.
Ekonomik Göstergeler
Dolar
29.84 ₺
Euro
32.45 ₺
GBP
1.124 ₺
JPY
7.842
Ana Sayfa
Gündem
Spor
Köşe Yazıları
Podcast

Bahçeli’nin iktidara desteği tam, bazen serzenişte bulunuyor

Okuma Süresi: 5 Dakika
Toplam Okunma: hesaplanıyor...
Bahçeli’nin iktidara desteği tam, bazen serzenişte bulunuyor
Bahçeli’nin iktidara desteği tam, bazen serzenişte bulunuyor
Paylaş:
Gazeteci Yazar Murat Kışlalı, GÖZLEM’in ülke gündeminin başında gelen olay ve gelişmelerle ilgili sorularını cevapladı.

GÖZLEM – Dünya konuşuyor; Venezuela'ya yönelik askeri operasyon sonrası New York'ta "uyuşturucu ve silah kaçakçılığı yapmak" suçlamasıyla mahkemeye çıkarılan, mahkeme salonuna ayakları kelepçeli olarak getirilen ve “kendisine yönelik suçlamaları reddeden” 63 yaşındaki Maduro, bir tercüman aracılığıyla, "Ben masumum. Suçlu değilim. Dürüst bir insanım. kaçırılmış bir başkan ve savaş esiriyim. Ama hâlâ ülkemin başkanıyım" dedi. eşi Cilia Flores de suçsuz olduğunu söyledi. Duruşma 17 Marta ertelendi. Siz ne diyorsunuz?
K – ABD Başkanı Trump, Maduro’nun narko-terörizmden yargılandığını, uyuşturucu kaçakçılığı yaptığını ileri sürdü. Ama eğer ABD “uyuşturucu” yüzünden Venezuela’ya saldırıp Maduro’yu kaçırdıysa, Venezuela’dan önce Kolombiya’ya, Meksika’ya saldırmalıydı. Eğer terörizm, antidemokrasi yüzünden saldırdıysa, İsrail’i saymıyorum Kuzey Kore’ye, Küba’ya saldırmalıydı. Zaten Trump direkt bir adam. Önce narko-terörizm dedi ama asıl niyetini, saldırının esas sebebini ilk gün yaptığı açıklamada ortaya koydu: “Venezuela petrol endüstrisini ABD şirketleri kurdu ama Venezuela onu bizden çaldı. Şimdi petrolü yine büyük şirketlerimiz çıkaracak. Venezuela’yı, düzgün bir iktidar değişikliğine kadar biz yöneteceğiz.” Evet, öte yandan Maduro da “sütten çıkmış ak kaşık” değil. Hem masum değil, hem de suçlu. Yaptığı uygulamalarla kaybettiği kesin olan bir seçimi kazanmış gibi gösterip, muhalefeti susturarak halkının egemenlik hakkını gasp etmiş birisi. Hiç şüphesiz yolsuzluğu, adaletsizliği dünyada en önde gelen ülke liderlerinden biri. Yine de ABD’nin saldırısının bu amaçla yapılmadığını ve böyle bir “kanunsuzluğun” dünyayı çok daha kötü bir “kuralsızlık ve savaş” sürecine sıçratacağı kesin.
GÖZLEM – Devlet Bahçeli, MHP grup toplantısında, Erdoğan’ın neredeyse “sessiz geçiştirdiği” ABD'nin Venezuela saldırısı ile Devlet Başkanı Nicolas Maduro'yu kaçırmasına tepki göstererek. "Trump'ın akli melekeleri buharlaşmıştır" dedi. MHP Liderine göre, bir "İnsan kaçırma” yaşanmıştır ve “olay, hukuk dışıdır"; haklı mı?
K – Haklı. Ama dünya, hele son dönemde “1, 0” düzeniyle işlemiyor. Bahçeli’nin hezeyanı kendi iktidarlarının nasıl pamuk ipliğine bağlı olduğunu görmesinden kaynaklanıyor. Venezuela’ya yapılanı Türkiye’deki Fetöcü kalkışmayla kıyaslaması da bundan. Fetö kalkışmasının arkasında hakikaten ABD olsaydı, aynı Venezuela’da olduğu gibi ilk işleri “Erdoğan’ı almak” olurdu. Hatırlarsanız o dönem kalkışmaya katılan havacı bir tuğgeneral ifadesinde İzmir’deki üsten havalanıp, Erdoğan’ı Marmaris’te olduğu otelden almak için emir beklediklerini, “bir üst iradenin bizi orada kasıtlı olarak beklettiğini” düşündüğünü söylemişti. Muhtemelen o süreçte ABD Fetö’ye saldırı iznini vermemişti. Yoksa o kalkışmanın arkasında ABD olsa, öyle köprüyle, TRT’ye uğraşmaz, doğrudan Erdoğan’ı hedef alırdı. Burada da, Bahçeli’nin korktuğu gibi Trump’un, her açıdan işine gelen bir ilişkide olduğu Erdoğan’a ve onun iktidarına dönük benzer bir girişimde bulunması anlamlı da değil, mümkün de değil.
GÖZLEM – MHP lideri Bahçeli’nin grup toplantısında “isim vermeden” İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya'yı işaret ederek, "DEAŞ'lı teröristlerin Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olduklarının söylenmesi son derece rahatsız edici ve sorunlu bir açıklamadır" demesini, “AKP – MHP ‘siyasi ortaklığı’ bakımından” nasıl yorumluyorsunuz?
K – O ortaklık bakımından Bahçeli’nin AKP iktidarını sekteye uğratacak veya sona erdirecek bir adım atmayacağı artık, çok olağanüstü bir durum yaşanmadığı sürece, belli oldu. Önceden bu tür “beklentiler” oluyordu ama özellikle Bahçeli’nin son açılım sürecindeki tavrı bana göre böyle bir ihtimalin artık kalmadığını ortaya koyuyor. Bahçeli sadece dönem dönem sitem edip, serzenişte bulunuyor. Adeta omzunu silkerek “Bana ne, bana ne” der gibi “mızıkçılık” yapıyor. Bunların sonunda da bazı istediği ödünleri koparıyor. Muhtemelen bu çıkışında da İçişleri Bakanlığı’yla, kadrolaşmayla ilgili “sıkıntıları”, “istediklerinin olmaması” gibi bir sebep vardır. Ama oyunu toptan bozması mümkün değil. Bana göre Bakan’ın açıklaması da yerinde. Perspektifi doğru yerden ortaya koyuyor.
GÖZLEM – Son dönemde şiddet olayları tırmanışa geçerken Telegram grupları üzerinden “tetikçi” ilanları sürüyor. Ekonomik kriz ve cezasızlıkla beraber “suç işlemek” bazı gruplar için gelir kapısı oldu. Telegram gruplarında suç işlemek için ilanlar devam ederken bir kullanıcının “Tetik işi yok mu? Yeni yıl geldi cebimizde para yok” şeklinde ilan verdiği görüldü. Cumhuriyet’e konuşan sosyolog Doç. Dr. Ercan Geçgin, “Gençlerin yapısal eşitsizlikler, sorunlarla yüz yüze gelmiş olmalarının çeteleşmeye etkisinin yüksek olduğunu söyleyebiliriz. Genel olarak arka planda yapısal sorunlar var. Çeteleşme, şiddet eğiliminde bulunan gençlerin varlığı bir sonuç, neden değil aslında. Bunları ortaya çıkaran ekonomik, sosyal eşitsizlikler, yapısal sorunlar var. Bunların üzerine daha adil bir şekilde gidilmesi gerekiyor” dedi. Haklı mı?

K – Nefes’den Aytunç Erkin geçen hafta 839 sayfalık Casperlar çetesinin iddianamesini yazdı. Bu iddianamedeki tespitler aslında genel olarak Türkiye’de gençliğin suç ile ilişkisini çok güzel ortaya koyuyor. Bir defa işin temelinde bu iktidarın yarattığı “adaletsizlik” ortamı var. Hem Türkiye, her çeşit suçun ciddi biçimde arttığı bir kaos ortamı içine dönüştürüldü. Hem de suçlunun cezalandırılmadığı, bilakis affedildiği, haksızlıkların istisna değil artık norm olduğu bir sürece girildi. Bu arka plan içinde, ekonomik sıkıntılar ve kurala uymanın değil uymamanın fayda sağladığı bir düzen etkili oldu. Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığının iddianamesinde, bir itirafçının ifadeleri üzerinden şu önemli tespit yapılıyor: “...Alperen’i hem bu şahıslardan, hem de Casperlar adlı gruptan uzak durması konusunda uyardım. Bir süre sonra ‘Dayı’ lakaplı şahıs beni arayarak ‘İşimizi p… ediyorsun, kardeşim sen sadece Alperen’i bana ulaştır. Paraya ihtiyacın olduğun zaman bana belirt ben sana yardımcı olurum ve bana yolunu kaybetmiş gençler bul’ dedi... Örgüt yöneticisi ‘Dayı’ kod adlı Serhat Başakçı’nın da ‘Bana yolunu kaybetmiş gençler bul’ şeklinde ifadesi ile örgütün lider ve yönetici kadrosunun eylemlerde kullanılmak üzere hedef kitlesinin sorunları olan gençlerden oluştuğu görülmektedir.” İddianameye göre örgüt üyelerinin yaş aralığı 15-25, yani gençler. Örgüt üyeleri kendisine “barınma, para, silah, sahte kimlik/hat temini sağlayarak” bağlıyor. Örgütün hedefinde de esnaf ve işyeri sahipleri, kuyumcular, AVM işletmecileri, güzellik merkezleri, taksi durakları, fırın, motor, ayakkabı mağazaları var. “Amaçları da haraç (yağma), korku ile itaat sağlama, bölgesel hakimiyet kurma”. Yani bu düzen artık, yasadışı işler arasında çıkarları çatışan grupların birbirleriyle düşmanlığından çıkmış, gündelik, yasal işleri olanların bu çeteler tarafından hedef alınmasına yönelmiş. Burada devletin, güvenlik güçlerinin bu kadar sık ve genele yayılmış suç düzenine nasıl müdahale edemediği de anlaşılır gibi değil.

GÖZLEM – Meclis bünyesinde oluşturulan Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu’nun raporunu bu ay içinde açıklaması bekleniyor. Oysa daha önceden raporun yıl sonundan önce açıklanacağı söylenmişti. Neler oluyor?
K – Komisyonun üyesi partilerin sürece ilişkin raporları birbirinden oldukça farklı çıktı. Komisyon’daki eğilimin, ortak noktaları bulup bunları bir araya getirecek kısa bir metin hazırlamak ve buna her partinin kendi raporlarını “eklemek” olduğu anlaşılıyor. Ancak özellikle Komisyon’un AKP, MHP ve DEM’li milletvekillerinin Apo’yu ziyaret etmesi, bunun sonrasında PKK’nın Suriye’deki uzantısı SDG’nin varlığını özerk olarak sürdürmeyi hedeflediğinin ortaya çıkması ve geçen hafta içinde Suriye Ordusu ile çatışmaya girmesi Komisyon’un zaten düşük olan halk nezdindeki desteğini iyice azalttı. Aralık ayında AKP’ye yakın bir araştırma şirketinin açılım süreci anketinde, desteğin yüzde 14 azaldığının ortaya çıkması da bunu gösteriyor. Bu Komisyon’dan elle tutulur bir sonuç çıkmayacağı belli oldu gibi.