Ben bu makaleyi kaleme aldığım saniyelerde, anlık olarak dünya nüfusu 8 milyar 285 milyon 644 bin 966 idi. Sadece bugün doğan bebek sayısı ise 304.499. Bilirsiniz, trafiğe çıkan her aracın boyuna, ağırlığına, teknik özelliklerine ve genişliğine göre taşıyabileceği bir yük miktarı bulunmaktadır ve bu da 'istiap hakkı' denir. Acaba, dünyanın istiap hakkı ne olabilir diye bir soru aklınıza geldi mi!?
1662 yılında, John Graunt'ın ölüm kayıtlarına dair yayımlanan ilk çalışmasından günümüze kadar pek çok bilim insanı ve filozof, bu konuya kafa yordu. Nihayetinde İngiliz bilgin ve din adamı Thomas Robert Malthus, 1798 yılında yazdığı 'Nüfus İlkesi Üzerine Bir Deneme'sinde noktayı koydu: “Sonuç olarak, insanlık gezegeni aşırı doldurarak, tüm kaynaklarını tüketecek ve kitlesel bir kıtlık sonucunda yok olacak.”
2050 yılına kadar, ABD ve Avrupa dahil refah toplumlarında nüfus azalırken yoksul ülkelerdeki nüfus artışı devam edecek. On bin yıl önce tüm dünya nüfusu on milyon bile değildi. 18 yüzyılın başında bir milyar rakamını geride bırakırken, iki milyarlı nüfus sayımları için sadece 127 yıl beklemesi gerekti. 3 milyar sayısını da 1961 yılında görmüştük. 2000 yılına gelindiğinde, dünyamızın nüfusu altı milyarı geçmişti. (United Nations; World Population Prospects). Sadece 24 yıl sonra, 11 milyar insan gezegenimizin sakini olarak yaşamaya devam edecek, eğer çok büyük afetler, savaşlar ya da global iklim değişiklikleri, habitat daralması ve pandemi gibi majör nedenlerle kitlesel nüfus azalmaları olmazsa, 2100 yılında belirtilen rakamın da %50 artacağı projekte ediliyor. Bu nüfus artışını büyük oranda şu yedi ülkede göreceğiz: Hindistan, Nijerya, Tanzanya, Kongo, Nijer, Uganda, Etiyopya. Ayrıca, demografik olarak 2 milyarı aşan yaşlı insan popülasyonu hem işgücü dinamikleri hem de sosyoekonomik bağlamında birçok sorunu oluşturma potansiyeline sahip olacak.
Nüfustaki artış ekonomik, sosyal ve politik bazı yapısal sorunları insanlığın karşısına çıkarıyor. Her ne kadar, iyimser bir perspektif ile, Mahatma Gandhi, “Dünya herkesin ihtiyacına yetecek kadar zengin” demiş olsa da nihayetinde fizik ve ekonomi gibi bilim ve disiplinler, dünyanın kapasitesinin en fazla 16 milyar insanın ihtiyacını karşılayacağını ortaya koyuyor. Gezegenimizin kaynaklarının sınırlı olması bir yana değişik ülkelerde adil olmayan bir tüketimin olması da ek bir sorun. Ortalama bir Amerikalı ya da Avrupalı, asgari gıda düzeyinin 3.3, asgari temiz su düzeyinin 250 katını tüketiyor!
Özellikle nüfus planlaması propagandası için kullanıldı, ama özünde “davranış batağı” dediğimiz, toplumun katı bir şekilde karanlık ve ürkütücü sonuçları ile limitize olmasını ortaya koyuyordu. Sonuçta matematik, dizi uzadıkça ardışık farkların giderek küçüleceğini yani yaşam süreci sonsuz döngüye doğru giderken, insanlık için optimum bir sınırın gerçekleşeceğini bize gösteriyor. Tüm dünya uluslarının, güzel mavi gezegenimizin zenginliklerinden eşit şekilde yararlandığı ve refahı paylaştıkları yılların umudu ile makalemize son noktayı koyalım.
Artan dünya nüfusu
Artan dünya nüfusu
Paylaş: