Gazeteci Yazar Murat Kışlalı, GÖZLEM’in ülke gündeminin başında gelen olay ve gelişmelerle ilgili sorularını cevapladı.
GÖZLEM – CHP’deki kriz hakkında “genel” görüşünüz?
K – Bu krizi, CHP’nin önceki Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun, iktidar ve onun güdümündeki yargı ile beraber, tamamen kendi kişisel kin ve hınç duygularına kapılarak ve tamamıyla mevcut iktidarın işine yarayacak şekilde CHP’nin yönetimini yasalara aykırı olarak ele geçirdiği bir süreç olarak görüyorum. Kemal Bey ile CHP’nin genel başkanı olmadan belki en fazla haber yapan, yorumunu görüşünü alan gazetecilerden olan ve kendisini de fiziksel yapısı ve benzer olduğunu varsaydığım görüşlerinin de etkisiyle rahmetli amcam Ahmet Taner Kışlalı’ya benzeten biri olarak nasıl böyle bir duygu sarmalı içine savrulduğunu, nasıl bu hale dönüştüğünü anlamakta çok zorlanıyorum. Demek ki içinde sakladığı, sözde değerlerini göz ardı edebilmesine olanak verecek bir “adını koymayı kendime yakıştıramadığım” yapısı varmış. İnsan bir taraftan yazıklar olsun diyor. Öbür taraftan, Erdoğan’ın siyaset yöntemini dikkate alınca, durumun bu noktaya gelmesini adım adım sağlayacak örgüyü nasıl kurduğuna, insan karakterini nasıl tanıdığına hayret ediyor.
GÖZLEM – Kılıçdaroğlu CHP’yi Kurultay’a götürür mü?
K – Hayır. Bugünkü durumda, her ne kadar Kemal Kılıçdaroğlu yargı kararının tedbirli olarak çıkmasını gerekçe göstererek Yargıtay’a yapılan itiraz sonuçlanmadan bir kurultaya gidilemeyeceğini iddia ediyorsa da, gerçeğin öyle olmadığı iki nedenle çok açık bir şekilde anlaşılıyor. Hem Özgür Özel’in de belirttiği gibi Kemal Bey’in kendi atadığı CHP’nin yeni avukatlarıyla Yargıtay’daki itirazı geri çekerek Kurultay’ın önünü açması mümkün. Hem de Kemal Bey’in gerçek gerekçesinin bu olmadığı Ankara’nın duayen gazetecilerin en Muharrem Sarıkaya’nın Yetkinreport.com’da yayımlanan “Kemal Kılıçdaroğlu’nun yakın çevresine söyledikleri”ne dayandırdığı ama aslında büyük ihtimalle kendi doğrudan ifade ettiği anlaşılan görüşlerinden de belli. Burada “istendiği kadar imza toplansın, partiyi hırsızlardan temizlemeden kurultaya gitmeyeceğini” söylemesi ve Muharrem Sarıkaya’nın “yaptığım görüşmeler, ‘tedbir’ gerekçesinin asıl neden olmadığını, Kılıçdaroğlu’nun partide kapsamlı bir tasfiye olmaksızın kurultaya gitmek istemediğini gösteriyor” diye yazması, Kılıçdaroğlu’nun partideki delege yapısını ele geçirmeden Kurultay’a gidip genel başkanlığı kaybetmeyi göze almayacağını gösteriyor.
GÖZLEM – Seçimle ilgili çok değişik senaryolar konuşuluyor. Görüşünüz?
K – “Mutlak butlan” kararı veren İstinaf Mahkemesi’nin 3-4 Kasım 2024 kurultayını ve sonrasındaki kurultayları iptal etmesi, bu duruma göre son geçerli kurultayını 26 Temmuz 2020’de yapan CHP’nin eğer 26 Temmuz 2026’ya kadar bir kurultay yapmazsa, İYİ Parti’nin kuruluşu nedeniyle 2022’de değiştirilen Siyasi Partiler Yasası nedeniyle bir sonraki seçime katılmama riskiyle karşı karşıya kalmasına yol açıyor. Ben, şayet iş o noktaya kalırsa bu yasal düzenlemenin uygulanmayacağını düşünüyorum. Çünkü bu durumda CHP’nin mevcut yönetimi başka bir partiyle bir sonraki seçimlere girecek olsa, karşısında iktidarın ele geçirdiği bir CHP’nin olmaması, Erdoğan’ın da işine gelmez. Bütün amaca aykırı bir yöntem olur. Dolayısıyla o ihtimale bir çare bulurlar. Bu gelişmeler ışığında Kılıçdaroğlu onay vermezse, Parti Meclisi’nden veya 900’den fazla delegeden toplanan imzalarla seçimli bir kurultaya gitmeye imkân olmaz. Bu durumda Özgür Özel yönetiminin Sulh Hukuk Mahkemesi’ne başvurarak CHP’de kurultayı 26 Temmuz’dan önce toplamak üzere bir çağrı heyeti atanmasını istemeyi planladığı anlaşılıyor. Ama iktidarın bu kadar ince eleyip dokuyarak yürüttüğü bir düzende, bu mahkemeden de bu yönde bir karar çıkmayacağını tahmin etmek için müneccim olmaya gerek yok. Bu durumda CHP’nin mevcut yönetiminin ya mevcut bir başka partiye ilhakı ya da yeni bir parti kurması gerekir. Son dönemdeki muhalefetiyle önce çıkan İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu “Biz dağ gibi burada duruyoruz, sırtını yaslamak isteyen varsa işte buradayız, buyursun gelsinler. Safımız cumhuriyet ve demokrasidir. Safımıza gelen herkes başımızın üstünde yer bulur!” dedi. Ama yeni partiye ilhak uygulamada bir yığın zorluğu beraberinde getirecektir. Yeni bir parti kurmanın ise örgütlenme ve yasal zorunluluklar açısından sonbaharda veya yeni yılın başında yapılacak bir baskın seçime yetişme riski olacaktır. Çünkü 2820 Sayılı Siyasi Partiler Kanunu’nun 36. Maddesi’ne göre “Yeni bir partinin seçimlere katılması için illerin en az yarısında (41 il) oy verme gününden en az altı ay evel teşkilat kurmuş ve büyük kongrelerini yapmış olması şarttır. Bir ilde teşkilatlanma, merkez ilçesi dahil o ilin ilçelerinin en az üçte birinde teşkilat kurmayı gerektirir”. Buna göre eğer Erdoğan erken seçimi bu sonbahara kurgularsa, CHP’nin seçilmiş yönetiminin yeni bir parti kurarak bu seçime katılma ihtimali kalmıyor. Bu takdirde de ortada ya mevcut seçime katılma hakkı olan bir partide yapılanmak ya da İyi Parti gibi aktif olan bir partiye dahil olmak seçenekleri kalıyor.
GÖZLEM – Kemal Kılıçdaroğlu ile Ekrem İmamoğlu / Özgür Özel arasındaki ipleri kopartan çatışma daha ne kadar sürebilir ve nasıl sonlanmalı?
K – Biteceği varsayılsa bile çatışma uzun sürecektir. Kılıçdaroğlu’nun Mansur Yavaş ve bazı CHP’li belediye başkanlarının yaptığı ziyareti döneminde ortaya çıkan niyetinden Kurultay sürecinin en az 2 yıl almasını hedeflediği anlaşılıyor. Bu noktadan sonra Kılıçdaroğlu’nun başında olduğu CHP’nin ciddi bir oy potansiyeline sahip olması beklenmez. Çünkü şimdiden Konda’nın yaptığı araştırmaya göre CHP seçmeni içinde Kılıçdaroğlu’nu destekleyenlerin oranı yüzde 5. Son kamuoyu yoklamalarında CHP’nin oy oranının yüzde 30’lar civarında olduğu varsayılırsa, bunun yüzde 5’i; yani Kılıçdaroğlu’nun CHP’sine oy vereceklerin oy oranı ancak yüzde 1,5 civarına denk düşüyor. O da muhtemelen “CHP” ismine gidecek, konuyla ilgisi olmayan seçmenlerden olacaktır. Arada bir noktada Kılıçdaroğlu’nun tekrar hidayete erip, yanlışının farkına varıp, 180 derece çark etmesini beklemek mümkün değil. Kendisi hakikaten MHP Genel Başkanı Devlet Başkanı Devlet Bahçeli ile beraber, 21. yüzyılın en büyük çaplı “dönüş”lerinden birini yapmış bir siyasetçi olarak Türk siyasetinde yerini almış olacak.
GÖZLEM – MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, CHP’deki kriz ile yakından ilgileniyor ve art arda açıklamalar yapıyor. Bu ilgiyi nasıl yorumluyorsunuz?
K – Kimse bu kadarını tahmin etmezdi, ama Erdoğan’ın Kemal Kılıçdaroğlu ile CHP’yi dizayn etme süreci içinde, Kılıçdaroğlu’nun CHP’sini, Cumhur İttifakı içinde konumlayarak, MHP’ye ve Bahçeli’nin Erdoğan’ı sık sık maruz bıraktığı emrivakilere karşı da önemli bir sigorta adımı atmış olduğu anlaşılıyor. Kılıçdaroğlu’nun CHP’sinin, milletvekili sayısı ve direnci açısından MHP kadar güçlü bir ittifak olamayacağı aşikâr. Ama Devlet Bahçeli’nin kendisine “kuma” gelmesinden memnun olmadığı bariz. CHP’nin muhalif olarak kalmasını istiyor. Önce bunu Özel’e destek vererek yapmak istedi. Bu nedenle de MHP yayın organı Türkgün’e yaptığı açıklamada “yeni üye kayıtlarının yapılması ve il ilçe kongrelerinin ardından (CHP’nin kuruluş günü olan) 9 Eylül’de kurultay yapılmasını” önerecek kadar CHP’nin içişlerine karıştı. Çünkü CHP’nin bir an önce karşı saffa tekrar geçmesini arzuluyordu. Yoksa Partisi’nin son grup toplantısında “Yaşanan gelişmeler CHP kurumsallığına yakışmayan bir seviyeden siyasi kültürümüze ve demokrasimize zarar verici bir noktaya doğru ilerlemektedir... Yargıtay (...) Türk siyaseti ve demokrasisinin hırpalanmasına izin vermemelidir” demesine karşın, derdi Türkiye’de seçim sisteminin, siyasetin ve demokrasinin iyi işlemesi olsa, zaten baştan AKP ile bir ittifaka girmezdi. Sonraysa hafta içinde yine Türkgün’e yaptığı son açıklamada, Özel ve seçilmiş CHP’ye karşı olan tavrını ciddi biçimde değiştirdi. “Özgür Özel’i demokrasinin önünde engel olarak göstermesi, Özel’in Anıtkabir’de Atatürk’ün Gençliğe Hitabesi’ni okumasından suç çıkartmaya çalışması ve seçilmiş CHP Meclis Grubu’nu ‘Paralel Yapı’ olarak dillendirmesiyle” fabrika ayarlarına geri döndü.
CHP’de kurultay Kılıçdaroğlu’nun onayı dışında zor görünüyor
CHP’de kurultay Kılıçdaroğlu’nun onayı dışında zor görünüyor
Paylaş: