Gazeteci Yazar Murat Kışlalı, GÖZLEM’in ülke gündeminin başında gelen olay ve gelişmelerle ilgili sorularını cevapladı.
GÖZLEM – Nefes’in haberine göre “4 yılda hisselerinde yüzde 40 bin artış olan TERA başta olmak üzere Pusula, Hedef, Atlas, AI, Pardus ve Bulls dahil 7 şirkete ait 130 fon Sermaye Piyasası Kurulu (SPK) tarafından tasfiye edildi. Durdurulan ve tasfiye edilen fonların büyüklüğü 1.1 trilyon lira civarında. Borsa’da bu fonlara yatırım yapan yaklaşık 550 bin kişi mağdur durumda”. Borsa’da neler oluyor?
K – Maliye Bakanı Mehmet Şimşek yaklaşık bir yıl önce 5 Kasım 2025’de “Özellikle bazı fonlar üzerinden manipülasyonlar yapıldığını biliyoruz. O alanda da bir düzenleme eksikliği olduğunu biliyoruz. Bu eksikleri gidereceğiz” demişti. Geç oldu ama güç de oldu. Bu eksiklikler SPK yönetiminin Mayıs başında değişmesiyle yürürlüğe girmeye başladı. Fonlar yatırımcılardan para toplayıp bunları Borsa’daki hisselere yatırıyorlar. Küresel piyasalarda hisse senedi endeksleri ve portföy analistliği sunan Morgan Stanley Capital International (MSCI) da Türkiye’deki fon balonuna ilişkin yatırımcıları bu yılın Haziran ayında uyardı. Bu farkındalığın artmasıyla fonlardan kaçış küçükten küçüğe başladı. Nefes’ten Murat Muratoğlu gelişmeleri 30 Ağustos tarihli köşe yazısında şöyle özetledi: “SPK’nın eski yönetiminin bu durum pek de umurunda olmadı. Oysa iş çok ciddiydi. Neyse ki yönetim değişti ve SPK düğmeye bastı. Hem de bu kez öyle göstermelik değil. Ciddi sınırlamalar geliyor. Tebrik ediyorum kendilerini. SPK’yı değil, SPK’nın yeni yönetimini. Bence en önemlisi küçük halka açıklığa sahip şirketlerin hisselerini fonların süpürüp götürmesine özel engel konuldu... Halka açıklığı düşük hisseyi birkaç fon topluyor, piyasada gerçek anlamda dolaşan mal azalıyor, fiyatın terazisi şaşıyordu. Borsa İstanbul’da işlem gören Destek Finans Faktoring’in değeri bir ara 1 trilyon 320 milyar TL’yi gördü. Size şöyle söyleyim... Garanti, Yapı Kredi ve İş Bankası’nın piyasa değerlerini üst üste koyup topla... Hah işte Türkiye’nin üç dev bankasının toplamı bile bu şirketin piyasa değerinin altında kalıyordu.” Fonlar, farkındalığın artması ve düzenlemelerin yapılmasıyla fondan çıkmak isteyen yatırımcıların paralarını geri vermek için ellerindeki hisseleri toplu olarak satmaya çalışınca Borsa haftanın ilk üç gününde yüzde 9,3 düştü. Şimdi bu fonlara yatırım yapanların, bu fonlar ne kadar nakite dönebilirlerse, kendi payları oranında paralarını geri alacakları anlaşılıyor.
GÖZLEM – Bundan sonra ne olabilir?
K – Konuyu çok iyi bilen bir uzman olacakları şöyle değerlendiriyor: “Bu sadeleşme olur ama çok kişinin de çok büyük kayıpları olur... Daha dengeli bir piyasa olur, gerçekçi fiyatlar oluşur, kimse suni fiyat şişirme girişimlerine cesaret edemez. Tek tehlike güçlü yerli yatırımcı grubu çekilirse, meydan yabancılara kalır. Hele de bu dalgalanmada değeri düşen firmalarımızı ucuzdan alma imkanları olur. Başta bu fonları kuranların şahsi malları olmak üzere birtakım adli operasyonlar da devam eder. Bu fonlar açısından yıllarca sürecek hukuki davalar olur.”
GÖZLEM – Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş’ın 9 Eylül’de Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan tarafından kabul edilmesi ve görüşmenin içeriği çok konuşuldu. Yavaş, görüşme ile ilgili önce “Sayın Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile gerçekleştirdiğimiz görüşmenin de tek gündemi Ankara’dır. Benim durduğum yer açıktır. Sağduyumun olduğu yerdeyim” dedi. Siz ne diyorsunuz?
K – Yavaş Cumhurbaşkanı ile en son 20 Eylül 2020’de baş başa görüşmüştü. Ondan önce de 11 Eylül 2019’da Erdoğan 30 büyükşehir belediye başkanını Külliye’de bir araya getirmiş. Erdoğan belediye başkanlarını bir araya getirme noktasından, yargı baskısıyla CHP’li belediyeleri ele geçirme noktasına evrildi. Buna rağmen Yavaş’ın Erdoğan ile görüşmesi ilginç. Görüşmede sadece Ankara yatırımlarının konuşulmuş olması çok olası değil. Erdoğan kendisini karşılayan CHP’li Marmaris Belediye Başkanı’na bile, daha çok yeni, 21 Ağustos’ta “Kapımız açık, gelmek istiyorsan” demişti. Erdoğan niye, hem de cumhurbaşkanlığı seçiminde baş rakibi olması muhtemel Mansur Yavaş’a bu yatırımlar için onay versin? Yavaş da “karşılıksız” böyle bir onay alamayacağını biliyor olmalı. Dolayısıyla transfer konusu dolaylı da olsa gündeme gelmiş olmalı. Yavaş’ın durumu, özellikle önceki belediye başkanı Melih Gökçek’e dönük soruşturmalar gündemdeyken, sıranın kendisine gelmiş olma ihtimali dikkate alındığında, çok hassas. Yavaş AKP’ye geçerse, kendisini “sıfırla” çarpmış olur, seçmen nezdinde hiçbir ağırlığı kalmaz. Buna hiç ihtimal vermiyorum. Ancak Kemal Kılıçdaroğlu’nun durumu dikkate alındığında, Yavaş’ın en yakını Ankara’daki bazı ilçe belediye başkanlarının bile AKP’ye geçtiği dikkate alındığında, “Siyasette olmaz olmaz” demek lazım. Öte yandan Yavaş Yeni Parti’ye geçmemekle ve CHP’den ayrılıp bağımsız olmamakla, halen Ankara Belediye Meclisi’ni kontrolü altında tutabiliyor. Dolayısıyla Yeni Parti’ye geçmemesi doğru bir hamle. Bunu Özgür Özel’in de görüyor olması lazım. Eğer CHP “karar vermesi” yönünde ısrar ederse de ayrılıp bağımsız kalması en mantıklı olan. Çünkü böylece hem Yeni Parti, hem CHP’lileri, hem de hitap ettiği sağ kesimleri hedef kitlesi içinde tutmaya devam edebilir. Öte yandan Yavaş, yapılan her Cumhurbaşkanlığı seçimi anketinde Erdoğan’a karşı açık ara önde gözüküyor. Erdoğan’ın seçimde Yavaş’ı karşısında görmek istemeyeceği kesin. Bunun için de ne gerekirse yapacaktır. Konu, Yavaş’ın ne kadar büyük bir bedel ödemeyi göze alacağında düğümleniyor.
GÖZLEM – Yeni kurulan ana muhalefet partisi Yeni Parti’nin başı şimdi de, seçimlere girme hakkı bulunan Yenilik Partisi’ne olan isim benzerliği nedeniyle sıkıntıda. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı Yeni Parti’ye “... partinizin isminin iltibasa (karışıklığa) sebebiyet vermeyecek şekilde değiştirilmesi gerekmektedir” şeklinde bir tebligatta bulundu. Yeni Parti sözcüsü Zeynel Emre de “isim değiştirmeyeceklerini, nihai merci olan Anayasa Mahkemesi’nin kararının bekleneceğini, Mahkeme isim değişikliği yönünde karar verirse Yeni’nin yanına bir isim ekleneceğini” açıkladı. Yeni Parti’nin kararı doğru mu?
K – Yenilik Partisi Genel Başkanı Öztürk Yılmaz, Sözcü’den Saygı Öztürk’e “Bizim Yeni Parti ile ilgili Yargıtay’a herhangi bir başvurumuz yok. Sanki biz Yeni Parti ile ilgili Yargıtay’a şikayette bulunmuşuz, bunun üzerine Yargıtay bizi dinleyip harekete geçtiğine ilişkin izlenim yaratılıyor... Yargıtay yeni kurulan partiyi incelemeye aldıkları yönünde beni uyarınca, durumdan haberdar oldum” dedi. Yeni Parti “beceriksizlikle” suçlanıyor ama bu olayın iktidar tarafında Yeni Parti’ye yeni bir “zorluk çıkarma” hamlesi yer alıyor olabilir. Genel Başkanı’nın “Yeni Parti’lilerle bizim, yalnız partinin ismiyle değil, ‘birlik, birleşme, ittifak’ adına ne derseniz deyin kapsamlı görüşmelerimiz oldu... biz onları kurtaracak çözüm önerilerinde bulunduk. Son görüşmemizde kapsamlı bir yol haritası önerdik” dediği Yenilik Partisi tarafında ise bir “fırsatçılık” olduğu kesin. Öte yandan işin Yeni Parti tarafında, üyelerinin çoğu Erdoğan tarafından atanmış Anayasa Mahkemesi’nden kendi lehlerine bir karar çıkmasını beklemek de hakikaten bir ölçüde “saflık” içermiyor mu?
GÖZLEM – Ne olacak bu Fenerbahçe’nin hali?
K – Fenerbahçe ilk beş haftada 2 galibiyet, 1 beraberlik, 2 mağlubiyet ve 7 puanla 11. sırada. Çok değil 2010-11 sezonunda Fenerbahçe aynı sonuçlar ve 7 puanla 9. sıradaydı. Ama ligi 82 puanla şampiyon bitirdi. Lige kötü başlamak sorun değil. Hızlı başlayıp nefesi kesilenleri çok gördük. Mesele İsmail Kartal’ın bir an önce mental olarak “direksiyonun başına” geçmesi ve Aziz Yıldırım’ın da buna “izin vermesinde” yatıyor. Bunlar iki çok büyük soru işareti. Hadi yılın en büyük hatası olarak Talisca’yı bıraktın, Lukaku’yu Asensio’yu hazırla, geçen yıl 10 gol 11 asist yapıp bu yıl sadece 70 dakika forma şansı bulan Nene gibi, 5 gol 2 asistle oynayan Oğuz Aydın gibi, İsmail Yüksek, İrfan Can Kahveci gibi oyuncuları devreye al. Ancak Aziz Yıldırım ne derse desin, başında “Aykut Kocaman” kılıcı bulunan İsmail Kartal daha ne kadar dayanabilecek, bilemiyorum.
Balon patladı, ortalık toz duman
Balon patladı, ortalık toz duman
Paylaş: