İTB Ocak Ayı Olağan Meclis Toplantısı İTB Meclis Başkanı Ömer Gökhan Tuncer yönetiminde İzmir Ticaret Odası (İZTO) Meclis Salonunda gerçekleştirildi.
Işınsu Kestelli, Dünya Ekonomik Forumu’nun 2026 Küresel Riskler Raporu’na atıfla, önümüzdeki on yılın en büyük küresel tehditlerinin iklim ve doğa kaynaklı riskler olduğunu söyledi. Aşırı hava olayları, biyoçeşitlilik kaybı, ekosistem çöküşü ile su ve doğal kaynak kıtlığının kalıcı ve geri döndürülemez tehditler olduğuna dikkat çeken Kestelli, “Ülkeler arasındaki gerginlikler bir şekilde biter, ekonomik sorunlar bir şekilde çözülebilir. Ama bozulan toprak geri gelmez, kuruyan su kaynakları kendiliğinden dolmaz, kaybolan biyoçeşitlilik yerine konamaz” dedi. Kestelli, kısa vadeli siyasi ve ekonomik baskıların çevresel risklerin aciliyetini gölgelediğini belirterek, tarımın iklim, su ve ekosistemle doğrudan bağlantılı olduğuna vurgu yaptı. Tarımın yalnızca ekonomik bir faaliyet değil, gıda güvenliği ve stratejik bağımsızlık meselesi olduğunu ifade eden Kestelli, sürdürülebilir ve iklim dostu tarım politikalarının artık bir tercih değil, zorunluluk haline geldiğini söyledi.
“Üreticiyi dirençli hale getirmeliyiz”
Kestelli, “Ülkemizin, özellikle de bölgemizin iklim değişikliğinden en çok etkilenecek bölgelerden birisi olduğu gerçeğinden hareketle; Üreticimizi iklim risklerine karşı daha dirençli hale getirmeliyiz. Tarımda teknoloji kullanımını artırmalıyız. Gençleri tarıma kazandırmalı, bilgiyle, inovasyonla ve girişimcilikle desteklemeliyiz. Doğal kaynakları koruyan üretim modellerini yaygınlaştırmalıyız. Çünkü şunu biliyoruz. Geleceğin kazananı daha çok üretenler değil, daha akıllı, daha verimli ve daha sürdürülebilir üretenler olacaktır” ifadelerini kullandı.
“İşlem hacmi, yüzde 49 arttı”
Borsanın işlem hacminde 2025 yılında yaşanan gelişmeler hakkında bilgi veren Kestelli, “Toplam işlem hacmimiz 2024 yılına göre yüzde 49 oranında artarak 177 milyar lira oldu.
Dolar bazında işlem hacmimiz ise yüzde 23,6 oranında artarak 4,5 milyar dolara ulaştı.
Borsamızda tescili yapılan toplam işlem 285 bin adet olurken, bu işlemlerin yüzde 76’sı peynir, et, yem, yumurta ve un tescillerinden oluştu. İşlem hacminden en yüksek pay alan ürün grupları sırasıyla, hayvansal ürünler, yağlı tohumlar, bitkisel yağlar, küspeler ve yemler, pamuk ve zeytin-zeytinyağı oldu. Bu altı grubun toplam işlem hacmindeki payı yüzde 76,5 olarak gerçekleşti. Ürün bazında değerlendirildiğinde ise et tescili işlemleri yüzde 17 pay ile ilk sırada yer alırken, soya fasulyesi, palm yağı, peynir, süt, pamuk ve zeytinyağı onu takip eden ürünler oldu” diye konuştu.
“Üretim ve ticarette zor yıl”
Borsa işlem hacimlerinde bazı ürünlerde artış, bazılarında ise düşüş gözlendiğini belirten Kestelli, “Et tescilleri yüzde 40 artarak 116 bin ton, zeytinyağı yüzde 94 artışla 40 bin ton, buğday yüzde 52 artışla 291 bin ton, mahlıç pamuk yüzde 16 artışla 133 bin ton, yumurta yüzde 87 artışla 669 milyon adet oldu. Peynir, kuru üzüm ve kuru incirde de yüzde 5-7 artış görüldü. Düşüşler ise çiğitli pamuk yüzde 32, domates yüzde 15, büyükbaş canlı hayvanlar yüzde 29, hayvan yemleri yüzde 25, kuru kayısı yüzde 69 ve kiraz yüzde 81 olarak gerçekleşti. Süt tescil miktarı ise 680 bin tonla 2024 seviyesinde kaldı. Bazı ürünlerin işlem miktarında artış olsa da tarımsal üretim ve ticaret açısından zor bir yılı geride bıraktığımızı söyleyebiliriz” dedi.
“Gençler dinlenmeli”
Ayrıca Kestelli, gençler arasında artan şiddete dikkat çekerek; şiddetin yalnızca adli değil; yalnızlık, duyulmama hissi ve bastırılmış öfkenin sonucu olan ciddi bir sosyal sorun olduğunu vurguladı. Gençlerin ekranlar arasında sıkıştığını, empatiyi ve duygularla baş etmeyi ihmal eden bir toplumsal iklimin bu durumu beslediğini belirten Kestelli, gençler dinlenip nedenlere odaklanılmazsa gelecekte çok daha ağır bedeller ödenebileceği uyarısında bulundu.
“Riskleri dikkate almalıyız”
Ömer Gökhan Tuncer de “Toprak Mahsulleri Ofisinin ürün değerlendirme raporuna göre; mısır ve şeker pancarı gibi su ihtiyacı yüksek olan ürünlerden arpa ve buğdaya doğru geçiş giderek artıyor. İhracatta lider olduğumuz ve küresel un pazarının yaklaşık yüzde 20-25’ini tek başına domine ettiğimiz alanda, buğday arzının artması bir açıdan olumlu bir gelişme olsa da uzun vade de ürün desenimizdeki değişimin doğrudan veya dolaylı olarak yaratabileceği riskleri dikkate almamız gerektiği konusunda da uyarı veriyor” dedi.
Bozulan toprak, kuruyan su geri gelmez
İzmir Ticaret Borsası (İTB) Yönetim Kurulu Başkanı Işınsu Kestelli, iklim ve çevre kaynaklı risklere dikkat çekerek, “Ülkeler arasındaki gerginlikler bir şekilde biter, ekonomik sorunlar bir şekilde çözülebilir. Ama bozulan toprak geri gelmez, kuruyan su kaynakları kendiliğinden dolmaz, kaybolan biyoçeşitlilik yerine konamaz” dedi.
Paylaş: