.
Ekonomik Göstergeler
Dolar
29.84 ₺
Euro
32.45 ₺
GBP
1.124 ₺
JPY
7.842
Ana Sayfa
Gündem
Spor
Köşe Yazıları
Podcast

Çağdaş Don Kişot: Pedro Sanchez

Okuma Süresi: 3 Dakika
Toplam Okunma: hesaplanıyor...
Çağdaş Don Kişot: Pedro Sanchez
Çağdaş Don Kişot: Pedro Sanchez
Paylaş:
Tarih bazen garip bir döngü kurar. Bazen bir roman kahramanı yüzyıllar sonra gerçek dünyanın siyaset sahnesinde yeniden doğar. Bugün Avrupa’nın büyük bölümü küresel güç dengelerinin gölgesinde sessiz kalmayı tercih ederken, Madrid’den farklı bir ses yükseliyor. O ses, İspanya Başbakanı Pedro Sánchez’in sesidir. Bu ses yalnız bir diplomatik çıkış değildir. Bu ses, İspanyol toplumunun tarih boyunca taşıdığı onur ve reaksiyon kültürünün siyasal ifadesidir. İspanya Başkanı Pedro Sánchez; çağdaş Don Kişot’tur. İspanya’yı ve Don Kişot’u anlamadan Pedro Sanchez’i anlamak mümkün değildir.

1.Don Kişot bir toplumun vicdanıdır

İspanyol karakterinin en güçlü sembolü; Miguel de Cervantes tarafından yazılan Don Quixote (Don Kişot) romanıdır. Don Kişot’un hikâyesi yalnız bir şövalye hikâyesi değildir. Bu roman onurlu bir toplumun ahlaki reaksiyondur. Romanın kahramanı Don Kişot bir toplumun vicdanıdır.  Romanın yazarı Cervantes: “Dünya güçlülerin düzeni olabilir. Ama insan yine de adalet için savaşmalıdır.’’ diye düşünür. Don Kişot bu yüzden yalnız bir roman kahramanı değildir. İspanyol toplumunun ahlaki refleksidir.

2.Onur sosyolojisi

Sosyologlar bazı toplumları “onur kültürü” kavramıyla açıklar. Onur kültüründe toplumun en yüksek değeri güç değil, saygınlıktır. Bu toplumlarda haksızlık karşısında sessizlik bir erdem değil, bir eksiklik sayılır. Bütün Türk dünyasında da bu böyledir. Akdeniz dünyasında bu kültür güçlüdür. İspanya da bu kültürün belirgin örneklerinden biridir. Bu yüzden İspanyol toplumu tarih boyunca şu refleksi taşımıştır: Haksızlığa itiraz etmek, güç karşısında eğilmemek, ahlaki tavır almak. Bu refleks bazen siyasette, bazen sanatta, bazen de edebiyatta görünür.

3.Sanatta ve tarihte direniş

İspanyol sanatının büyük ustaları da aynı ruhu taşır. Pablo Picasso 1937’de yaptığı Guernica tablosunda savaşın barbarlığına karşı insanlığın çığlığını resmetmiştir. İspanyol iç savaşında bombalanan Guernica kasabası, sanatın diliyle dünya vicdanına taşınmıştır. Benzer biçimde; Salvador Dalí ve Antoni Gaudí eserlerinde modern dünyanın mekanik ruhuna karşı insanın hayal gücünü ve doğasını savunmuşlardır, mekanik ruha meydan okumuşlardır.
İspanya’da sanat yalnız estetik değildir. Sanat aynı zamanda itirazdır.

4.Avrupa susarken İspanya’nın sesi

Bugün dünyanın birçok yerinde büyük trajediler yaşanıyor. Gazze’de katledilen çocukların görüntüleri insanlığın vicdanını kanatıyor. Ortadoğu’da savaşın genişlemesine yol açan saldırılar yeni bir yangın ihtimalini büyütüyor. Bu süreçte Avrupa’nın önemli bir bölümü sessiz kalmayı tercih ediyor. Araplar kendi soydaşlarının katlini seyrediyor. Diplomatik hesaplar, güvenlik ittifakları ve ekonomik dengeler birçok ülkenin sesini kısıyor. Ama İspanya farklı bir ton kullanıyor. Madrid’den gelen bu ses yalnızca bir liderin tercihi değildir. Bu ses, bir toplumun onurunun ve tarihsel kimliğinin sesidir.

5.Türkler ve İspanyollar: Onurun ortak tarihi

İspanya’nın bu refleksi bize tanıdık gelir. Çünkü Türk tarihi de onur ve haksızlığa karşı reaksiyonun tarihidir. Türk tarihinin onur ve haksızlığa karşı reaksiyonunun en güçlü örneklerinden biri; Mustafa Kemal Atatürk önderliğinde bugünün dilsiz batısına karşı verilen ve onların diliyle ‘’Turkish War of Independence/ Türk Kurtuluş Savaşı’’dır.  O mücadele yalnız bir bağımsızlık savaşı değildi. Bir milletin onurunu koruma savaşıydı. Ama Türk reaksiyonu yalnız modern tarihle sınırlı değildir. Türk halk kültüründe bile haksızlığa karşı güçlü bir refleks vardır. Anadolu’da halkın diline yerleşmiş şu söz bunu anlatır: “Ferman padişahın, dağlar bizimdir.” Bu söz yalnız bir başkaldırı değildir. Bu söz, adaletsiz bir düzene karşı doğaya sığınan bir toplumsal vicdanın ifadesidir. Türk tarihindeki birçok halk kahramanı — Köroğlu’ndan Dadaloğlu’na kadar — bu reaksiyon kültürünün temsilcisidir. Bu yüzden İspanyolların Don Kişot’u ile Anadolu’nun dağlara çıkan ozanı aynı ruhu taşır. İkisi de aynı şeyi söyler ve yapar:   “Adaletsiz düzen karşısında insan direnmelidir.”

6.Son söz

Bugün dünyanın birçok yerinde güç konuşuyor. Ama tarih bize şunu söylüyor: Dünyayı yalnız güçlüler değil, onurunu koruyan toplumlar da değiştirir. Bu yüzden; Don Kişot ve onun çağdaşı Pedro Sánchez yalnız İspanya’nın değil, onurunu kaybetmeyen bütün milletlerin kahramanıdır. Pedro Sánchez’in sesi; bizim de sesimizdir. O ses Türkistan’dan Anadolu’ya uzanan Türk onurunun da sesidir.  Ve son söz olarak diyoruz ki: Onur varsa, reaksiyon vardır. Reaksiyon varsa, insanlık hâlâ yaşıyordur.