.
Ekonomik Göstergeler
Dolar
29.84 ₺
Euro
32.45 ₺
GBP
1.124 ₺
JPY
7.842
Ana Sayfa
Gündem
Spor
Köşe Yazıları
Podcast

“Artan maliyetleri verimlilik ile kapatmaya çalışıyoruz”

Okuma Süresi: 4 Dakika
Toplam Okunma: hesaplanıyor...
2025 yılı, ihracatçıların büyümek için değil, ayakta kalabilmek için çaba gösterdikleri bir yıl olarak geride kaldı.
“Artan maliyetleri verimlilik ile kapatmaya çalışıyoruz”
Paylaş:
ZEYNEP GÜREL
2025 yılı, ihracatçıların büyümek için değil, ayakta kalabilmek için çaba gösterdikleri bir yıl olarak geride kaldı. Pek çok sektörün ihracatı artmak yerine düşerken, Ege Hububat Bakliyat ve Yağlı Tohumlar İhracatçıları Birliği 2025 yılında ihracatını yüzde 23 oranında artırmayı başardı. Birlik Başkanı Muhammet Öztürk’e bu durumu sorduk. Öztürk, yüzde 23’lük ihracat artışına rağmen firmaların kar oranlarının düştüğünü söylüyor. Sektör özelinde avantajlarının uluslararası piyasalarda artan fiyatlar olduğunu belirten Öztürk, Türkiye’de ise firmaların artan maliyetleri dengelemek için verimliliği artırma yoluna gittiklerini dile getirdi.

Pek çok sektör, ihracatta 2025 yılını bir önceki yıla göre düşüşle kapatırken hububat, bakliyat ve yağlı tohumlarda Ege Bölgesi olarak yüzde 23 gibi bir artış rakamı yakaladı. Siz bu başarıyı neye bağlıyorsunuz?
Bizim birliğimiz çok farklı alt grupları barındırıyor. Bakliyattan, makarnaya, undan, ayçiçek yağına, baharattan, şeker ürünlere kadar geniş bir yelpaze söz konusu. Çikolata ürünleri ve evcil hayvan mamaları da bizim birliğimiz bünyesinde yer alıyor. Bizim emtialarımız uluslararası piyasalarda işlem gördüğü için küresel pazardaki artış bizim ihracat rakamlarımıza da yansıyor. Dahilde işleme rejimi ile birçok ürün geliyor ve burada rafine edilip ve işlem yapılıyor. Sebeplerinden biri bu. Bir de bizim çok geniş ürün yelpazemiz içinde bitkisel yağ önemli bir yer tutuyor. Bölgemizin ihracatının yarısından fazlası bitkisel yağ kalemidir. Soya yağında bir artışımız var, ayçiçeği yağının emtia fiyatında artış var. Ayrıca evcil hayvan mamalarında da biraz artışımız oldu. İlaveten şeker ve kakao fiyatları kaynaklı olarak şekerli mamullerde de bir fiyat artışı söz konusu oldu. Bunların hepsi fiyatlarımıza yansıdı. Sonuç olarak temel gıda satıyoruz ve insanlar beslenmek zorunda. Artışın sebebi temel olarak bu. Miktar olarak baktığınızda büyük bir artışımız yok. Ancak fiyatlardaki artış, söz konusu yüzde 23 rakamını getirdi.

Avrupa’daki talep daralmasından nasıl etkileniyorsunuz?
Rekabetçi olabildik diye tahmin ediyorum. Bir de tabi bizim sektörlerimiz özelinde Avrupa Birliği ilk sırada yer alan bir pazarımız değil. Özellikle yağda en büyük pazarımız Afrika ülkeleri. Un konusunda Türkiye çapında baktığınız zaman dünyada birinciyiz. Çünkü biz bu işi yıllardır yapıyoruz. Neticede biz bunu Türkiye'de daha iyi işlemeyi biliyoruz.

Uluslararası pazarlardaki fiyat değişimleri var; ancak bir de yurt içindeki ekonomik konjonktür var. Nasıl bir denge söz konusu?
Firmalarımızın kar oranları inanılmaz düşmüş durumda. Ama kimse pazarını bırakmak istemiyor. Pazarınızı bir bırakırsanız tekrar oluşturmak çok zor. Tedarikçi olarak yaratacağınız boşluk anında doldurulur. Bu nedenle bir şekilde artan maliyetleri, verimliliği artırarak kapatmaya çalışıyoruz. Bir şekilde daha verimli çalışarak rekabetçiliği ön plana çıkarmaya çalışıyoruz.

2025, jeopolitik etkilerin her zamankinden fazla hissedildiği bir yıl oldu ve bu durum 2026’da da sürecek gibi görünüyor. Bu açıdan beklentileriniz neler?
Tıkanan belli başlı noktalar var, ama örneğin Rusya tarafında bir tıkanma yok. Tedarik sürüyor. Ama önümüzdeki günlerde bir problem olur da hammadde tedarikinde bir sıkıntı yaşarsak tabi bu bizim ihracatımızı ciddi şekilde etkiler. Çünkü neticede biz özellikle makarna gibi üretimlerimizi dahilde işleme rejimi kapsamında ithal hammadde ile yapıyoruz. Ciddi problemlerden biri de Mısır'ın bazı sektörlerde bize rakip olması. Özellikle donmuş gıdada Mısır oldukça rekabetçi fiyat veriyor.

Gıda ihracatçısı sektörler olarak iklim krizinin etkilerini ne boyutta hissediyorsunuz?
İklim şartlarındaki yeni durumun etkilediği en önemli ham madde buğday. Çünkü makarnayı buğdaydan üretiyoruz. Bakliyat kalemlerine yansımış çok büyük sıkıntılar henüz yok. Yaş ve kuru meyveyi ciddi biçimde etkileyen don olaylarının bize yansıması da çok sınırlı oluyor. Ancak kuraklık artışının sürmesi, yakın gelecekte ciddi sorunlarla karşı karşıya kalmamıza neden olabilir.

Yeni pazar yaratma anlamında nasıl bir strateji izleniyor sektörün genelinde?
Birlik olarak evcil hayvan ve hububat sektörlerini kapsayan iki Ur-Ge projemiz var. Ticari istihbarat faaliyetlerine 23 firmamızla başladık. Gönül istiyor ki bunu 50 firmamızla 100 firmamızla yapalım. Bizim bildiğimiz klasik yöntemler vardır; geçmişten gelen pazarlamayı çok iyi bilmeyiz. Fuarlar deriz, ticaret müşavirleri deriz... Yine bunlardan faydalanırız ama artık bir yapay zeka gerçeği var. Farklı araştırma kaynakları var. Firmalarımızda bu konuda bir farkındalık oluşturduk. Ticaret heyeti çalışmalarımıza devam ediyoruz. Gelenekselleşmiş pazarlarımızı koruyarak farklı bir pazarları araştırıyoruz bu şekilde.

15-18 milyon dolar seviyesindeki ihracatını birkaç yıl içinde 150 milyona çıkaran evcil hayvan mamaları sektörünü özellikle sormak istiyorum. Gidişat iyi görünüyor ama sıkıntılar neler?
Pet food denen evcil hayvan maması, benim çok ümitli olduğum bir sektör. Firmalarımız pandemi sonrası çok iyi yerlere geldiler. İhracat artıyor ama iki temel konu var, birincisi rekabet aslında. Dünya bizi bu konuda yeterince tanımıyor, yani henüz çok bilmiyorlar bu sektörde olduğumuzu. İkincisi konu ise tüm sektörlerinden genelinde olduğu gibi maliyetler. Evcil hayvan maması üreten firmalarımız son dönemde çok bilinçlendi, çok iyi ürünler üretmeye başladılar. Ancak tanıtım ve maliyetler en büyük problemimiz. Onları aştığımız takdirde bu sektörün en kısa zamanda 500 milyon dolar ihracata ulaşacağını düşünüyorum.