damga vurdu. Gelişen teknolojiyle futbolun daha adil bir hale geleceği sanılırken, onun da ötesinde ilerleyen ayak ve rant oyunlarıyla, diğer pek çok konuda olduğu gibi futbolda da adalet yok olmaya yüz tutuyor.