İTB Haziran Ayı Olağan Meclis Toplantısı İzmir Ticaret Odası (İZTO) Meclis Salonunda, İTB Meclis Başkanı Ömer Gökhan Tuncer yönetiminde gerçekleştirildi.
Toplantıda konuşan Işınsu Kestelli, 3 yıldır sürdürülen Orta Vadeli Program’da (OVP) tarım sektörünün, yüksek finansman maliyetleri, iklim krizinin etkileri ve sektördeki yapısal katılıklar nedeniyle, en çok baskılanan alanlarından biri olduğunu söyledi. Kestelli konuşmasını şöyle sürdürdü: “Ekonomide büyümenin devam ettiği bu süreçte tarım sektöründe yıllık yüzde 8.8’i bulan tarihi küçülmeler yaşandı. Bu noktadan sonra programın başarıya ulaşması ve enflasyondaki düşüşün kalıcı hale gelmesi için sıkı para politikasının tavizsiz sürdürülmesi, kamuda güçlü mali disiplinin sağlanması ve yapısal reformların hızla hayata geçirilmesi gerekiyor. Son tahlilde ekonomi yönetimi bu aşamada belki de yeni bir denge programı dizayn edip ona geçiş yapmayı düşünmeli. Bu yeni programın ana hikayesi de verimlilik, yüksek teknoloji ve dirençli rekabet gücü olmalı.”
“Asıl mesele üretimden çok katma değer”
Bu yıl tarımsal üretim açısından oldukça dikkat çekici bir dönemden geçildiğini belirten Kestelli, “var yılı” olarak tanımlanan bir sezon yaşandığına dikkat çekti. Kış ve ilkbahar aylarında gerçekleşen yağışların önceki yılların üzerinde seyretmesinin, pek çok üründe rekolte beklentilerini önemli ölçüde artırdığını kaydeden Kestelli, “Normal şartlarda bu tablo sevindiricidir; yüksek rekolte, güçlü üretim ve bereketli bir sezon her zaman memnuniyetle karşılanır. Ancak içinde bulunduğumuz ekonomik ve küresel koşullar bize artık çok net bir gerçeği gösteriyor. Başarıyı yalnızca ne kadar ürettiğiniz değil, ürettiğiniz ürünü hangi değerden satabildiğiniz ve hangi pazarlara ulaştırabildiğiniz belirliyor. Yani asıl mesele üretim miktarından çok, üretimin ekonomik değere dönüşebilmesidir” ifadelerine yer verdi.
“Tarım sektörü ayakta kalmaya çalışıyor”
TÜİK tarafından açıklanan satın alma gücü verilerinin, tüketici tarafındaki baskının devam ettiğini ortaya koyduğunu dile getiren Kestelli, “Gıda harcamaları devam etse de tüketim kararlarında miktardan çok fiyat belirleyici hale geliyor. İç piyasanın alım gücünün zayıflaması bazı ürün gruplarındaki talebi de baskılıyor. Bu da üreticiyi doğrudan etkiliyor. Bir tarafta artan maliyetlerle üretim yapan üretici, diğer tarafta sınırlı bütçeyle alım yapan tüketici. Sektör tam anlamıyla bu iki baskının kesişim noktasında ayakta kalmaya çalışıyor” şeklinde konuştu.
Bu yıl artan üretim sebebiyle ihracatın her zamankinden daha kritik bir hale geldiğini belirten Kestelli, “İhracatımızı artırarak katma değer üretmek mecburiyetindeyiz. Aksi takdirde devredecek stoklar, artan maliyetler ve bir de kur baskısıyla rekabet gücümüz daha da zayıflama tehdidi ile karşı karşıya kalacak. Bu olumsuz şartlar sebebiyle geçtiğimiz sene ana ihracat kalemlerimizde piyasa koşullarının üzerinde rekabet etmek zorunda kaldık” ifadelerini kullandı.
“İhracatta geriden geliyoruz”
İhracatçıların bu zorlu rekabet koşullarında ciddi finansman yüküne maruz kaldığını da kaydeden Kestelli, “TÜİK verilerine göre, ihracatımızın yaklaşık yüzde 67’si mal mukabili yöntemle gerçekleştiriliyor. Yani her üç dolarlık ihracatın iki doları, ürün gönderildikten sonra tahsil ediliyor. Küresel rekabet ortamında firmalar çoğu zaman bu şartları kabul etmek zorunda kalıyor. Siparişi kaçırmamak için risk alıyor ve pazar kaybetmemek için bu finansman yükünü göğüslüyor. Üstelik yüksek faiz ortamına rağmen bu eğilimin devam etmesi, ihracatçının küresel rekabet baskısı altında ne kadar zorlandığını da gösteriyor. Zaten bu zorlanma ihracat miktarlarına da yansımış durumda. Baktığımızda bir önceki seneye göre geriden gelme söz konusu. Kuru üzümde 13 bin ton, kuru incirde 7 bin ton, zeytinyağında ise 24 bin ton geriden geliyoruz.
“İhracatçı desteklenmeli”
Özellikle “var yılı” olarak adlandırılan dönemlerde, iç talebin sınırlarını, tüketicinin alım gücünü ve ihracat imkânlarını iyi değerlendirmek gerektiğine vurgu yapan Kestelli, “Çünkü bu üç unsurdan biri eksik kaldığında, üretimin değeri de eksik kalıyor. Şunu net bir şekilde ortaya koymak zorundayız... Eğer ihracatçıyı daha güçlü finansal enstrümanlarla destekleyemezsek, küresel pazarda elde ettiğimiz başarıların maliyeti giderek artacaktır. Ve bu maliyet, uzun vadede üretimin sürdürülebilirliğini önemli ölçüde etkilemeye devam edecektir” şeklinde konuştu.
“Asıl mesele üretim değil, ihracat ve katma değer”
İzmir Ticaret Borsası (İTB) Haziran Ayı Olağan Meclis Toplantısı'nda konuşan İTB Yönetim Kurulu Başkanı Işınsu Kestelli, bu yıl tarımsal üretim açısından yüksek rekolteli bir sezon beklendiğini ancak mevcut ekonomik ve küresel koşullarda asıl başarının üretim miktarıyla değil, üretimin katma değere dönüşmesi ve ihracata yansımasıyla ölçüleceğini söyledi.
Paylaş: