Futbolda Dünya Kupası’na son gidişimizin üzerinden tam 24 yıl geçmişti. Elemelerden vize alıp Amerika’ya giderken umutlar şelaleydi. Bize göre tam bir süper futbolcu jenerasyonu yakalamıştık. İnterli Hakan Çalhanoğlu, Real Madridli Arda Güler, Juventuslu Kenan Yıldız, Romalı Zeki Çelik, Brightonlı Ferdi Kadıoğlu takımlarının gözdeleriydi.
Bunların yanı sıra, Galatasaray’ın temel taşları kaleci Uğurcan Çakır, defansın sigortası Abdülkerim Bardakçı, forvetin atom karıncası Barış Alper Yılmaz, Fenerbahçe’nin asları Mert Müldür, İsmail Yüksek, Kerem Aktürkoğlu tek tek bakarsanız süper diyeceğimiz isimlerdi. Ama gelin görün ki, maçlarda isimler değil, cisimler oynuyor. Sonra malzeme ne kadar kaliteli olursa olsun, aşçı yetenekli değilse o yemekten hayır beklenmez. Bizdeki İtalyan teknik direktör Vincenzo Montella gibi.
Dünya Kupası’ndaki grubumuz, otoritelerin değerlendirmesine göre bizim için çantada keklikti. Futbolda ismi cismi geçmeyen iki ülke Avustralya ve Paraguayı aşıp sadece Amerika ile çekişecek ve yola devam edecektik. Ama evdeki hesap çarşıya uymadı, Avustralya ve Paraguay’a dökülerek teslim olduk, bavulları ellerimize veriverdiler.
Her iki ülke önünde topla oynama oranımız yüzde 80 idi ama yan pas, yan pas neye yarar ki. Avustralya maç boyu 4 kontratak yaptı, ikisini golle sonuçlandırdı. Çünkü defansa dönüşümüz kaplumbağa hızındaydı. Kamuoyunda büyük eleştiriler yapılınca hata tamamen kendisinde olduğu ve hiç haddi olmadığı halde Montella, bu başarılı takıma insafsızca saldırılıyor gibi laflar etti. Tam 54 dakika 10 kişi oynayan rakibi çözemeyen ve santrfor özellikleri hiç olmayan ve sürekli rakiplere takılan Barış Alper ve Kerem Aktürkoğlu’nda ısrar eden sen değil miydin? Hem de saf santrfor olarak değerlendirilen tek oyuncu 1.92 metrelik Can Uzun’u niye oynatmazsın. Porto oynatıyor da biz güvenmiyoruz.
Avrupa’da şu anda pek çok takımın yaptığı gibi santrforsuz sistemi kopya çeken Montella, Türk Millî Takımı’ndan ayrılırsa gideceği takımlarda bu sistemle tutunacağını mı düşünüyor acaba... Futbol Federasyonu’nun Montella ile devam etmek gibi bir havası var, toplum ve futbolcuların güvenmediği İtalyan ile devam bence hata olur.
Futbolda sabahsız gecelerin tanığı olan bu millet, Dünya Kupası şokuyla kahroldu ama voleybolcu Altın Kızlarımız var ya, başarılarıyla teselli mükâfatı verdi.
Dünya Milletler Kupası’nda, Sultanlarımız, 2 - 0 yenik durumdan hırs ve forma aşkıyla maç nasıl kazanılır gösterdiler. Belçika, Fransa, Almanya ve Çin’i yenerek kupanın 4’te 4 galibiyet alan tek takımı olarak tarihe geçtik. Şimdi 8 Temmuz’da Japonya’da son etaba gidiyoruz. Polonya, Amerika, Japonya ve Tayland rakiplerimiz. Zehra ve Ebrar da katılacak. İnanıyoruz onlara, gerçekten “Voleybol Ülkesiyiz” biz. Amerika’yı geçerek Dünya Üçüncüsü olmak az bir başarı mı?
Bir aşkın bitişi işte sonbahar
Bir aşkın bitişi işte sonbahar
Paylaş: