.
Ekonomik Göstergeler
Dolar
29.84 ₺
Euro
32.45 ₺
GBP
1.124 ₺
JPY
7.842
Ana Sayfa
Gündem
Spor
Köşe Yazıları
Podcast

Cemil Tugay: Bu şehrin potansiyeli çok yüksek

Okuma Süresi: 6 Dakika
Toplam Okunma: hesaplanıyor...
İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Cemil Tugay, belediyenin ölçeği, bütçesi ve personel yapısıyla kentin en büyük “holding”i olduğunu vurgulayarak, bu büyüklüğün ancak bütçe disiplini, verimli kadrolar ve kamucu bir yönetim anlayışıyla sürdürülebileceğini söyledi.
Cemil Tugay: Bu şehrin potansiyeli çok yüksek
Paylaş:
İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Cemil Tugay Gözlem Gazetesi Yayın Kurulu Toplantısı’nın konuğu oldu. Tugay, toplantıda yaptığı değerlendirmelerde, İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin faaliyetleri hakkında bilgi verdi. Göreve geldiği günden bu yana bütçe disiplini ve personel verimliliğini önceleyen bir yönetim anlayışı benimsediklerini ifade eden Tugay, yapılan kadro değişikliklerinin rövanş ya da hesaplaşma amacı taşımadığını, kamusal sorumluluk bilinciyle hareket edildiğini vurguladı.

Yaklaşık 20 ayı aşkın bir süredir görevde olduğunu hatırlatan Tugay, “Bütçe disiplini ve personel verimliliğine ilişkin çalışmalar yaptık. Göreve geldiğimizde 37 binden fazla personel vardı, şu anda bu sayı yaklaşık 34 bin 500 civarında. Bu kadar çok insanın verimliliğinde sorun yaşanması, kurum açısından çok büyük bir kayba neden oluyor. Bunu düzeltmek de kolay değil. İzmir Büyükşehir Belediyesi, çalışma alanları, personel sayısı ve faaliyet hacmi açısından İzmir’in en büyük holdingidir. Daha büyüğü yoktur. Bu nedenle yönetimi kolay değildir. Böyle bir yapıyı yönetmek, iyi bir başkanın yanı sıra güçlü ve büyük bir yönetim kadrosu da gerektirir. Ben de bu kurumu, benim gibi düşünen insanlarla birlikte yönetmem gerektiğini biliyorum. Bu nedenle yaptığımız kadro değişikliklerinin bu gözle değerlendirilmesini istiyorum. Burada bir rövanş alma ya da birilerine hesap sorma durumu söz konusu değildir” dedi.

Kamucu bir bakış açısı olması gerektiğini vurgulayan Tugay, “Kullandığımız bütçenin ve kaynakların tamamen halka ve devlete ait olduğunu unutmadan çalışılmasını istiyorum. İnsanların, normal bir iş anlayışının ötesinde, kamusal sorumluluk duygusuyla çalışmasını bekliyorum. Belediyenin işi ‘idare etmesi’ yeterli değildir; yapılan her işin düşünülerek, planlanarak ve özen gösterilerek yapılması gerekir. Anlayıştan kastettiğim şey, kaynakların en tasarruflu ve en verimli şekilde kullanılmasıdır. Herhangi bir hizmet ya da yapım sürecinde, işi kendi işiymiş gibi sahiplenerek hizmet edilmesini istiyorum. Bu nedenle çalışanlarımızla oryantasyon eğitimleri yapıyoruz. Göreve yeni başlayanlarla olduğu gibi, daha önce başlayan arkadaşlarımızla da gruplar halinde bir araya geliyorum. Onlara şunu söylüyorum: Siz herhangi bir işçi ya da herhangi bir memur değilsiniz. Siz kamu çalışanısınız. Kamu çalışanı bu işleri sadece maaş için yapmaz. Halka karşı sorumluluk duygusuyla ve devlete bağlılık bilinciyle yapar. Böyle çalışmanız gerekir. Benim anlayışım budur. Kamu kurumunda sorumluluk aldığınızda, hangi pozisyonda olursanız olun, bu bakış açısıyla çalışmazsanız kamuya ihanet etmiş olursunuz. Uzun süredir ülkemizde bu anlamda bir dağınıklık ve sorumsuzluk hali yaşanıyor. Devletin ve halkın bütçesi kullanılırken, ‘nasılsa cebimizden çıkmıyor’ düşüncesiyle kimi zaman ihalelerde, kimi zaman toplu iş sözleşmelerinde rahat davranan insanlar var. Bu yaklaşımı yanlış buluyorum. Bunların bir parçası olamam. Birilerinin gönlünü yapacağız diye de böyle bir anlayışın içine girmiyorum, girmem” diye konuştu.

“İzmir’in kaderini değiştirecek işler hedefliyorum”

Büyük bir sorumluluk hissiyle çalıştığını vurgulayan Tugay, “İzmir şu anda olduğundan daha iyi bir durumda olmalıydı. Bu nedenle büyük bir sorumluluk hissiyle çalışıyorum. Bu şehri bir yanıyla seviyorum, bir yanıyla da kendimi bu şehre borçlu hissediyorum. İzmir benim çok iyi tanıdığım bir yer. Her yönüyle, detaylarıyla bildiğimi düşünüyorum. Eskiden nelerin olduğunu, bugün nelerin nasıl değiştiğini, arada nelerin kaybedildiğini, nelerin iyiye, nelerin kötüye gittiğini bildiğime inanıyorum. İzmir’i gerçekten çok iyi tanıyan bir insanım. Bu dönemde İzmir’in kaderini değiştirecek işler yapmayı hedefliyorum. Amacım budur. Belediyenin yapısını; bütçesi disiplinli, personeli verimli, çağdaş yönetim anlayışıyla yönetilen ve dijital altyapısı güçlü bir hale getirmek istiyoruz. Bunun dışında İzmir’in uzun süredir çözülmeyen, adeta kapanmayan yara haline gelmiş sorunları var. Bu sorunları tek tek ele alıyoruz” ifadelerine yer verdi.

“Sürüncemede kalan konuları çözüyoruz”

Basmane Çukuru, Balçova Arsa Mağdurları, İnciraltı, Buca Cezaevi, Hilton Oteli ve Konak Pier gibi uzun yıllardır sürüncemede kalmış konuları çalıştıklarını kaydeden Tugay, “Balçova Arsa Mağdurlarıyla ilgili plan kararı çıktı. İnciraltı için plan yapıldı, karar imza aşamasına geldi. Basmane Çukuru konusunda Tasarruf Mevduatları Sigorta Fonu (TMSF) ile anlaşmaya vardık, kısa süre içinde imzalayacağız. Buca Cezaeviyle ilgili olarak İller Bankası ile mutabakata vardık. Konak Pier’de bir süreç yürütülüyor. Hilton Oteli konusunda da hukuki açıdan bazı adımları zorluyoruz ve bir süre sonra çözüme ulaşılacağını düşünüyorum” şeklinde konuştu.  İzmir’in 1/25.000’lik planlarıyla ilgili ciddi eksikler olduğunu ifade eden Tugay, “Arkadaşlarımız bu eksikleri ve mevcut olumsuzlukları çalışıyor. 2026 yılının sonunda İzmir’in tamamında 1/25.000’lik planları tamamlamış olacağız” bilgisini verdi.

“Kırsal kalkınma planı oluşturacağız”

Kırsal kalkınma konusunda ciddi hassasiyetle çalıştıklarını dile getiren Tugay, “İzmir’in 4,5 milyon nüfusu var. Bunun yaklaşık 3 milyonu metropolde, 1,5 milyonu kırsal alanlarda yaşıyor. Kırsal nüfusun önemli bir kısmı Bakırçay, Gediz ve Küçük Menderes havzalarında bulunuyor. Tarım ve hayvancılık İzmir’in genlerinde var. Ancak şu anda kırsaldan kente göç devam ediyor. Genç nüfus, belli bir yaşa gelince köylerini ve ilçelerini terk ederek İzmir merkezine geliyor. Bunun tersinin olması gerektiğini düşünüyorum. Kırsal bölgelerin altyapı, sosyal donatı, kültür ve sanat imkanları güçlendirilmeli. Akademisyenlerle birlikte, Türkiye’ye örnek olabilecek bir kırsal kalkınma planı üzerinde çalışıyoruz. Eğitim, sağlık ve teknoloji imkanlarını içeren bir plan hazırlıyoruz. Tarımda sürdürülebilirliği sağladığımızda, tarım hem geçim hem de katma değer açısından çok önemli bir alan haline gelecektir” ifadelerini kullandı.

Ana sorunlar: Su, ulaşım, kentsel dönüşüm,

İzmir’in şu anda bir numaralı sorununun su olduğunu vurgulayan Tugay, “Su krizine girmiş durumdayız. Bunu trafik ve ulaşım sorunları izliyor. Bu iki konu acil çözüm bekliyor” dedi.

Kentsel dönüşüm konusunun da önemli bir sorun olduğunu ifade eden Tugay, “Depreme dayanıklılık açısından riskli binalar tespit edildi. Yaklaşık 4 bin 100 bina için performans testleri yapılacak. Yaklaşık 20 bin vatandaşımızın geçici olarak konut ihtiyacı doğacak. Bu nedenle rezerv alan ve rezerv konut çalışmaları yürütüyoruz” diye konuştu.

Altyapı ve Körfez konusu da bizim için son derece önemli olduğunun altını çizen Tugay, “Yağmur suyu ve kanalizasyon ayrıştırma çalışmaları İzmir tarihinde görülmemiş ölçekte yapılıyor. Körfezdeki koku sorununun temel nedeni kirlilik değil, sıcak havayla birlikte çoğalan mikroorganizmalardır. TÜBİTAK verilerine göre su kalitesi giderek iyileşmektedir. Ancak dipte biriken çamurun temizlenmesi şarttır. Bu konuda Bakanlıkla görüşmelerimiz sürüyor” dedi.

“Ulaşım Master Planı hazırlandı”

Buca Metrosu başta olmak üzere ulaşım yatırımlarının devam ettiğini hatırlatan Tugay, “Metro hattının Fuar İzmir’e uzatılması kararlaştırıldı. Uzun vadede Konak’tan Karşıyaka’ya körfezin altından geçecek bir bağlantı hattı da öneriyoruz. Bu projeler İzmir’in ulaşım yükünü ciddi şekilde azaltacaktır” dedi. Tugay, Onat Tüneli’nin hızlandırıldığını ve 2026 sonunda tamamlanması hedeflendiğini dile getirdi.  Ulaşım Master Planının hazırlandığını söyleyen Tugay, “Ancak herkesin bilmesi gerekir ki, herkesin özel araç kullanması durumunda bu şehrin trafiği bu yükü kaldıramaz. Toplu ulaşımı güçlendirmek zorundayız” diye konuştu.

“Kredide Bakanlığın onayını aşamıyoruz”

Yabancı bankaların belediyenin yatırımlarına kredi verdiğini ama sorunun Maliye Bakanlığı’nın onay sürecinin aşılamaması olduğunu dile getiren Tugay, “Uluslararası bankalar altyapı yatırımlarına kredi veriyor ve bu krediler için Bakanlıktan kefalet de istenmiyor. Ancak mevzuat, böyle bir kredi anlaşması yapıldığında Maliye Bakanlığı’nın onayını zorunlu kılıyor” dedi.

“Nitelikli turizm hedeflemeliyiz”

Turizm konusunda İzmir’in ciddi eksikleri olduğunu söyleyen Tugay, “Yeterli otel kapasitesi yok, kruvaziyer limanı yok. Yarımada büyük bir potansiyele sahip, ancak nitelikli turizmi hedeflemek zorundayız” dedi.


“İzmir Limanı’nı kime satacaksınız?”

Liman konusunun da altyapısı ve bağlantıları tamamlanmadan ele alınmayacağını kaydeden Tugay, “İzmir Limanı Devlet Demir Yolları Varlık fonuna verdi. Onlar da satalım diyorlar. Nasıl satacaksınız? Kime satacaksınız? Alacak adamın aklını peynir ekmekle yemiş olması lazım. Hiçbir mantığı yok. Limana acayip bir yatırım lazım. Bağlantılarının doğru düzgün olması lazım. Yani limana doğru düzgün bir karayolu ve demiryolu bağlantısı gerekiyor. Yük limanı yapacaksanız eğer. Daha önemlisi de körfezi derinleştirmeniz lazım. Yani bunları yapmadan o limanı kimse almaz” dedi.

Tugay, “İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin bütçesi yaklaşık 110 milyar TL’dir. Bunun yaklaşık üçte biri yatırım bütçesidir ve bu kaynak devam eden projelere ayrılmaktadır” şeklinde konuştu.