Adalya Dış Ticaret Genel Müdürü Fatih Bulut, yaş meyve sebze ihracatında Türkiye’nin en büyük sorununun rakip ülkeler kadar döviz politikası olduğunu söyledi. Pandemi sonrasında iş hacimlerinin yaklaşık yüzde 60 gerilediğini belirten Bulut, ihracat rakamlarındaki artışın miktarlara aynı ölçüde yansımadığını savundu. Bulut, sebze-meyve ihracatına özel kur uygulanmasını isterken, döviz dönüşüm desteğinin de artırılması gerektiğini ifade etti.
Antalya merkezli firmanın Denizli’nin Çal ilçesinde üretim tesisleri ve üzüm, kiraz ve ceviz bahçeleri bulunduğunu belirten Fatih Bulut, ağırlıklı olarak alım, paketleme ve ihracat yaptıklarını söyledi. Başta Almanya ve İngiltere olmak üzere Avrupa’ya ihracat yapan firmanın ürün gamında biber, salatalık, kabak, patlıcan, ayva, nar ve üzüm öne çıkıyor. Türk karpuzunun da son dönemde ciddi talep gördüğünü belirten Bulut, “Dönemlik Türkiye’de yetişen her şeyi ihraç edebiliyoruz” dedi.
“180’le giden araba 50’ye düştü”
Pandemi sonrasında iş hacmindeki gerilemeyi çarpıcı bir benzetmeyle anlatan Bulut, “Pandemi bittiği gün, otobanda 180’le giden bir araba 50’ye düştü. İş hacminde yüzde 60 civarında azalma var” dedi. İhracat rakamlarının yükselmesine karşın miktar bazında ciddi gerileme yaşandığını savunan Bulut, “Büyüyen sadece rakamlar. Miktar anlamında çok ciddi gerileme var” diye konuştu.
“Döviz dönüşüm desteği yeterli değil”
Döviz kurunun ihracatçı açısından ciddi bir sorun olduğunu belirten Bulut, Türkiye’nin ithalata bağımlı yapısı nedeniyle kurun hızlı yükseltilmesinin de iç piyasada enflasyonu artırabileceğine dikkat çekti. Bu nedenle ihracatçıya özel bir mekanizmaya ihtiyaç olduğunu söyleyen Bulut, “Yüzde 3 destek sağlanıyor bize ihracattan gelen dövizlere. Bunun yüzde 6’ya çıkacağı düşünülüyor 1 Ekim’den sonra. Fakat bunun da yeterli olmadığını düşünüyorum” dedi.
Sebze-meyve ihracatı ve turizm için özel bir kur belirlenmesini isteyen Bulut, “Kayıt altı olmayan hiçbir şeyimiz yok bizim. Bir tuşla nereye, kaç kilo, hangi üründen gitmiş hepsini görebiliyoruz. Ben başvuru yaptığımda bana özel bir ihracat kuru vermedi. Tek kurtuluşumuz bu bizim” ifadelerini kullandı. Sektörde son aylarda çok sayıda firmanın konkordato ilan ettiğini belirten Bulut, sektörden yaklaşık 10 milyar TL’lik bir paranın çekildiğini öne sürerek, “Biz de sonuçta bir domino taşıyız. Bugün etkilemesi yarın gelip bizi de bir yerden vuracak” uyarısında bulundu.
“En büyük silahımız ucuz olmamızdı”
Türkiye’nin Avrupa’daki en büyük rakibinin mevcut durumda yine kendisi olduğunu söyleyen Bulut, “Döviz politikamız maalesef. Yoksa bizim en büyük silahımız ucuz olmamızdı. Bu silah elimizden alındığı an her şey bitti, bitiyor” dedi. Mısır’ın modern tarım uygulamalarıyla hızla rekabete girdiğini belirten Bulut, İspanya, Belçika, Hollanda ve Fas’ın da ürün grubuna göre Türkiye’nin rakipleri olduğunu söyledi. Avrupa’daki tüketim alışkanlıklarının da değiştiğini belirten Bulut, özellikle yeni nesillerde geleneksel Türk mutfağına yönelik talebin azaldığını ifade etti. “Bizim malımıza sahip çıkacak çok az bir kesim kaldı” diyen Bulut, geçmişte paletlerle ihraç ettikleri turşuluk biber, kelek ve acur gibi ürünlerde de talebin değiştiğini söyledi.
“Eskiden 9. ay bizim için turşuculuk ayıydı. Biz palet palet yollardık bunlardan. Turşuluk ayımız kalmadı bizim” ifadelerini kullandı.
Bulut: “Gıda ihracatında en büyük rakibimiz kendimiziz”
Fatih Bulut, sebze-meyve ihracatına özel kur uygulanmasını isterken, döviz dönüşüm desteğinin de artırılması gerektiğini dile getirdi.
Paylaş: