.
Ekonomik Göstergeler
Dolar
29.84 ₺
Euro
32.45 ₺
GBP
1.124 ₺
JPY
7.842
Ana Sayfa
Gündem
Spor
Köşe Yazıları
Podcast

BTM rekabeti fiyatla değil, güven ve Ar-Ge ile yönetiyor

Okuma Süresi: 6 Dakika
Toplam Okunma: hesaplanıyor...
BTM Yalıtım’ın yönetim kurulu üyesi ve ikinci kuşak temsilcisi Orkun Ürkmez Yazı İşleri Müdürümüz Zeynep Gürel’e BTM’nin sektördeki konumunu ve pazardaki son gelişmeleri aktardı.
BTM rekabeti fiyatla değil, güven ve Ar-Ge ile yönetiyor
Paylaş:
Zeynep Gürel
Türkiye yalıtım sektörünün köklü kuruluşlarından BTM Yalıtım’ın yönetim kurulu üyesi ve ikinci kuşak temsilcisi Orkun Ürkmez ile şirketin yarım asırlık yolculuğunu, sektöre adım attığı yılları, yaşanan krizleri ve bu krizlerden çıkarılan dersleri konuştuk. Su yalıtımı başta olmak üzere yapı sektöründe yaşanan dönüşüme, Ar-Ge yatırımlarına ve sürdürülebilirlik odaklı çalışmalara dikkat çeken Ürkmez, rekabetin yalnızca fiyat üzerinden değil, güven ve uzun vadeli iş birlikleriyle yönetilmesi gerektiğini vurguladı. Türkiye ve dünyada belirsizliğin arttığı bir dönemden geçildiğini ifade eden Ürkmez, “Artık büyümeden çok, mevcudu koruma ve geleceğe taşıma dönemindeyiz” dedi.
  • BTM’yi ve bugün geldiği noktayı nasıl özetlersiniz?
BTM A.Ş., temelleri 1975 yılında atılan, bugün Türkiye yalıtım sektörünün lider markalarından biri olan köklü bir sanayi kuruluşu. Şirketin bugünkü yapısı, 1986 yılında İzmir Kemalpaşa’da üretim tesislerinin kurulmasıyla şekillendi. Bu tarihten itibaren yalnızca satıcı değil, güçlü bir üretici kimliğiyle yoluna devam etti.
Ana faaliyet alanımız su yalıtımı olmakla birlikte; ısı yalıtımı, çatı kaplama malzemeleri, yapı kimyasalları ve tamamlayıcı yalıtım çözümleriyle çok geniş bir ürün portföyüne sahibiz. Temelden çatıya bir yapının tüm yalıtım ihtiyaçlarını tek çatı altında karşılayabilen ender firmalardan biriyiz.
BTM, Türkiye’de sektöründe birçok ilke imza atmış bir marka. Polimer bitümlü membran, XPS levha, botanik membran serisi ve shingle ürünlerinin Türkiye’deki ilk üreticisi olmamız bunun göstergesi. Ar-Ge merkezimiz, üniversiteler ve araştırma kurumlarıyla yürüttüğü projelerle sürdürülebilir ve yüksek performanslı ürünler geliştiriyor.
Bugün ihracatımızın yaklaşık yüzde 85’ini Avrupa ülkelerine gerçekleştiriyoruz. “Yapılara hayat veren çözümler” anlayışıyla, yarım asırlık tecrübemiz ve güçlü bayi ağımızla hem Türkiye’de hem de uluslararası pazarlarda büyümemizi sürdürüyoruz.
  • Sektöre adım atma süreciniz nasıl başladı?
Ben aslında sektöre çok erken yaşta girdim. 1991–1992 yıllarında, 11–12 yaşlarındayken yaz tatillerinde babamla birlikte fabrikaya gelirdim. Her yaz farklı birimde çalışırdım; finans, satın alma, üretim, satış, ihracat… Bu süreçte hem işi hem de aile bağlarını yakından tanıma fırsatım oldu.
Profesyonel olarak sektöre girişim ise 2003 yılında İstanbul’da ihracat biriminde çalışmamla başladı. Aynı dönemde Yeditepe Üniversitesi’nde yüksek lisans yapıyordum. 2008’de mezun olduktan sonra İzmir’e döndüm ve satış-pazarlama tarafında, en alttan başladım. Bölge satışlarıyla başlayan süreç, zamanla Türkiye satışları ve ardından ihracat sorumluluğuna dönüştü. Bugün yönetim kurulu üyesi olarak görevimi sürdürüyorum.
  • Şirketin tarihindeki en zorlu dönemler nelerdi?
Türkiye’de iş yapıyorsanız kriz kaçınılmaz. Döviz kurlarındaki sert dalgalanmalar ve petrol fiyatlarındaki ani artışlar bizim gibi hammaddesi petrole bağlı firmaları doğrudan etkiliyor.
Bu dönemlerde bizi ayakta tutan en önemli unsur bayi ağımızla kurduğumuz güven ilişkisi oldu. Bir kriz döneminde, fiyatlar çok oynakken bayilerimize “stok yapmayın” çağrısı yaptık. Kısa vadede üretici için zor bir karar olsa da uzun vadede güveni pekiştirdi. Bugün BTM markasının gücünün temelinde bu karşılıklı güven yatıyor.
Ar-Ge merkezimiz sektördeki liderliğini koruyor. Proje sayısı açısından Türkiye’de ilk 100 firma arasında yer alıyoruz. Bizim için önemli olan, sahadan gelen ihtiyaçlara doğru ve hızlı yanıt verebilmek. Ar-Ge yatırımlarımızı kısa vadeli kazançlardan çok, sektörün ve şirketimizin geleceğine değer katacak şekilde planlıyoruz. Türkiye’de Ar-Ge harcamalarının GSYH içindeki payı yüzde 1,46 seviyesinde. Bu oranın artması gerektiğine inanıyoruz ve BTM olarak Türkiye ortalamasının üzerinde yatırım yapıyoruz.
  • Sektörde öne çıkan temel trendler neler?
Su yalıtımı sektöründe bugün üç ana trend öne çıkıyor. Bunlardan ilki sürdürülebilirlik. Daha uzun ömürlü, uygulama süresi kısa, bakım ihtiyacı düşük ve çevresel etkisi daha az ürünlere olan talep hızla artıyor. Bu durum üreticileri hem malzeme teknolojisi hem de üretim süreçleri açısından daha verimli ve kalıcı çözümler geliştirmeye yönlendiriyor.
İkinci önemli trend, yeşil çatı ve yapı çözümleri. Artan şehirleşme ile birlikte binalar artık yalnızca kapalı alanlar olarak değil, çevreyle uyumlu, yaşayan yapılar olarak tasarlanıyor. Bu da su yalıtımının performans, dayanıklılık ve sistem uyumu açısından çok daha kritik bir rol üstlenmesine neden oluyor.
Üçüncü başlık ise dijitalleşme. Üretim tarafında veriye dayalı izleme ve kontrol sistemleri, hammaddeden son ürüne kadar daha tutarlı ve izlenebilir bir üretim süreci sağlıyor. Bu sayede hata oranları azalırken ürün güvenilirliği artıyor. Saha tarafında ise teknik dokümanlara ve uygulama detaylarına dijital ortamdan erişim, doğru ürünün doğru yerde kullanılmasını kolaylaştırıyor. Dijitalleşmenin, sektörde daha şeffaf, ölçülebilir ve sürdürülebilir bir yapı oluşturacağına inanıyoruz.
  • Rekabeti nasıl yönetiyorsunuz?
Rekabeti hiçbir zaman sadece fiyat üzerinden okumadık. Elbette fiyat önemli bir unsur ama bizim için tek başına belirleyici değil. BTM olarak rekabeti; güven, süreklilik ve uzun vadeli iş birlikleri üzerinden yönetiyoruz. Çünkü fiyatla kazanılan rekabetin kalıcı olmadığını, asıl farkın zor zamanlarda ortaya çıktığını çok net yaşadık.
Türkiye’de döviz kurlarındaki ani dalgalanmalar ve petrol fiyatlarındaki sert yükselişler, sektörü defalarca zorladı. Bu dönemlerde bizi rakiplerimizden ayıran en temel yaklaşım, bayilerimizle kurduğumuz güven ilişkisi oldu. Az öncede belirttiğim gibi kriz dönemlerinden birinde, fiyatların çok oynak olduğu bir ortamda bayilerimize stok yapmamalarını söyledik. Bu, kısa vadede üretici için dezavantaj gibi görünse de uzun vadede güveni güçlendiren bir adımdı.
Bir başka kriz döneminde ise maliyetlerimiz satış fiyatlarının üzerine çıktı. Piyasada birçok firma sipariş iptal ederken, biz verilen sözlerin arkasında durduk ve zararına da olsa bağlantıları tamamladık. Çünkü biz bayilerimizi sadece bir satış kanalı olarak değil, iş ortağı olarak görüyoruz. Bayinin ayakta kalamadığı bir yerde üreticinin de sürdürülebilir olması mümkün değil.
Bugün geriye dönüp baktığımızda, fiyatla değil duruşla kurulan bu ilişkinin BTM markasının en güçlü rekabet avantajı olduğunu görüyoruz. Zor zamanlarda bayisini koruyan bir markanın, uzun vadede ayakta kalmasının tesadüf olmadığına inanıyoruz.
  • Sosyal sorumluluk ve sektör eğitimi konusunda neler yapıyorsunuz?
Sosyal sorumluluğu yaptığımız işin doğal bir parçası olarak görüyoruz. Su yalıtımı, doğru bilgi ve doğru uygulama olmadığında ciddi yapısal ve ekonomik kayıplara yol açabilen bir alan. Bu nedenle sektör eğitimi bizim için bir tercih değil, bir sorumluluk.
Bayilere, uygulamacılara ve teknik ekiplere yönelik düzenlediğimiz eğitimlerle doğru ürün seçimi ve doğru uygulama bilincinin yaygınlaşmasına katkı sağlıyoruz. Genç mühendis ve mimarların sektöre daha donanımlı katılmasını da önemsiyoruz. Üniversitelerle iş birlikleri, teknik seminerler ve Ar-Ge merkezimizde yürüttüğümüz staj ve proje programlarıyla teorik bilginin sahayla buluşmasını destekliyoruz.
2026 bütçemizde usta seminerlerine özel bir yer ayırdık. Bu kapsamda 15 farklı il ve bölgede, yaklaşık bin ustaya ulaşmayı hedefleyen eğitim programları planladık. Ayrıca sürdürülebilirlik tarafında, yapıların ömrünü uzatan ve bakım ihtiyacını azaltan yalıtım çözümlerinin yaygınlaşmasını destekliyoruz.
  • Önümüzdeki dönemde sektörde öne çıkacak en önemli değişimler sizce neler olabilir?
Önümüzdeki dönemde su yalıtımı sektöründe üç başlıkta belirgin değişimler olacağını düşünüyorum. Bunlardan ilki yasal düzenlemeler. Yapı güvenliği, enerji verimliliği ve çevresel etki odaklı mevzuatlar daha bağlayıcı hale geliyor. Bu da teknik altyapısı güçlü, doğru ürünü doğru sistemle sunan firmalar için önemli bir fırsat yaratacak.
İkinci başlık teknoloji. Malzeme bilimi ve üretim teknolojilerindeki gelişmeler sayesinde daha uzun ömürlü ve uygulama hatalarına karşı daha toleranslı ürünler öne çıkacak. Dijitalleşme ise kalite kontrolünden saha uygulamalarına kadar birçok süreci daha izlenebilir hale getirecek.
Üçüncü ve en belirleyici unsur ise küresel eğilimler. İklim değişikliği, net sıfır hedefleri ve şehirleşme, su yalıtımını artık tamamlayıcı değil, yapıların ömrünü belirleyen temel unsurlardan biri haline getiriyor. Bu dönüşümü doğru okuyan firmaların sektörde öne çıkacağına inanıyorum.
  • BTM’nin insan kaynağı ve iletişim kültürü nasıldır?
BTM’de insan kaynağı bir operasyon unsuru değil, stratejik bir değer olarak görülür. Çalışanlarımızla açık, şeffaf ve çift yönlü bir iletişim kurarız. Hiyerarşik mesafelerin minimumda tutulduğu bir kurum kültürünü benimsiyoruz.
Yetenek geliştirme politikalarımız sürekli öğrenme anlayışı üzerine kurulu. Eğitim programları, proje bazlı çalışma, mentorluk ve gelişim odaklı performans değerlendirmeleriyle çalışanlarımızın hem mesleki hem de kişisel gelişimini destekliyoruz. Güven temelli çalışma ortamı ve takdir kültürü, çalışan bağlılığını güçlendiren temel unsurlar arasında yer alıyor.
  • Önümüzdeki dönemi nasıl görüyorsunuz?
Açık konuşmak gerekirse, geleceği öngörmek her zamankinden zor. Üç yılı bırakın, üç ay sonrasını bile kestirmek güç. Şu an tünelin ucundaki ışığı net göremiyorum.
Bu nedenle BTM olarak kısa vadede agresif yatırımlar yerine, mevcut yapıyı koruma ve güçlendirme stratejisi izliyoruz. Daha gerçekçi, ayakları yere basan bir yaklaşımdayız. Amacımız; bugünü sağlam tutarak, yarına hazır olmak.