.
Ekonomik Göstergeler
Dolar
29.84 ₺
Euro
32.45 ₺
GBP
1.124 ₺
JPY
7.842
Ana Sayfa
Gündem
Spor
Köşe Yazıları
Podcast

“Bodrum’daki her restoran, Bodrum mandalinini menüsüne koymalı”

Okuma Süresi: 5 Dakika
Toplam Okunma: hesaplanıyor...
Erman Aras, Bodrum Yadigarı markasıyla Bodrum mandalinini kullanarak 40’tan fazla ürün üretiyor, coğrafi işaretli Bodrum mandalinine katma değer yaratıyor.
“Bodrum’daki her restoran, Bodrum mandalinini menüsüne koymalı”
Paylaş:
ZEYNEP GÜREL
Bodrum’un ve Bodrumluların yakından tanıdığı bir isim Erman Aras. Mavi Yolculuk denince ilk akla gelen yer olan Bodrum’un ilk yelken kulübünü kuran, 37 yıldır ülkemizin en önemli yelken yarışların biri olan The Bodrum Cup’ı başlatan, STS Bodrum gemisi ile sayısız denizcinin yetişmesine önayak olan Aras, yarattığı Bodrum Yadigarı markası ile Bodrum’un en önemli değerleri arasında yer alan Bodrum mandalininin katma değerini artırmak için çalışıyor. Organik üretim ile Bodrum mandalini kullanarak 40’tan fazla ürün ortaya koyan Erman Aras ile geçmişten bugüne Bodrum’u ve Bodrum mandalinini konuştuk...

Bodrumlular ve biz sizi çok iyi tarıyoruz ama bir de sizden dinleyelim isterim, Erman Aras kimdir?
Bodrumluyum, burada doğdum ve büyüdüm. Üniversite eğitimimden sonra mavi yolculuk organizasyonlarıyla turizm işine başladım. Bu işi yaparken yelken konusundaki boşluğu fark ettim; zira çoğumuz, gelen misafirlerehakkıyla bir mavi yolculuk yaptıramaz durumdaydık. Buradan hareketle Bodrum Cup yarışlarını başlattık ve beraberinde Era Bodrum Yelken Kulübü’nü kurdum. Çünkü işi temelini başlatmak gerekiyordu. 1981’de Era Yelken’i kurduğumda Bodrum'da, hatta bütün Muğla’da yelken kulübü yoktu. 2000 yılına kadar da Era, Bodrum’daki tek yelken kulübüydü. Başka yelken kulüplerinin kurulmasını da teşvik ettim, çünkü rakip yaratmak da zorundaydık. Şimdi burada bir optimist yarışı yaptığımızda Türkiye'deki bütün kulüplerin sporcuları ile Muğla bölgesinin sporcularını da görüyoruz ve bu da benim için büyük bir gurur. Milli sporcular yetiştiriyoruz. Bodrum Cup da 37’inci yılını tamamladı38’incisinin hazırlıklarına başladık.

Bodrum Yadigarı’ndayız, burada Bodrum mandalini yetiştiriyor ve katma değerli ürünler ortaya koyuyorsunuz. Bodrum Yadigarı’nın hikayesini anlatır mısınız?
Burası aileme ait bir bahçe. Babam burada mandalin yetiştirir ve bahçeyle ilgilenirdi. O yaşlanınca ben de destek olmak amacıyla bahçelere gelip gitmeye başladım. Babamı kaybettikten sonra ise bahçede kaldım; çünkü burası gerekten çok huzurlu bir yer. Yaklaşık on yıldır burada mandalinle ilgili ürünler yapıyoruz. Yelkenciliği belli bir noktaya getirdikten sonra, şimdi de aslında sürdürülebilir bir turizm için olmazsa olmaz olan bu narinciye bahçelerinin yarımadada yaşaması için mücadele ediyorum. Bodrum Yadigarı bunun bir yansımasıdır. Annemizin adı Yadigar’dı ve onun adıyla bir marka oluşturduk. Katma değerli ürünler yapıp aynı zamanda Bodrum'da bir laboratuvar olarak da işlev görüyoruz. Bodrum mandalini çok değerli bir ürün, eğer bu ağaçlar yok olursa o zaman Bodrum ciddi anlamda değer kaybeder. Onun için b bahçelerin korunması gerekiyor.
Mandalinden üretilen lokum gibi, meyve kurusu gibi, sorbe gibi ürünler, mandalinin yaş meyve halinden çok daha yüksek bir katma değere sahip oluyor. Ayvalık’ta da zeytin ve zeytinyağı konusunda benzer uygulamaları görüyoruz. Bu anlamda Bodrum’un ve Bodrum Yadigarı'nın ürün çeşitliliğinden bahseder misiniz?
Öncelikle Bodrum mandalini çekirdeklidir ve en güzel tarafı da aslında budur. Aroması çok güzeldir, kabuğu çok değerlidir, suyu aşırı tatlı değildir ve kendine has bir kokusu ve lezzeti vardır. Zeytinyağı dediniz; biz birçok zeytinciye mandalin veriyoruz ve sıkımda kullanarak Bodrum mandalini aromalı zeytinyağı üretiyorlar. Bu şekilde Amerika'dan ödül alanfirmalarımız var.Biz Bodrum Yadigarı olarak mandalinden, çiçek açtığı andan itibarenfaydalanıyoruz, tomurcuğundan çaylaryapıyoruz. Yaz aylarında meyve yeşilken, ‘Bodrum Yeşili’ olarak adlandırdığımız bu aşamada kokteyler yapabiliyorsunuz. Dondurulmuş halde, 12 ay boyunca otellere veya restoranlara kokteyllerinde kullanmak üzere veriyoruz.Buaroma ila çok güzel sorbeler, dondurmalar üretiyoruz. Kozmetikte kullanabileceğiniz çok güzel esanslar temin ediyoruz. Suyunu ve kabuğunu reçeller yapıyoruz, lokum yapıyoruz. Yaptığımız lokum ve reçellerin büyük bir bölümü şekersizdir. Elmayla veya hurmayla buluşturarak şeker kullanmamış oluyoruz. Lokumun üzerine de pudra şekeri yerine mandalini kurutarak yaptığımız unu koyuyoruz. Ayrıca mandalin suyunu gazoz üretiminde, kokteyl bazlar üretiminde, salata sosları üretiminde kullanıyoruz. Mandalin sirkesi de ürettiğimiz ürünler arasında. Mandalinli çikolatamız var. Bu şekilde Bodrum mandalini kullanarak 40’tan fazla ürün üretiyoruz. Artık Michelin yıldızlı çok sayıda şefimiz ve restoranımız var; bu restoranlar Bodrum’da faaliyet gösteriyorlarsa bu lezzetleri kullanmalılar. Bilinçli yabancı turist, bir ülkeye veya kente gittiğinde ve yemek yediğinde oranın yerel lezzetlerini arar, sorar. Bu anlamda Bodrum’daki tüm restoranların menülerinde Bodrum mandalini lezzetlerini bulundurmaları gerekiyor. Burada coğrafi işaretle bir üründen söz ediyoruz, işletme olarak mutfağınızdabu olmalı. Ancak yeterince kullanılmıyor. 12 ay turizm yapmaktan söz ediliyorsa eğer, bu kadar katma değerli ve coğrafi işaretli bir ürünü kullanmanız gerek. Elimizden geldiği kadar bunları anlatmaya çalışıyoruz.

Yetiştiricilik yaptığınız bu güzel bahçeden söz etmenizi istesek...
Dediğim gibi burası babadan kalma 50 dönüme yakın bir bahçe. Organik sertifikaya sahibiz. En doğal haliyle ürünü yetiştiriyoruz. Ancak yetiştiricilik kısmı gerçekten zor ve meşakkatli. Pestisitli ürünler, tüm Türkiye’de pazarlarla denetimsizce satılmakta. Bugün ülkemizde kanser vakaları çok ciddi anlamda artmıştır; bunun en büyük nedeni de pazarlardır. Çünkü pazarlarda hiçbir denetim yok. Pestisitler zehirdir, ancak tarım ilacı adı altında satılıyor. Üzerinde ‘kullanıldıktan sonra yedi gün içerisinde hasat yapamazsın’ yazar; pazarda satılan ürün bu anlamda denetleniyor mu? Yabani ot çıkmasın diye atılan ot zehiri gibi denetimsizce kullanılmakta olan sayısız zehir var. İşte Bodrum Yadigarı, bu zehirlerin hiçbirinin kullanılmadığı, örnek bir mandalin bahçesidir. Organik sertifikamızın müsaade ettiği ilaçları dahi kullanmıyoruz biz. Bu, herkesin yapabileceği bir uygulama ama yapılmıyor. Herkes işin kolayına kaçıyor.

Türkiye’de biz yıllardır turizm ve tarımı bağdaştıracağımız yerde birbirinin karşıtı veya alternatifi olarak gördük. Şimdilerde agroturizm bilinci yavaştan gelişiyor; Bodrum’da durum nedir?
Bakın, pek çok insan bana ‘Uğraşma bu işle’ diyor. Neden diyorum, ‘Sen uğraşırsan imar da gelmez buralara, bırak imar gelsin’ diyorlar. Herkesin gözlerinde dolar işareti var. Her yeri beton yapacaklar, herkes onun derdinde. Mandalinden katma değerli ürünler yapıp satmak işlerine gelmiyor. Gidişatı bu anlamda iyi görmüyorum, on sene sonra bu ağaçlar olmayacak, geldiğinizde bunları göremeyeceksiniz. Ve haydi buraları imara açalım diyecekler. Bodrum Mandalin Hareketi diye bir oluşmumuz var ve bütün kurumlara çağrıda bulunuyoruz; diyoruz ki gelin, menülerinize mutlaka Bodrum coğrafi işaretli bir ürünün olmasını sağlayın. Ama Bodrum çok göç almış bir yer, çoğu restoranın sahibi de çalışanı da Bodrumlu değil. Birçoğu ne Bodrum'un yeşil mandalinini biliyor, ne de mandalinin coğrafi işaretli ürün olduğunu biliyor. İtalya’da insanlar limonu seramiklerine işlemiş, masa örtülerine işlemiş. Biz bunu yapamıyoruz, bu değerlerimizin yok olmasına seyirci kalıyoruz. Ama göç anlamında, Bodrum’a dışarıdan gelip yerleşmiş çok güzel, çok değerli insanlar da var. Hep birlikte umarım bu konuda bir farkındalığa en kısa zamanda ulaşırız. Çünkü bu güzellikleri bir kez kaybedersek bir daha geri gelmez.