Gazeteci Yazar Murat Kışlalı, GÖZLEM’in ülke gündeminin başında gelen olay ve gelişmelerle ilgili sorularını cevapladı.
GÖZLEM – CHP’nin 38. olağan kurultayında şaibe yapıldığı iddialarına yönelik devam eden “Mutlak Butlan” davası, hafta içindeki duruşmada 1 Temmuz’a ertelendi. Ankara kulislerinde neler konuşuluyor?
K – Ankara’da bu dava ile iktidarın “CHP’nin mevcut yönetimini görevden indirip, yerine Kemal Kılıçdaroğlu genel başkanlığındaki eski yönetimi getirmeyi ve böylelikle CHP’yi bölmeyi hedeflediği” konuşuluyor. Genel kanı, “iktidarın davayı her an kullanılabilecek bir koz olarak elinin altında tuttuğu ve CHP’nin içini karıştırmak için uygun zamanı beklediği” yönünde. Ancak konunun, şu anda AKP yönetimindeki mevcut iki tarafı; Saray ekibi ile genel merkezi karşı karşıya getirdiği de anlaşılıyor. AKP kulislerini yakından izleyen Nefes’ten Nuray Babacan hafta içinde köşesinde durumu çok güzel özetledi: “Daha çok ‘CHP’yi kendi iç işleriyle boğuşan parti konumunda tutmak’ için belirli aralıklarla servis edilen bu konunun, aslında AKP içindeki tartışmaları besleyen ciddi bir yanı var. Partide aktif siyaset yapanlar, saray tayfası ve iktidar medyası hattındaki talimatlarla yürütülen bu gelişmelere çok tepkili. Bu hat partinin karar vericilerini epey kızdırıyor ve ‘bizim adımıza siyaset yapmaktan vazgeçsinler’ diyorlar. AKP’deki gerçek siyasetçilerin başka korkuları var: ‘Sessiz seçmen, halkın mağdurun yanında yer alma güdüsü ve ekonomik kriz.’ Bu üçlü iktidar partisinde ciddi korku nedeni. Onların bakışıyla, CHP’yi kapatmak anlamına gelecek mutlak butlan kararı, kendi başlarına çorap örecek.”
GÖZLEM – Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan ile MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli hafta içinde sarayda 50 dakika görüştüler. Görüşmeden sonra grup toplantısında Bahçeli iki önemli çıkış yaptı. “CHP, Cumhuriyet’in kurulduğu günden bu yana var olan önemli siyasi bir kurumdur. Bu kurumun içinin karıştırılması, parçalanması, hukuki yönden zedelenmesi veyabaşka amaçlarla kullanılmasına müsaade edilmemesini temenni ederiz” dedi. Yeni açılım süreciyle ilgili de “Abdullah Öcalan için statü açığı varsa, ...bu tartışmalara son vermek için bunun adının ‘Barış süreci ve Siyasallaşma Koordinatörlüğü olmasını öneriyorum. Temennimiz PKK’nın kurucu önderliğinin bir tanım altında görev yapmasıdır” diye konuştu. Ne diyorsunuz?
K – Bahçeli’nin CHP ile ilgili açıklamaları çok önemli. Geçmişte de anlık çıkışlarıyla AKP’nin iktidara gelmesine yol açan erken seçim sürecini başlatmış, Abdullah Gül’ün Cumhurbaşkanlığı’nın önünü açmış, AKP’yi iktidardan indirecek hükümetin kurulmasını engellemiş ve son olarak da yeni açılım sürecini başlatmıştı. Bahçeli’nin CHP’nin içinin karıştırılmamasını istemesi Erdoğan’ın CHP’ye dönük stratejisiyle tamı tamına zıt. Ya ortada bir danışıklı dövüş var. Erdoğan ile rol paylaşımı yapıyorlar. Ya da Bahçeli temennilerinde samimi, ama bu yüzden Cumhur İttifakını bozar mı? Sanmıyorum. Öte yandan grup toplantısındaki her iki açıklamasının da AKP’lileri hop oturtup hop kaldırdığı kesin. 40 bin kişinin katili Abdullah Öcalan için “Barış Süreci Koordinatörü” deyip, adını, statüsünü, sekreteryasını, belki maaşını ve bütçesini belirleyecek bir yola girmek, Erdoğan ve AKP için ciddi bir risk. Erdoğan daha Öcalan’ın adını bile ağzına almıyor. Bir de bunun ötesinde Bahçeli grup toplantısında “Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu tarihi bir vazife üstlenmiştir. Sırada siyasi ve hukuki düzenlemeler vardır. Gazi Meclisimizde gerekli yasama faaliyetleri hız kazanacaktır. Teklifler değerlendirilecek, her partiden madde önerileri alınacak, kanunlaştırma sürecinin çerçevesi millet iradesiyle oluşturulacaktır” dedi ki bu DEM’in süreç ile ilgili “Önce yasama sonra silahsızlanma” isteklerine birebir uyuyor. Buna karşın AKP’nin süreci tıkanma noktasına getirdiği iddia edilen “Önce silahların bırakıldığının güvenlik birimlerince tespit edilmesi” şartına tamı tamına aykırı. Apo’ya af süreci iktidarı çok zorlar. Bu yeni açılım süreci gelecek yasama yılının konusu olacak gibi gözüküyor. Bu arda küçük bir ayrıntı; neredeyse ayrılıkçı Kürtlerin takımı gibi hareket eden Amedspor’un Süper Lig’e çıkmış olması, gelecek yılki tartışmalı yasama sürecini ciddi biçimde etkileyecek. Amedspor’un fanatik taraftarlarının bölücü ve tehditvari yaklaşımları gelecek yıl her hafta gündemde olacak ve halk nezdinde sorunları ve soru işaretlerini çok daha görünür hale sokacak. Tepki çekecek ve ülkeyi iyice gerecek. Böyle bir süreçte Erdoğan’ın yeni açılım sürecini devam ettirebilmesine olanak görmüyorum.
