.
Ekonomik Göstergeler
Dolar
29.84 ₺
Euro
32.45 ₺
GBP
1.124 ₺
JPY
7.842
Ana Sayfa
Gündem
Spor
Köşe Yazıları
Podcast

Arkas Sanat’ın İzmir’de yolculuğu büyüyor

Okuma Süresi: 6 Dakika
Toplam Okunma: hesaplanıyor...
Fransız Kültür Bakanlığı tarafından “Sanat ve Edebiyat Şövalyesi Nişanı” ile onurlandırılan Arkas Sanat Kültür ve Sanat Direktörü Müjde Unustası, Arkas Sanat’ın yürüttüğü projeleri, İzmir’de sanatın gelişimine katkı sağlayan çalışmaları ve yeni açılan sergileri Gözlem Gazetesi aracılığıyla paylaştı.
Arkas Sanat’ın İzmir’de yolculuğu büyüyor
Paylaş:
Fransız Kültür Bakanlığı tarafından “Sanat ve Edebiyat Şövalyesi Nişanı” ile onurlandırılan Arkas Sanat Kültür ve Sanat Direktörü Müjde Unustası, Arkas Sanat’ın yürüttüğü projeleri, İzmir’de sanatın gelişimine katkı sağlayan çalışmaları ve yeni açılan sergileri Gözlem Gazetesi aracılığıyla paylaştı. Lucien Arkas’ın “Güzellikleri paylaşmak gerekir” vizyonuyla hareket ettiklerinin altını çizen Unustası, pandemi döneminde fikri şekillenen “Moda ve Resim” sergisinden, Arkas Sanat’ın İzmir’de oluşturduğu kültür ekosisteminden genç kuşaklara yönelik çalışmalara kadar birçok başlıkta değerlendirmelerde bulundu. Gerçekleştirdikleri uluslararası iş birliklerinden de bahseden Unustası, yakın zamanda Paris’teki Centre Pompidou koleksiyonundan eserleri sergilemek üzere İzmir’e getireceklerini de müjdeledi.

“Arkas Koleksiyonu’nun paylaşılması fikriyle doğdu”
– Moda ve Resim sergisinin fikir boyutunda pandemiden beri var olduğunu biliyoruz. Serginin gerçekleşme süreci nasıl ilerledi?
Arkas Sanat Merkezi, Arkas Koleksiyonu’nun paylaşılması fikriyle doğdu. Arkas Koleksiyonu oldukça geniş bir alana yayılıyor; tablolar, heykeller, cam sanatı eserleri, denizcilikle ilgili tablolar, halılar ve farklı dönemlere ait pek çok önemli eser bulunuyor. Koleksiyon belirli bir büyüklüğe ulaştıktan sonra, Arkas Holding Yönetim Kurulu Başkanı Lucien Arkas’ın çizdiği vizyon doğrultusunda bu eserleri İzmir halkıyla paylaşma fikri ortaya çıktı. Kendisi her zaman “Güzellikleri paylaşmak gerekir” der. İzmir’de de bu anlamda önemli bir sanat merkezi eksikliği vardı. Bu doğrultuda, Arkas Sanat Alsancak 2011 yılında ziyarete açıldı. 2011’den bu yana kendi koleksiyonumuzdan, kimi zaman da Türkiye’den ve yurt dışından önemli koleksiyonlardan ödünç alınan eserlerle sergiler düzenliyoruz.

“Koleksiyondaki dönem portrelerinden doğan bir sergi fikri”
Zaman içinde koleksiyonumuzdaki pek çok farklı eseri sergilerde gösterdik. Ancak koleksiyonda özellikle dikkat çeken bir grup vardı: figüratif resimler ve çok güçlü kadın portreleri.
Bu eserlerle ilgili bir sergi yapma fikri aslında pandemiden önce de aklımızdaydı. 19. yüzyılın ortalarından 20. yüzyıla uzanan döneme ait, önemli ressamların yaptığı kadın portrelerinden oluşan tablolardan bir sergi yapma fikri ortaya çıktı.
Bu tabloları bir araya getirdiğimizde, aynı zamanda moda tarihi açısından da ilginç bir hikâye ortaya çıktığını fark ettik. Böylece şu soru ortaya çıktı: Neden bu tabloları Avrupa’daki tarihi kıyafet koleksiyonlarıyla bir araya getiren bir sergi kurgulamıyoruz?
Tam bu aşamada pandemi süreci başladı. Ancak bu fikir o dönemde gelişmeye devam etti. Arkas Sanat’ın farklı merkezlerinde sergiler sürerken, biz de bu proje üzerinde çalışmayı sürdürdük. Zaten her sergimizin uzun bir hazırlık süreci var. Bazı projelerüç yıl, hatta beş yıl öncesinde başlayabiliyor.

“İki koleksiyon arasında güçlü bir paralellik vardı”
– Kürasyonda nasıl bir yaklaşım izlediniz? Resimlerden mi kıyafetlere gidildi, yoksa kıyafetlerden mi resimlere?
Koleksiyondaki tablolarda tasvir edilmiş olan kıyafetler, dönemin modasının da bir yansıması, resimlerin yapıldığı dönemde kullanılan giysiler. Yaptığımız araştırmalar sonucunda, aynı dönemi yansıtan çok sayıda kıyafeti içeren bir koleksiyona sahip olan, Fransa’daki La Dame d’Atours atölyesine ulaştık, kıyafetleri yerinde inceledik, iki koleksiyon arasında ciddi bir örtüşme olduğunu fark ettik. Ardından ortak bir çalışma yürütüldü. Hangi tabloların hangi kıyafetlerle eşleşebileceği tek tek incelendi. Serginin kurgusu da buna göre oluşturuldu.
Sanat merkezimiz iki katlı ve farklı odalardan oluşuyor. Bu odalara göre tematik bölümler tasarladık. Örneğin bir odada evlilik teması etrafında bir kurgu oluşturduk. Başka bir bölümde Antik Yunan etkileri ve Oryantalizm temasını işledik. Bir başka odada ise açık hava etkinliklerinde kullanılan öğleden sonra kıyafetleri yer alıyor.
Kıyafetlerin yanı sıra şemsiyeler, yelpazeler, şapkalar ve çantalar gibi aksesuarlar da serginin önemli bir parçası oldu. Böylece iki koleksiyonun birbirini tamamladığı bir anlatı ortaya çıktı.

“Avrupa modasının izlerini görmek mümkün”
Ziyaretçilerden çok yoğun bir ilgi görüyoruz. Çünkü bu kıyafetler bizim kültürümüzde çok aşina olduğumuz tarzlar değil.Biz daha çok üç etekler, kaftanlar, bindallılar gibi Osmanlı dönemine ait kıyafetleri biliriz. Bu sergide ise Avrupa modasının 19. yüzyıldaki gelişimini görmek mümkün.
Öte yandan aynı dönemde Osmanlı coğrafyasında da Batı modasının etkilerinin yavaş yavaş görülmeye başladığını biliyoruz. O dönemdi özellikle İzmir ve İstanbul’da Batı modasına uygun kıyafetler diken terziler ve aksesuar mağazaları ortaya çıkmaya başlamıştı.

“Türkiye’de de çok zengin koleksiyonlar var”
– Türkiye’de La Damed’Atours gibi koleksiyonlar var mı? Benzer bir sergi Anadolu kıyafetleriyle de yapılabilir mi?
Elbette mümkün. Bir sergi yapmaya karar verdikten sonra aslında her şey mümkün hâle geliyor. Önemli olan doğru koleksiyonlara ulaşabilmek.Türkiye’de tekstil ve kıyafet koleksiyonları açısından önemli kurumlar var. Örneğin Sadberk Hanım Müzesi tekstil alanında çok güçlü bir koleksiyona sahip. Ayrıca Topkapı Sarayı Müzesi bünyesinde de Osmanlı sarayına ait çok önemli kıyafet koleksiyonları bulunuyor.
Bunun dışında yıllar içinde kıyafet toplamış özel koleksiyonerler de var. Dolayısıyla Anadolu kıyafetleri ile dönemin figüratif resimlerini bir araya getiren bir sergi yapılabilir. Neden olmasın?

“Arkas Sanat’ın arkasında ileriye bakan bir vizyon var”
– Arkas Sanat’ın İzmir’i ve Türkiye’yi aşan projeler gerçekleştirmesinin arkasında nasıl bir yaklaşım var?
Burada ileriye bakan ve hiç durmayan bir bakış açısı var.İzmir, 2011’de kapılarını açan Arkas Sanat Alsancak’a büyük bir ilgi gösterdi.Bu ilgi, kente kültür sanat alanında daha fazla katkı sunmak için bizlere bir bir motivasyon oluşturdu.
Böylelikle yeni sanat merkezlerimiz hizmete girdi.2012 yılında Bornova’da Deniz Tarihi Merkezi kuruldu. Ardından 2020 yılında Arkas Sanat Urla açıldı. Burada, alt katta Arkas Koleksiyonu’ndan 19. yüzyıl sonu-20. yüzyıl Batı sanatına ait zengin bir tablo ve heykel seçkisi sergileniyor. Üst katta ise Türkiye’de başka yerde görülemeyecek, Rönesans dönemi zırhlar, silahlar ve duvar halılarından oluşan çok önemli bir koleksiyon bulunuyor. Bu eserlerin benzerlerini Metropolitan Museum of Art ya da Louvre Museum gibi dünyanın önde gelen müzelerinde görmek mümkün.
2023 Arkas Sanat Bornova, 2024 Arkas Sanat Alaçatı ve 2025 Arkas Sanat Göztepe ile 13 yılda 6 sanat merkezini İzmir’e kazandırdık.

“Tarihi yapılar restore edilerek kültür sanat mekânına dönüştürülüyor”
Arkas Sanat’ın önemli bir yönü de tarihi yapıların restore edilerek kültür sanat işlevi kazandırılması.
Örneğin Arkas Sanat Bornova Mattheys Köşkü’nün restore edilmesiyle 2023 yılında açıldı. Burada Arkas koleksiyonundaki 15-19. yüzyıl Anadolu halılarından bir seçki ile kalıcı bir sergileme alanı oluşturduk.İzmir’in geçmişinde halı ticareti çok önemli bir yer tutuyordu. Osmanlı döneminde Avrupa’ya yapılan ihracatın önemli kalemlerinden biri halıydı. Bu nedenle bu koleksiyonun İzmir’de sergilenmesi ayrıca anlamlı.

“Arkas Sanat Alaçatı Çeşme’nin yıl boyu yaşayan alanı oldu”
Çeşme Belediyesi ile yapılan iş birliğiyle Arkas Sanat Alaçatı 2024 yılındaziyarete açıldı. Amaç Çeşme’nin yalnızca yaz turizmiyle değil, yıl boyu yaşayan bir kültür sanat merkezi haline gelmesine katkı sağlamaktı. Burada sergilerin yanı sıra sanatçı atölyeleri, söyleşiler, film gösterimleri ve eğitim programları düzenleniyor.

“Genç kuşaklar bizim için çok önemli”
Arkas Sanat’ın faaliyetlerinin önemli bir kısmı eğitim programlarından oluşuyor.
Okullarla yakın iş birliği içinde çalışıyoruz. Bizim için yeni kuşakların sanatla iç içe yetişmesi çok önemli. Çünkü kültür ve sanatla erken yaşta tanışan bireyler ilerleyen yıllarda estetik bilinci gelişmiş bireyler oluyor.Bugün ziyaretçilerimizin yaklaşık yarısını öğrenci grupları oluşturuyor. Anaokulundan üniversiteye kadar geniş bir yaş grubundan öğrenci ağırlıyoruz.

“Centre Pompidou Koleksiyonu İzmir’e geliyor”
Arkas Sanat’ın en dikkat çekici projelerinden biri de Paris’teki Centre Pompidou ile yapılan iş birliği.
Arkas Sanat olarak, 2025 yılında kapsamlı bir yenileme sürecine giren Centre Pompidou ile beş yıllık bir iş birliği anlaşması yaptık. Bu kapsamda Centre Pompidou koleksiyonundan eserler İzmir’e gelecek ve beş yıl boyunca Nisan 2026’da ziyaretçilerini ağırlamaya başlayacak olan Arkas Sanat’ın yedinci durağı LucienArkas Sanat Merkezi’nde, Centre Pompidou işbirliği ile 2031 Temmuz ayına kadar toplamda  11 farklı sergi gerçekleştireceğiz. Bu projeyi yalnızca İzmir için değil, Türkiye için de çok önemli bir kültür sanat iş birliği olarak görüyoruz.

“Sanatın tüm disiplinlerine açığız”
– Dijital sanat ve interdisipliner çalışmalar Arkas Sanat programında yer alacak mı?
Aslında bunları zaten yapıyoruz. Özellikle Arkas Sanat Alaçatı’da dijital sanat, video ve performans sanatını içeren projeler gerçekleştirdik. LucienArkas Sanat Merkezi’nde de bu tür çalışmalar sergilenecek. Çağdaş sanat dediğimizde zaten disiplinler arası üretimleri kapsayan bir alan söz konusu ve önümüzdeki yıllarda da Arkas Sanat’ta resim, heykel, dijital sanat, tasarım ve mekâna özgü yerleştirmeleri bir araya getiren sergiler olacak. Böylelikle her sezon, farklı sanat merkezlerimizde sanatın farklı alanlarını ve farklı dönemlerini ele alan sergilerleziyaretçilerimizle buluşmaya devam edeceğiz.