.
Ekonomik Göstergeler
Dolar
29.84 ₺
Euro
32.45 ₺
GBP
1.124 ₺
JPY
7.842
Ana Sayfa
Gündem
Spor
Köşe Yazıları
Podcast

Akran zorbalığından okul katliamına!

Okuma Süresi: 4 Dakika
Toplam Okunma: hesaplanıyor...
Akran zorbalığından okul katliamına!
Akran zorbalığından okul katliamına!
Paylaş:
Amerika kaynaklı haberlerde üzüntü ile izlediğimiz, bir öğrencinin kendi okulundaki diğer öğrenci ve öğretmenlere yönelik silahlı saldırılarının benzerleri, Urfa ve Maraş'ta da gerçekleşince milletçe üzüntüden kahrolduk. Hepsine rahmet diliyorum.
Bu trajik saldırıların ilki 2007 yılında, Amerika'nın Virginia kentinde yaşanmıştı. 16 Nisan 2007 tarihi bir pazartesi gününe rast geliyordu ve Eyalet Politeknik Üniversitesi öğrencisi Seung-Huı Cho, yanına aldığı iki yarı otomatik tabanca ve çok sayıda şarjör ile üniversite kampüsüne girdi ve 32 kişiyi öldürdü. 17 kişi de yaralandı. Bu olay, o ana kadarki Amerikan tarihinin en ölümcül toplu silah saldırısı idi. Saldırıyı yapan kişi, ortaokul yıllarında endişe bozukluğu tedavisi görmüştü, öğrencisi olduğu fakültede iki kız öğrenciyi takip ettiği gerekçesi ile adli soruşturmaya maruz kalmıştı. O soruşturmada, akli dengesinin yerinde olmadığına dair uzman görüşleri dosyasına eklenmişti. 
Bizde ilk kayıtlar için 2015 yılına kadar gidiyoruz. Erzincan'da bir okul çalışanı, iki iş arkadaşını öldürüp intihar etmiş. Yine aynı yıl, Adana'da dört öğrenci, arkadaşları tarafından bıçaklanmıştı. Sonrasında birçok buna benzer saldırı haberlerini izleyebiliyoruz. Daha geçen yıl 2 Mart tarihinde, İstanbul Çengelköy'deki bir okulda, sadece yedi yaşında bir öğrencinin, öğretmenini bıçakladığı haberi vardı. Bu olaylar sonrasında, daha bir kaç hafta öncesine kadar, birçok okulda akran zorbalığına dair haberleri okuyorduk. Arkadaşlarına incitici sözden fiziksel şiddete kadar giden spektrumda acı vermek amacı ile yapılan tüm davranışları kapsayan akran zorbalığının giderek yaygınlaşmasını, toplumumuzda son yıllarda gözlemeye başladık. Genellikle, erkek çocuklardaki fiziksel, kız çocuklarda ise psikolojik maruziyette gelişen zorbalığa, çevrimiçi siber zorbalık da eklenince, iş daha kompleks bir yapıya dönüştü. Önceki on yıllarda istisnai sayılabilecek benzer olaylar söz konusu iken, akran zorbalığına giderek sık rastlanılır olunması, bir temel hak olarak eğitici, destekleyici ve güvenli bir eğitimi çocuklarımıza verirken, onları, her türlü fizik ve psikolojik istismardan koruyucu bir ekosistemi kurmak adına yeni bir yapılanmanın gerekli olduğu konusunda bizleri uyarıyordu.
Ancak Maraş'ta bir ortaokulda gerçekleşen saldırı hepimizi dehşete düşürdü. Yanında beş silah ve 7 şarjörle gelen, aynı okulun 14 yaşında sekizinci sınıf öğrencisi, sekiz arkadaşını ve bir öğretmenini katletti. Silahların emniyet mensubu babasına ait olduğunu ilin valisi açıkladı. Bir güvenlik görevlisinin beylik silahının olduğunu biliyoruz ancak sınırsız sayıda silah edinmesinin mümkün olup olmadığı konusunda bir bilgiye sahip değiliz!
Bu olgunun kuşkusuz kriminal, birey psikolojisi, sosyal doku unsurları olarak aile ve toplumsal yapı dinamikler alt başlıkları derinliğine analiz edilecek, ayrıca dijital platform ve ağlarının etkileri, yani sosyal medya ele alınacaktır. Nihayetinde sadece 14 yaşında bir çocuğun bireysel psikodinamik gelişimi, yaşadığı ruhsal travmalar, öfke kontrolleri ve duygu durum değişikliklerinin kontrolüne bağlı anormal kişilik gelişiminin gerek okul rehber öğretmenleri, gerekse aile ebeveynleri ve hatta arkadaşları tarafından fark edilmemiş olması mümkün görünmemektedir. Gerek bireysel yaşamı, gerekse akran etkileşimleri normal görünse bile, aile içi iletişim eksikliğinden aile içi şiddete kadar birçok nedene bağlı psikolojik etkenlerin, bireyi şiddete itebildiğine biliyoruz. Keza, o yaş grubunun saatlerini çalan ve bugünlerde yürürlüğe giren “15 yaş altı çocukların sosyal medyaya erişimini engelleyen yasanın” gerekçesinde de belirtildiği gibi, şiddet içerikli oyun ve filmlerin, çocukluk algısında şiddeti normalleştirirken, bu tür eylemler için motive ettiği de malumun ilanı olacaktır. Gerçi bu noktada, İngiltere orijinli bir çalışmada, Avustralya'da 12-15 yaş grubunda sosyal medya platformlarına getirilen yasak sonrası çocukların yüzde 61'inin hesaplarına erişebildiğini tespit etmiş! Dolayısı ile sadece yasal düzenleme kadar bu konuda hizmet veren platformların da aynı hassasiyetle yaş doğrulama ve denetlemeye özen göstermesi gerekecek.
Nihayetinde bu saldırı, okullarda bireysel psikolojik destekten, her türlü zorbalığı ortadan kaldıran önlemlere, okul yönetimi ve öğretmen ile ailelerin doğrudan daha sistematik bir etkileşiminden emniyetçe alınabilecek güvenlik önlemlerine kadar birçok düzenlemenin yeniden inşasını gerektiriyor. Güvenlik tedbirleri demişken, Xavier Üniversitesinden Prof.Dr. Cheryl Lero Jonson'un da belirttiği gibi “Metal dedektörler, silahlı güvenlik elemanları ve erişim kısıtlamaları ile okulları bir hapishaneye” çevirmemek de şart… Yapılan araştırmalar, saldırgan çocukların çoğunun silahı evlerinden temin ettiklerini gösteriyor, dolayısı ile ailenin evinde ebeveynlerinde silah bulunup bulunmamasının değerlendirildiği, öğrencinin ders performansında ani düşüş ya da davranış patolojilerinin erken teşhisi, en az akademik başarıları kadar yakından takip edildiği bir yapılanmanın gerekliliği söz konusudur. Bu konuda eğitimcilere psikologlar, sosyolog ve sosyal hizmet uzmanları, çocuk gelişim uzmanları, ilgili üniversite kurumları ile emniyet örgütü ve yerel yönetim birimleri destek olup, ülkemize özgü bir sistemin altyapısı oluşturabilirler.
Amerika'dan Finlandiya'ya ya kadar dünyanın birçok ülkesinde görülen okul saldırıları, bireysel psikolojiden sosyoekonomik ve sosyopolitik dinamiklere kadar multidisipliner bir çoklu nedenler evrenine haiz olduğundan, çözümü de kompleks ve çok katmanlı bir sistem dahilinde mümkün olacaktır.