GÖZLEM – Piyasalardan gelen haberlere göre, “ABD Başkanı Donald Trump’ın Hürmüz Boğazı’nda mahsur kalan gemilere yönelik başlatılan Özgürlük Projesi’nin geçici olarak durdurulduğunu açıklaması ve İran ile nihai anlaşma sürecinde ilerleme kaydedildiğini belirtmesi” piyasaları ateşledi. Petrol fiyatları yüzde 10 düştü. Altın fırladı. Borsa İstanbul tarihinde ilk defa 15 bin puanı aştı. Bu iniş çıkışlar devam edecek mi, ne zamana ve nereye kadar?
K – Beyaz Saray’ın gayri resmi sözcüsü konumundaki Axios haber sitesine göre, ABD’nin Pakistan aracılığıyla İran’a sunduğu “14 maddelik” metinde “savaşa hemen son verilmesi, Hürmüz boğazının açılması, nükleer programın sonlandırılması ve ABD yaptırımlarının kaldırılması” yer alıyor. Bir defa metin 30 günlük bir müzakere sürecinde görüşülecek. Ayrıca burada yer alan istekler, daha önce ABD’nin İran’a dayatmak istediği ve İran’ın karşı çıktığı isteklerden farklı değil. Trump “Bizimle anlaşma yapmak istiyorlar. Her şeyin tamamlanabilmesi için 1 haftaya ihtiyaç var” diyor. Hatta İran’ın nükleer şartını bile kabul ettiğini söylüyor ama bana bunlara inanması biraz zor. Nitekim İran yönetimi, yarı resmi haber ajansı aracılığıyla “İran henüz kabul edilemez maddeler içeren Amerikalıların son teklifine resmi yanıt vermemiştir” açıklaması yaptı. Benim anladığım bu teklif henüz, Trump’ın sıkıntıya düşen ekonomik tabloyu ve dolayısıyla kendisini biraz olsun rahatlatmak için ortaya attığı ve İran’ın da doğrudan karşı çıkmayarak “oyun bozan” konumuna düşmemek için ihtiyatla yaklaştığı yeni bir taktik mücadelesi.
GÖZLEM – Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı, huzurevlerine kabul için aranan 60 yaş şartını 70’e çıkardı. 60 ile 70 yaş arasındaki yurttaşlar ise ancak “kısmi” ya da “tam bağımlı” Engelli Sağlık Kurulu Raporu varsa huzurevlerine kabul edilecek. . Yönetmelikte geçen “yaşlı” tanımı da değiştirildi. Neden?
K – Siyasette her kurum, kendi ilgi ve sorumluluk alanını olabildiğince kapsamlı tutmak ister. Böylelikle hem etki alanı genişlemiş olur, hem de hükmettiği bütçe ve rant imkânları. Burada eğer Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı kendi etki alanının küçültülmesine dönük düzenlemler yapmışsa, akla ilk, bu tercihin Mehmet Şimşek yönetiminin bütçedeki maliyetleri kısma amacı ile ilgili olduğu gelir. Türkiye nüfusu yaşlanıyor. Aile yapısı değişiyor. Yaşlı insanların huzurevlerine ilişkin talepleri artıyor olsa gerek ki, kısıtlı bütçe imkânlarıyla bundan faydalanacak kişilerin sayısı düşürülmek isteniyor.
GÖZLEM – Fenerbahçe başkanlığına yeniden Aziz Yıldırım aday oldu. Başkanlığı da kazanacak gibi gözüküyor. Futbolda Galatasaray’ın açtığı arayı ve bulduğu farkı kapatabilir mi: neler yapmalı?
K – Aziz Yıldırım’ın baş hedefi Fenerbahçe’yi şampiyon yapmak. Fenerbahçe, eğer bu yıl da başaramazsa, 12 yıldır şampiyonluk görmemiş olacak. Bunun 4 yılı Aziz Yıldırım döneminde. Bu durum takımı psikolojik olarak ciddi biçimde etkiliyor. Bu da futbolunda, hatalarında ortaya çıkıyor. Yıldırım’ın hedefinin çok iyi transferler yapmak olduğu anlaşılıyor. Bunun bir yolunu da son divan toplantısında “Oğuz Çetin başkanlığında bir vakıf kurduk. Üst akıl aramayalım artık. Bunları çağırın, antrenörünüz kimse oyuncu lazım olan yerleri söyleyeceksiniz ve oyuncu seçecekler” diye açıklamıştı. Ancak bu yöntem kısa dönemde ne kadar etkili olur? Borç yönetimi, projeler değil, Fenerbahçe’nin şampiyon olması başarıdaki tek ölçüt olacak. Galatasaray da 1980’lerde 13 yıl beklemişti. Fenerbahçe eninde sonunda şampiyon olacak. Bu yıl olup olmayacağını en başta yapılacak transferler gösterecek.
Ankara’da konuşulan “Mutlak Butlan” konuları
Ankara’da konuşulan “Mutlak Butlan” konuları
Paylaş: